Tarih: 21 Haziran 2026 TÜRKİYE'NİN SİYASETİ, HUKUKU VE EKONOMİSİ DERİN BİR BUHRANIN EŞİĞİNDE **GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ** Ülkemizin bugünkü siyasi gündemi, ne yazık ki derin bir belirsizlik ve çelişkilerle dolu bir tablo çizmektedir. Yakın geçmişte mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna oturan siyasi figürün, dokunulmazlıkların kaldırılmasına dair sarf ettiği "pişman değilim" ifadeleri, siyasetteki adalet anlayışının sorgulanmasına yol açmıştır. Demokrasinin temel taşlarından olan hukukun, siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirilmesi kabul edilemezdir. Diğer yandan, önümüzdeki günlerde başkentimizde düzenlenecek olan NATO Zirvesi öncesi artırılan güvenlik önlemleri, dış politikadaki bağımsızlık ve ulusal çıkarlarımızın ne ölçüde korunduğu sorularını gündeme getirmektedir. Bu zirveye karşı yurtsever çevrelerden gelen itirazlar ve NATO üyeliğinden ayrılma çağrıları, egemenlik meselemizin sıcaklığını koruduğunu göstermektedir. Bölgemizdeki gerilimler de gündemi meşgul etmektedir. Pakistan, ABD ve İran arasındaki teknik düzeydeki görüşmeler ve İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi, ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyanın kırılganlığını gözler önüne sermektedir. Bu gelişmeler, uluslararası ilişkilerde sağlam ve ilkeli bir duruş sergilenmesinin zorunluluğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Partimiz, böylesi kritik dönemlerde dahi iç ve dış politikada milli menfaatleri merkeze alan, şeffaf ve kararlı adımlar atılması gerektiğine inanmaktadır. Tüm bu karmaşık tablonun üzerine, 2026 yaz mevsimi haritası üzerinden yapılan astrolojik yorumlar dahi, yaklaşan dönemin savaşlar, kitlesel ölümler, doğal afetler ve toplumsal isyanlar gibi ciddi riskleri barındırdığına işaret ederek, zaten gergin olan atmosferi daha da ağırlaştırmaktadır. Halkımız, bu denli kritik bir dönemde, yöneticilerden basiretli ve ferasetli liderlik beklemektedir. **DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ** Türkiye'de demokrasi ve hukuk devleti ilkesi, bir kez daha ağır bir sınavdan geçmektedir. Eski bir genel başkanın dokunulmazlıklarla ilgili sözleri, siyasi hesaplaşmaların hukukun üstünlüğüne nasıl gölge düşürdüğünün acı bir göstergesidir. Kürsü dokunulmazlığı dışında hiçbir dokunulmazlığın doğru bulunmadığı yönündeki beyanlar, elbette ki ilkesel olarak doğru bir duruştur. Ancak geçmişte verilen "evet" oylarının sonuçları ve özellikle bir kesimin bu kararlardan mağdur edilmesi, siyasetin etik ve adalet anlayışını zedelemektedir. Hukuk, bir intikam aracı değil, toplumsal düzenin ve adaletin teminatı olmalıdır. Antalya'da koruma altındaki sahillerde otel projelerine onay verilirken, aynı anda valilik himayesinde denizlerin korunması için "Mavi Akdeniz İnisiyatifi" kurulması tam bir çelişkiler yumağıdır. Yargının, bu "ÇED Gerekli Değildir" kararlarını iptal etmesi, hukuk devletinin zaman zaman yavaş da olsa işlediğini göstermektedir. Ancak asıl sorun, bu kararların başlangıçta neden verildiği ve kamu yararının nasıl göz ardı edildiğidir. Bu durum, idari süreçlerdeki keyfiliğin ve çıkar odaklı yaklaşımların hukuku nasıl hiçe saydığını gözler önüne sermektedir. Ne yazık ki, yıllardır bu memlekette hak, hukuk ve adalet kavramlarının siyasetçiler tarafından paspas gibi çiğnendiğine tanıklık ediyoruz. **EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR** Ülkemiz ekonomisi, ağır bir yük altında ezilen vatandaşlarımızı her geçen gün daha da zorlamaktadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı'nın SGK borcu bulunan işverenler ve belediyeler için açıkladığı yeni düzenlemeler, ne yazık ki kalıcı bir çözüm olmaktan uzaktır. Borçların vade süresinin 36 aydan 72 aya çıkarılması ve faiz indirimi yapılması, yüzeydeki bir kanamayı geçici olarak durdurmaya benzer. Bu, işletmelerin ve yerel yönetimlerin kronikleşen borç sorunlarının yapısal ekonomik sorunlardan kaynaklandığını açıkça göstermektedir. Ülkede "çarkların dönmesi" adına atılan bu adımlar, sadece mevcut sorunları ertelemekte, derinleşmesine engel olamamaktadır. Toplumsal adaletsizlikler ve çalışma hayatındaki güvencesizlik ise yürek yakmaya devam etmektedir. Kütahya'da yaşanan iş cinayetinde üç işçinin hayatını kaybetmesi, iş güvenliği önlemlerindeki yetersizliklerin ve denetimsizliğin acı bir sonucudur. İnşaat firması sahibi, taşeron şirket sahibi ve şantiye şefinin tutuklanması, elbette ki bir başlangıçtır; ancak asıl olan, bu tür felaketlerin yaşanmaması için gerekli tüm tedbirlerin alınması, insan hayatının her şeyin üzerinde tutulmasıdır. Halkımız, meydanlarda milli maçları izlerken, arka planda yaşanan bu tür trajedilere ve sistematik adaletsizliklere karşı sessiz kalmaktadır. Bu durum, bir bütün olarak milletimizin derin bir siyasi ve toplumsal uyuşukluğa itildiğinin en net göstergesidir. **PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ** Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin bugün karşı karşıya olduğu çok boyutlu buhranın farkındayız ve bu duruma seyirci kalmayacağız. Partimizin temel görüşü, Türkiye'nin ancak gerçek bir hukuk devleti ilkesine bağlı kalarak, yargının bağımsızlığını koşulsuz sağlayarak ve hukuku siyasi hesaplaşmalardan arındırarak ileriye gidebileceğidir. Dokunulmazlıklar konusunda yaşanan tartışmalar, bu topraklarda adaletin ne denli yıprandığını göstermektedir. Biz, herkes için eşit ve şeffaf bir adalet sistemi talep ediyor, siyasetin hukuku değil, hukukun siyaseti yönlendirmesi gerektiğini savunuyoruz. Ekonomik sorunların yüzeysel tedbirlerle değil, köklü yapısal reformlarla çözülebileceğine inanıyoruz. SGK borçlarının ertelenmesi gibi adımlar, sadece günü kurtarmaya yöneliktir. Partimiz, üretim ekonomisini destekleyen, istihdamı artıran, iş güvencesini sağlayan ve gelir dağılımındaki adaletsizliği ortadan kaldıran kapsamlı bir ekonomik program önermektedir. İş cinayetlerinin önlenmesi için caydırıcı yasal düzenlemeler ve etkin denetim mekanizmalarının hayata geçirilmesi, bizim için birincil önceliktir. Dış politikada ise milli menfaatlerimizi her şeyin üzerinde tutan, egemenliğimize gölge düşürecek hiçbir adıma müsaade etmeyen, bağımsız ve ilkeli bir duruş sergilenmesi elzemdir. NATO üyeliği gibi stratejik konular, milletimizin tam bağımsızlık ideali doğrultusunda yeniden masaya yatırılmalıdır. Çevre ve doğanın korunması, rant uğruna talan edilmesinin önüne geçilmesi partimizin vazgeçilmez ilkelerindendir. Halkımızı, bu hukuksuzluklara, adaletsizliklere ve ekonomik zorluklara karşı sesini yükseltmeye, haklarını aramaya ve partimizle birlikte geleceğe umutla bakmaya çağırıyoruz. Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı) ================================================================================ İletişim: [email protected] ================================================================================
Yazıyı Paylaş
“Bulten” ögesine 2 yanıt
-
Selam. Yazınız çok güzel. Zevkle okuyorum hergün.
-
Memleketin hali harap

Bir yanıt yazın