Tarih: 21 Eylül 2026 Türkiye'de Adalet, Ekonomi ve Dış Politikada Derinleşen Güven Krizi: Hak ve Adalet Partisi'nden Hükümete Çağrı **GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ** Bugün Türkiye, adalet mekanizmalarını sarsan, ekonomiyi içinden kemiren ve dış politikada ülkeyi maceraya sürükleyen gelişmelerle boğuşmaktadır. Çok sayıda üst düzey iş insanı, medya mensubu ve bürokratın adının karıştığı devasa fon soruşturması, milletimizin adalet ve dürüst yönetim arayışını bir kez daha test etmektedir. Milyonlarca dolar ve avronun İsviçre hesaplarına aktarıldığı, yüz milyonlarca liralık şüpheli para hareketlerinin tespit edildiği iddiaları, bu soruşturmanın boyutunu ve yolsuzluğun derinliğini gözler önüne sermektedir. İstanbul Topkapı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı, Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı ve Galatasaray Sportif A.Ş. Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi gibi önemli isimlerin gözaltına alınması, bu kirli ilişkiler ağının ne denli genişlediğini göstermektedir. Finans piyasalarında yaşanan bu tür çalkantılar, Sermaye Piyasası Kurumu’nun yatırım fonlarının tasfiye süresini uzatma kararıyla daha da belirginleşmektedir. Bu karar, piyasalardaki kırılganlığın ve belirsizliğin bir itirafıdır. Bir yandan ülkenin finansal yapısı bu tür skandallarla sarsılırken, diğer yandan dış politikada atılan adımlar büyük riskler içermektedir. Dışişleri Bakanı’nın Suudi Arabistan’a yönelik askeri ihtiyaçları karşılama ve Yemen’deki çatışmalara olası askeri müdahale sinyali vermesi, ülkemizi komşumuzdaki sıcak bir çatışmanın içine çekme potansiyeli taşımaktadır. Bu tür kritik kararların Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayına sunulmadan gündeme gelmesi, demokrasiye ve milli iradeye olan saygının sorgulanmasına yol açmaktadır. İç siyasette ise partiler arası geçiş iddiaları ve milletvekili transferleri konuşulmaktadır. Ana muhalefet partisi kaynaklarından gelen açıklamalar, önümüzdeki günlerde Meclis’teki sandalye dağılımında önemli değişiklikler yaşanabileceğini göstermektedir. Bu durum, siyasi istikrarsızlığın ve iktidar mücadelesinin ülkenin gerçek sorunlarının önüne geçtiğinin bir başka göstergesidir. Türkiye, böylesine ciddi iç ve dış meydan okumalarla karşı karşıyayken, siyasetin bu denli çalkantılı olması endişe vericidir. **DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ** Hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma hakkı, bugün Türkiye’de ciddi tehdit altındadır. İktidarın ortaklarından gelen “gizli tanık” beyanlarının tek başına hükme esas alınamayacağına dair açıklamalar, mevcut yargı pratiğindeki derin sorunları açıkça ortaya koymaktadır. Partimiz, savunma hakkını kısıtlayan, şüpheli ve sanığın tanıkla yüzleşme hakkını elinden alan bu tür uygulamaların demokrasiyle bağdaşmadığını yıllardır dile getirmektedir. Yüksek profilli davalarda sıklıkla başvurulan ve adalete gölge düşüren “gizli tanık” sistemi, hukuk devletine olan güveni temelden sarsmaktadır. Adil yargılamanın temel prensipleri göz ardı edilerek yürütülen süreçler, maalesef hukuka olan inancı zayıflatmaktadır. Fon soruşturması adı altında ortaya çıkan devasa yolsuzluk ve para transferi iddiaları, yargının bağımsızlığı ve hesap verebilirliği konusunda büyük soru işaretleri yaratmaktadır. Halkımızın vergileriyle oluşan değerlerin, şaibeli işlemlerle yurt dışına kaçırıldığına dair güçlü delillerin ortaya çıkması, siyasi ve ekonomik gücü elinde bulunduranların dokunulmazlığı algısını pekiştirmektedir. Yargının, bu tür iddiaları şeffaf ve kararlı bir biçimde soruşturması, failleri hak ettikleri cezaya çarptırması ve bu düzeni değiştirmesi bir zorunluluktur. Aksi takdirde, hukuk devletinin sadece bir kağıt üzerinde kalan bir ilke olduğu gerçeğiyle yüzleşeceğiz. Ayrıca, ifade ve basın özgürlüğü üzerindeki baskılar da demokrasi ve hukuk devleti açısından kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Bağımsız medya kuruluşları üzerinde kurulan baskılar, “sansür kararları” ile susturulma çabaları, halkın doğru bilgiye ulaşma hakkını engellemektedir. Partimiz, demokrasinin teminatı olan bu hakların kısıtlanmasına yönelik her türlü girişime karşı durmaktadır. Özgür basın olmadan, şeffaf bir yönetimden ve hesap verebilen bir devletten söz etmek mümkün değildir. **EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR** Türkiye ekonomisi, bugün derin bir yapısal krizle boğuşmaktadır. Vatandaşlarımız, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyonun altında ezilirken, kamu kaynaklarının nasıl harcandığına dair şüpheler her geçen gün artmaktadır. Ortaya çıkan devasa fon soruşturması ve milyarlarca liralık şüpheli para hareketleri, kamu varlıklarının şeffaf olmayan yollarla nasıl heba edildiğinin acı bir göstergesidir. Yurt dışına aktarılan büyük meblağlar, bu ülkenin zenginliğinin bir avuç kesimin çıkarına nasıl kullanıldığını ve halkın refahının nasıl göz ardı edildiğini gözler önüne sermektedir. Küresel ölçekte devletlerin borç yükü ve bu borçlara ödenen yüksek faizler, ülkelerin vergi gelirlerini adeta yutmaktadır. Türkiye’nin kamu borcu oranı bazı gelişmiş ülkelere göre düşük görünse de, bu durum ekonominin sağlam olduğunu göstermemektedir. Aksine, ağırlaşan faiz yükü, hükümetin halka hizmet götürme kapasitesini ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Bu durum, ya vergileri artırma ya da kamu harcamalarını kısma gibi zorlayıcı seçenekleri beraberinde getirmektedir. Ancak her iki seçenek de siyaseten kolay olmamakla birlikte, vatandaşın yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Toplumsal yaşamda ise artan gerilim ve belirsizlik, insanımızın geleceğe dair umutlarını tüketmektedir. Yüksek faizler, yolsuzluk iddiaları, dış politikadaki riskli hamleler, Gazze ve Ukrayna gibi bölgelerdeki çatışmaların ekonomiye yansımaları ve komşu ülkelerle yaşanan gerilimler, genel bir kaygı ve güvensizlik ortamı yaratmaktadır. Partimiz, bu ekonomik ve toplumsal sorunların temelinde, şeffaf olmayan, adil olmayan ve liyakate dayanmayan bir yönetim anlayışının yattığına inanmaktadır. **PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ** Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin karşı karşıya olduğu bu derin krizden çıkışın ancak köklü reformlarla mümkün olduğuna inanıyoruz. Öncelikle, adaletin temelini sarsan "gizli tanık" gibi uygulamalardan vazgeçilmeli, yargı tamamen bağımsızlaştırılmalı ve hesap verebilir bir yapıya kavuşturulmalıdır. Her türlü yolsuzluk ve usulsüzlük, kim olursa olsun, şeffaf bir şekilde soruşturulmalı ve failleri en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Milletimizin devlete olan güveni ancak bu yolla yeniden tesis edilebilir. Ekonomik alanda ise partimiz, üretime dayalı, gelir dağılımında adaleti sağlayan ve israfı önleyen politikaları savunmaktadır. Kamu borç yükünü azaltmak, faiz canavarının vatandaşın cebinden çalmasını engellemek için rasyonel ve sürdürülebilir bir mali disiplin hayata geçirilmelidir. Sermaye piyasalarında şeffaflık artırılmalı, usulsüzlüklerin önüne geçecek etkin denetim mekanizmaları kurulmalıdır. Vatandaşın alım gücünü artıran, enflasyonu kontrol altına alan ve adil bir vergi sistemiyle zenginleşmeyi tabana yayan bir ekonomik model şarttır. Dış politikada ise maceracı yaklaşımlardan uzak durularak, ulusal çıkarlarımıza hizmet eden, barışçıl ve diplomatik çözümleri önceleyen bir strateji benimsenmelidir. Partimiz, bölgesel çatışmalara taraf olmak yerine, aktif bir arabuluculuk rolü üstlenerek bölgesel ve küresel barışa katkı sunulması gerektiğini düşünmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dış politikadaki kararlarda etkin rol alması, milli iradenin tecellisi açısından vazgeçilmezdir. Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla işlediği, hukukun üstünlüğünün tartışmasız olduğu, ekonomik refahın adil dağıtıldığı ve özgürlüklerin güvence altına alındığı bir Türkiye inşa etmek için Hak ve Adalet Partisi olarak kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı) ================================================================================ İletişim: [email protected] ================================================================================
Yazıyı Paylaş
“Bulten” ögesine 2 yanıt
-
Selam. Yazınız çok güzel. Zevkle okuyorum hergün.
-
Memleketin hali harap

Bir yanıt yazın