Tarih: 27 Ekim 2026
Değerli basın mensupları ve aziz vatandaşlarımız,
Bugün Türkiye, her alanda derinleşen krizlerle yüzleşirken, iktidarın çözüm üretmek yerine sorunları daha da büyüten yaklaşımları endişe vericidir. Halkımız, siyasetin sığ tartışmalarından ve günü kurtarmaya yönelik hamlelerden bıkmış durumdadır. Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin gerçek gündemini cesaretle dile getirmeye ve çözüm önerilerimizi sunmaya devam ediyoruz.
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Ülkemiz, yolsuzluk ve şaibelerle anılmaya devam etmektedir. TMSF’nin fon vurgunu kapsamında başlattığı gönüllü iade sürecinde, adı siyasi bağlantılarla anılan isimlerin ödeme yapma çabası dahi engellerle karşılaşmaktadır. Özellikle eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı'na yakınlığıyla bilinen bir ismin, haksız kazancın iadesi için mal varlığı üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını talep etmesi, fon vurgununun siyasi ayağının ne denli güçlü ve karmaşık olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu durum, adalete olan inancı derinden sarsmakta, yolsuzlukla mücadelede iktidarın ne kadar samimiyetsiz olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır. SPK'nın ilgili portföy şirketlerinin faaliyetlerini durdurması ve tasfiye kararı alması, bu büyük vurgunun ciddiyetini ortaya koymaktadır.
Dış ilişkilerimizdeki gerginlikler ve bunun iç siyasetimize yansımaları da ciddi endişe kaynağıdır. Bir komşu ülke ile yaşanan başörtüsü tartışmalarının ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı'nın görevden alınması ve akabinde sosyal medya paylaşımları nedeniyle gazeteci ve aktivistlerin gözaltına alınıp ifadeye çağrılması, ülkemizin bağımsız dış politika ilkelerinden ödün verdiğini göstermektedir. Bu tür olaylar, yalnızca ifade özgürlüğünü baskı altına almakla kalmayıp, dış güçlerin iç işlerimize müdahalesine zemin hazırlamaktadır. Partimiz, ulusal çıkarlarımızı koruyan ve hukukun üstünlüğüne dayalı, bağımsız bir dış politika anlayışını savunmaktadır.
Yerel yönetimlerdeki şeffaflık eksikliği de gündemimizdeki yerini korumaktadır. İstanbul'da bir büyükşehir ilçe belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" ve "irtikap" suçlamalarıyla başlatılan operasyonlar, kamu kaynaklarının nasıl çarçur edildiğini açıkça göstermektedir. Bu tür operasyonlar, hangi partiden olursa olsun, yolsuzluğun ve usulsüzlüğün bir parti meselesi değil, ülkenin temel sorunu olduğunu kanıtlamaktadır. Belediyelerin asli görevi olan halka hizmet etme bilincinin, çıkarcı ilişkilerle nasıl yozlaştığı üzüntü vericidir.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Ülkemizde demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri her geçen gün daha da aşınmaktadır. Basın özgürlüğü üzerindeki baskılar tahammül edilemez boyutlara ulaşmıştır. Bir haber sitesinin Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü'nün gözaltına alınıp ardından serbest bırakılması, gazetecilerin üzerindeki Demokles'in kılıcı gibi sallanan tehdidin en somut örneğidir. Bağımsız gazeteciliğin önündeki engeller, halkın doğru haber alma hakkını gasp etmekte, toplumu karanlıkta bırakmaktadır.
Gazeteci Merdan Yanardağ'ın bir yıldır tutuklu bulunması ve kurucusu olduğu yayın kuruluşunun kayyıma devredilmesi, siyasal casusluk gibi ağır iddiaların dahi hukukun genel prensiplerine uygun yürütülmediği endişesini doğurmaktadır. Bu dava kapsamında bir büyükşehir belediye başkanına ve danışmanına yönelik tutuklama kararlarının verilmesi, hukukun siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirildiğini düşündürmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesi çiğnendiğinde, hiçbir vatandaşın can ve mal güvenliği teminat altında değildir.
Milli değerlerimize ve Cumhuriyetimizin kurucu ilkelerine yönelik aymazlık da dikkat çekicidir. Milli Eğitim Bakanlığı takviminde Cumhuriyetimizin kurucusunu anma gününde sınav yapılması ve Diyanet İşleri Başkanlığı hutbelerinde dahi isminin anılmaması, devlet kurumlarının kurucu değerlerimizden uzaklaştığının somut göstergeleridir. Eğitimin ve inanç hizmetlerinin asli görevi, millet olma bilincini ve vatan sevgisini pekiştirmek olmalıdır; ancak görünen o ki, bu kurumlar da siyasi ideolojilerin esiri haline gelmiştir. Gençlerimizin Cumhuriyet’e sahip çıkmak için kampüslerde bir araya gelmesi, bu duruma karşı en güçlü cevaptır.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Vatandaşlarımız, bitmek bilmeyen ekonomik krizler sarmalında nefes almakta zorlanmaktadır. Yüz milyarlarca liralık fon vurgunları ve ihale yolsuzlukları, kamu kaynaklarının adeta hortumlandığını göstermekte, halkın devlete olan güvenini sarsmaktadır. Kur korumalı mevduat gibi popülist politikaların ülkeye trilyonlarca liralık maliyet yüklemesi, yüksek enflasyon ve faiz sarmalından bir türlü çıkılamaması, bütçedeki faiz yükünün katlanarak artması, geleceğimizi ipotek altına almaktadır. 100 liralık vergimizin 20 lirasının faize gidecek olması, milletimizin ne denli büyük bir yük altında olduğunu acı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Toplumsal sorunlarımız da ekonomik sıkıntılarla birlikte derinleşmektedir. Antalya'da yaşanan hortum faciasında, bir inşaat alanında 4 işçimizin hayatını kaybetmesi, iş cinayetlerinin ve güvencesiz çalışma koşullarının acı bir sonucudur. Meteorolojik uyarılar olmasına rağmen, işçilerin barındığı konteynerlerin güvenli olmayan koşullarda bulunması, can güvenliğinin hiçe sayıldığını göstermektedir. Bu tür olaylar, sadece bir doğa olayı olarak değil, aynı zamanda denetimsizliğin ve insan hayatına verilen değerin sorgulanması gereken bir toplumsal trajedi olarak okunmalıdır. İşçilerimizin canı, kâr hırsına kurban edilmemelidir.
Ülkemiz, sürekli olarak yeni krizlerle ve sorunlarla yüzleşirken, iktidarın yaklaşımı ise yalnızca günü kurtarmaya yönelik olmaktadır. Kamuoyunun tepkisini dindirmek için birkaç sorumlu bulunup televizyonlarda konu birkaç gün köpürtülmekte, ancak sorunların temel nedenleri asla çözülmemektedir.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, bu karanlık tabloyu aydınlatmak ve ülkemizi layık olduğu refah ve huzura kavuşturmak için somut çözümler sunuyoruz. Partimiz, öncelikle hukukun üstünlüğünü ve bağımsız yargıyı yeniden tesis etmeye kararlıdır. Hukukun siyasallaştırılmasına son verecek, herkes için eşit ve adil bir yargı sistemini inşa edeceğiz. Medya ve ifade özgürlüğü üzerindeki tüm baskılara son vererek, gazetecilerin korkusuzca görevlerini yapabildiği, halkın doğru bilgiye ulaşabildiği bir Türkiye inşa edeceğiz.
Yolsuzlukla mücadele, partimizin temel önceliklerinden olacaktır. Fon vurgunları, ihale yolsuzlukları gibi kamu kaynaklarını sömüren her türlü çıkar ilişkisinin üzerine kararlılıkla gidecek, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerini hayata geçireceğiz. Kamu yönetiminde liyakati esas alacak, parti aidiyetine değil, yetkinliğe dayalı bir sistemi kuracağız.
Ekonomide ise vatandaşımızın omzundaki yükü hafifletmek için radikal adımlar atacağız. Yüksek enflasyonla gerçekçi yöntemlerle mücadele edecek, popülist ve günü kurtaran politikaları terk edeceğiz. Üretimi destekleyecek, faiz yükünü azaltacak ve adil bir vergi sistemi oluşturarak gelir dağılımındaki adaletsizliği gidereceğiz. İşçi haklarını güvence altına alacak, iş cinayetlerini önlemek için gerekli tüm denetimleri eksiksiz uygulayacak ve güvenli çalışma ortamları sağlayacağız.
Partimiz, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine bağlı, çağdaş, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti hedefiyle yoluna devam edecektir. Milletimizin iradesine pranga vuran her türlü yaklaşıma karşı duracak, Türkiye'yi hak ettiği aydınlık geleceğe taşıyacağız.
Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================