Tarih: 14 Ocak 2026

**Ülke Yönetimindeki Kaos ve Güvensizlik Ortamı: Vatandaş Felakete Sürükleniyor!**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün Türkiye'de yaşanan siyasi tablo, ne iktidar ortağı partiler ne de ne yazık ki vatandaş tarafından anlaşılamaz bir karmaşa içindedir. Her sabah uyandığımızda, ülkenin nereye gittiğine dair soruların cevapsız kaldığı bir belirsizliğe uyanıyoruz. İktidarın küçük ortağının sözcülerinin, yabancı liderlere yönelik sert çıkışları, işlerine geldiğinde gürültülü bir muhalefet sergilerken, gerçekler ortaya çıktığında ise sessizliğe bürünmeleri, ülke yönetimindeki tutarsızlığın ve çelişkinin en açık göstergesidir. İktidarın "terörsüz Türkiye" masalının nasıl çöktüğü, göz göre göre ortaya çıkmıştır.

Ülkemizin dış ilişkilerdeki itibarı ve bağımsız duruşu ciddi yara almıştır. Geçmişte yaşanan, yabancı bir liderin devlet kayıtlarına geçecek şekilde ülkemizin ekonomisini tehdit eden ve ulusal onurumuza yakışmayan ifadeler içeren mektubu dahi karşılıksız kalmıştır. Böyle bir hakaretin devlet tarihinde görülmediği, yaşanan acı bir gerçektir. Böylesine belalı bir coğrafyada, "emperyalist köpek balığı" olarak nitelendirilen güçlerin bölgedeki yıkıcı müdahaleleri gözler önündeyken, mevcut yönetimin basiretsizliği ülkemizi daha büyük risklere atmaktadır. Emperyalist güçlerin bombalayarak demokrasi getirme iddiaları, Irak, Afganistan, Libya örneklerinde görüldüğü gibi, sadece yıkım ve kaostan ibaret kalmıştır. Bu durum, Türkiye'nin kendi kaderini tayin etme gücünü zayıflatan, dışarıya bağımlı politikaların bir sonucudur.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkemizin bağımsızlığının ve güvenliğinin yegane teminatıdır. Ancak son yıllarda ordumuzun kamuoyundaki güvenilirliği, üzücü bir şekilde aşınmıştır. "Ergenekon" ve "Balyoz" gibi kumpas davaları, ardından gelen 15 Temmuz hain darbe girişimi, bu güven erozyonunun temelini oluşturmuştur. Liyakat ve vatanseverlik yerine siyasi tercihlere göre yapılan müdahaleler, ordumuzun yapısını temelden sarsmıştır. Atatürkçü ve pırıl pırıl teğmenlerin haksız yere ordudan atılması, buna karşılık "Atatürk'ü sevmiyorum" diyenlerin mahkeme kararıyla geri alınması kabul edilemez bir çifte standarttır.

Emekli kahraman subay ve generallerimizin, fikirlerini özgürce ifade ettikleri için orduevlerine girişlerinin yasaklanması, ülkedeki ifade özgürlüğü ve demokrasiye vurulan bir darbedir. Bu uygulama, geçmişte terörle mücadelede cansiperane görev yapmış, komuta kademesinin bile cesaret edemediği bölgelere gönüllü gitmiş kahramanların (tıpkı 1993'te Hakkari'ye giden kurmay albay örneğinde olduğu gibi) itibarsızlaştırılması anlamına gelmektedir. Kendi iç kurumlarında dahi yolsuzluk iddialarının zaman zaman patlak vermesi, ordumuzun saygınlığına gölge düşürmektedir. Demokrasi ve hukuk devleti, eleştirel seslerin kısılmasından değil, aksine onlara kulak verilmesinden güç bulur. Halkın güvenini yitirmiş bir ordu, ülkenin bekası için büyük bir zafiyet kaynağıdır.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Mevcut ekonomik yönetim, vatandaşın cebini boşaltmaya ve yaşam kalitesini düşürmeye devam etmektedir. Otomobil gibi günümüz dünyasında artık bir lüks değil, zorunlu bir ihtiyaç olan taşıtlardan alınan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV), ülkemizi bu konuda dünyada ender örneklerden biri haline getirmiştir. 2002'de %27-50 aralığında olan ÖTV oranları, bugün %70-220 seviyelerine çıkmış, vergisiz fiyatı 1 milyon TL olan bir aracın vatandaşa maliyeti neredeyse iki katına ulaşmıştır. Bu durum, Avrupa Birliği ülkelerinde 100 birime ulaşılabilen bir otomobile Türkiye'de 144 birimle ulaşılmasını sağlamakta, zaten düşük olan asgari ücretle yaşam mücadelesi veren vatandaşlarımızın seyahat özgürlüğünü vergi takozlarıyla engellemektedir.

Ekonomik güvensizlik ortamı, vatandaşlarımızın yurt dışına yönelmesine neden olmuştur. Son 5 yılda yurt dışındaki gayrimenkul yatırımları tam 12 kat artarak rekor kırmıştır. Bu durum, yalnızca varlıklı iş insanlarının değil, çocuklarının eğitimi için seküler bir gelecek arayan orta gelir grubunun dahi yurt dışında ev alma, hatta birikimlerini tasfiye ederek ülkeyi terk etme kararı almasına yol açmıştır. Portekiz veya Yunanistan gibi ülkelerde ev karşılığı oturma izni alarak Avrupa Birliği'nde serbest dolaşım arayışına giren vatandaşlarımızın sayısındaki artış, ülkedeki gelecek kaygısının ve yönetimden duyulan güvensizliğin somut bir göstergesidir. Öte yandan, maden ocaklarında işçi sağlığı ve güvenliği konusunda verilen müfettiş raporlarının bilinçli olarak yok sayılması ve can kayıplarının eşiğinden dönülerek üretimin durdurulması, iktidarın insan hayatına verdiği değeri sorgulatmakta, ardından işçilerin aylıklarının düşürülmesiyle mağduriyetlerini katlamaktadır.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinde bulunduğu bu derin siyasi, hukuki ve ekonomik krizi büyük bir endişeyle takip etmekteyiz. Partimiz, öncelikle ülke yönetimindeki belirsizliğe son verecek, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını esas alacaktır. Dış politikada ulusal çıkarları ve onuru ön planda tutan, emperyalist güçlerin yıkıcı müdahalelerine karşı dik duran, bölgesel barış ve işbirliğini önceleyen bağımsız bir duruş sergileyeceğiz.

Demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinden asla taviz verilmemelidir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin siyasallaşmadan arındırılması, liyakat ve vatanseverlik esaslarına göre yeniden yapılandırılması, halkımızın orduya olan güveninin yeniden tesis edilmesi partimizin öncelikli hedeflerindendir. Emekli kahraman subaylarımızın özgürce görüşlerini ifade etme hakları güvence altına alınmalı, orduevleri yasakları derhal kaldırılmalıdır. Yargı bağımsızlığı sağlanarak, hiçbir vatandaşımızın haksız yere mağdur edilmediği, adil bir hukuk düzeni inşa edilecektir.

Ekonomik alanda, vatandaşımızın sırtındaki fahiş vergi yükünü hafifletmek için başta otomobil olmak üzere zorunlu ihtiyaçlardaki ÖTV oranları kaldırılmalı veya makul seviyelere çekilmelidir. Ülkemize olan güveni yeniden tesis ederek, yurt dışına kaçan sermayenin ve yetişmiş insan gücünün geri dönmesini sağlayacak istikrarlı, şeffaf ve adil bir ekonomik ortam yaratılacaktır. İşçi sağlığı ve güvenliği, partimiz için kırmızı çizgi olup, denetim raporlarının titizlikle uygulanması ve sorumluların hesap vermesi sağlanacaktır. Hak ve Adalet Partisi, ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, tüm vatandaşlarımızın refahı ve huzuru için çalışacak, güçlü ve müreffeh bir Türkiye hedefiyle yola devam edecektir.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================

Tüm Arşiv