Tarih: 17 Ağustos 2026

**Siyasi İradeye Meydan Okuyan Gelişmeler: Demokrasi Nereye Gidiyor?**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Türkiye, son günlerde siyasi iktidarın halkın iradesine yönelik pervasız adımlarına ve devletin temel kurumlarını yıpratan tasarruflarına tanıklık etmektedir. Özellikle yerel seçim sonuçlarının ardından farklı partilerden seçilen belediye başkanlarının adeta bir transfer operasyonuyla iktidar partisine geçişi, demokrasiye olan inancı sarsmaktadır. Ankara'da birçok ilçenin bu yolla el değiştirmesi, vatandaşın sandıkta gösterdiği tercihin hiçe sayılması anlamına gelmektedir. Şırnak'ın İdil ilçesinde DEM Parti'den rekor oyla seçilen bir başkanın da iktidar saflarına katılması, seçimle kazanılamayanın başka yollarla elde edildiği şüphelerini derinleştirmektedir.

Diğer yandan, iktidar ortaklarından birinin liderinin "Terörsüz Türkiye" projesi kapsamında TBMM'den geçen yasa hakkındaki açıklamaları, sürecin ucu açık ve tehlikeli bir yola girdiğini göstermektedir. Bu yasanın bir "af yasası" olmadığı iddiası inandırıcılıktan uzakken, AİHM kararlarının uygulanması ve Abdullah Öcalan'ın süreçteki rolüne ilişkin imalar, milli vicdanda derin yaralar açmaktadır. Partimiz, bu tür adımların ülkenin birliğini ve bütünlüğünü tehdit ettiğini, bölücü terörle mücadeleyi sulandırdığını defalarca dile getirmiştir.

Toplumun bilgiye erişim hakkının dahi ticari bir meta haline getirilmesi, medya özgürlüğü ve eşitlik ilkesi açısından kabul edilemezdir. Köşe yazılarının bile reklamsız üyelik veya ücretli abonelikle "erken erişim"e açılması, bilgiye ulaşımda ayrıcalık yaratmakta ve halkın doğru ve zamanında haber alma hakkını kısıtlamaktadır. Bu durum, medyanın geldiği içler acısı durumu ve iktidarın bilgi üzerindeki tahakküm arayışını gözler önüne sermektedir.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Türkiye'de hukuk devleti ilkesi ve demokrasi standartları giderek aşınmaktadır. Emekli bir amiral hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle soruşturma başlatılması, ifade özgürlüğüne yönelik baskıların artarak devam ettiğinin somut bir göstergesidir. Yargının siyasi iktidarın elinde bir sopa olarak kullanıldığı endişesi, her geçen gün daha da güçlenmektedir. Vatandaşlarımızın eleştiri ve düşüncelerini özgürce ifade etme hakkı, anayasal bir güvence altında olmalı ve korunmalıdır.

İçişleri Bakanı'nın tarikatlara yönelik operasyonlar hakkındaki açıklamaları ise iktidarın "ayrımcı" hukuk anlayışını bir kez daha ortaya koymuştur. "Hiçbir dindar insanımıza, hiçbir cemaate operasyon yapılmamıştır" derken, Süleymancılara yönelik operasyonu "örgütün üst yönetimine" yönelik olarak tanımlaması, iktidarla hizalanmayan dini oluşumlara karşı uygulanan "seçici" adaleti açıkça gözler önüne sermektedir. Bylock benzeri gizli yazılımlardan bahsedilmesi, kamuoyunun hafızasındaki FETÖ soruşturmalarını canlandırmakta ve bu konuda çifte standart uygulandığı izlenimini pekiştirmektedir. Hukuk, kişilere veya gruplara göre değil, evrensel ilkeler çerçevesinde işletilmelidir.

"İkinci Cumhuriyet" adı altında yürütülen politikalar, ulus devletin temelini dinamitlemekte ve milleti ortak bir paydada buluşturan değerleri aşındırmaktadır. "PKK'lılara af" yasası olarak adlandırılan düzenleme, terörle mücadelede devletin kararlılığını zedelemekte ve terör mağdurlarının adalet arayışını baltalamaktadır. Partimiz, bu yasanın meşruiyetini sorgulamakta, millet iradesinin bu tür hassas konularda istismar edilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Demokrasi, sadece sandıktan ibaret değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin, yargı bağımsızlığının ve kuvvetler ayrılığının eksiksiz işlediği bir sistemdir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Global düzeyde savunma harcamalarının artması ve bunun ulusal bütçeler üzerindeki etkisi, Türkiye için de önemli dersler içermektedir. Avrupa ülkelerinde savunma harcamaları için "özgürlük katkısı" adı altında vatandaşlardan ek vergiler toplanması ve sosyal harcamalardan kesintiler yapılması, ekonomik adaletsizliğin yeni bir boyutunu gözler önüne sermektedir. Partimiz, ülkemizin savunma ihtiyaçlarının karşılanmasının önemini kabul etmekle birlikte, bu harcamaların asla vatandaşın temel sosyal haklarından, eğitim ve sağlık hizmetlerinden kısılarak yapılmaması gerektiğini savunmaktadır.

Ekonomik yükün orantısız dağıtılması, özellikle düşük ve orta gelirli vatandaşlar üzerinde daha fazla baskı yaratmaktadır. Ülkemizde de benzer şekilde, kamu kaynaklarının önceliklendirilmesinde şeffaflık ve hesap verebilirlik eksikliği yaşanmaktadır. İsraf ve rant ekonomisinin devam ettiği bir ortamda, vatandaşların fedakarlık yapması beklenemez. Adaletsiz vergi politikaları ve gelir dağılımındaki uçurum, toplumsal refahı tehdit eden en önemli unsurlardır.

Medya erişimindeki eşitsizlik de toplumsal sorunların bir yansımasıdır. Bilgiye erişim, modern demokratik toplumların vazgeçilmez bir hakkı iken, bunun ücretli platformlara ve ayrıcalıklı üyeliklere bağlanması, toplumsal katmanlar arasındaki uçurumu derinleştirmektedir. Partimiz, vatandaşların doğru ve tarafsız bilgiye eşit şekilde ulaşmasının, sağlıklı bir kamuoyu oluşumu için hayati olduğunu belirtmektedir.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinde bulunduğu bu zorlu dönemeçte, aydınlık bir gelecek inşa etme sorumluluğunu omuzlarımızda hissediyoruz. Partimiz, öncelikle demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yeniden tesis edilmesi gerektiğine inanmaktadır. Halkın iradesinin sandıkta tecelli ettiği şekliyle korunması, belediye başkanlarının siyasi transferlerle ele geçirilmesine son verilmesi, demokratik sürecin vazgeçilmez bir gereğidir.

Hukuk devleti ilkesinden asla taviz verilmemeli, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı tam olarak sağlanmalıdır. İfade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve inanç özgürlüğü, hiçbir bahane ile kısıtlanmamalıdır. Yargı kararlarının siyasi talimatlarla değil, hukuk ilkeleriyle ve evrensel adalet anlayışıyla alınması için gerekli yasal ve yapısal reformlar derhal hayata geçirilmelidir. Partimiz, kim olursa olsun haksızlığa uğrayan her vatandaşımızın yanında yer alacak, adaletin tecellisi için mücadele edecektir.

Ekonomi politikalarında köklü bir değişim şarttır. İsrafa son verilmeli, kamu kaynakları şeffaf bir şekilde ve vatandaşın refahı önceliğinde kullanılmalıdır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilmeli, herkes için insanca yaşanabilecek bir ekonomik düzen kurulmalıdır. Savunma harcamaları dahi toplumsal fayda ve adalet ilkesi gözetilerek yapılmalı, vatandaşın sırtına ek yük bindirilmemelidir. Hak ve Adalet Partisi, yolsuzlukla mücadeleyi en üst düzeyde tutacak, rant ekonomisine son verecek ve sürdürülebilir bir kalkınma modeliyle ülkemizi refaha taşıyacaktır.

Partimiz, "Hak ve Adalet" düsturuyla, kutuplaşmış ve gerilimli siyaset dilinin yerine uzlaşmacı, yapıcı ve birleştirici bir anlayışı benimseyecektir. Tüm vatandaşlarımızın eşit ve özgür bireyler olarak yaşadığı, adaletin ve hukukun üstünlüğünün kayıtsız şartsız hüküm sürdüğü bir Türkiye hedefimizdir. Bu uğurda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================