Tarih: 7 Ağustos 2026

**TÜRKİYE'Yİ SARAN EKONOMİK DARALMA VE ADALETİN GÖLGESİNDEKİ YÖNETİM ANLAYIŞI SON BULMALIDIR!**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Türkiye, siyasi arenada istikrarsızlığın ve iç hesaplaşmaların gölgesinde bir dönemeçten geçmektedir. Hükümet ortaklarından bir partide yaşanan ve parti içi çatışmalara işaret eden milletvekili istifaları, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” gibi iddialı bir isim taşıyan yasa teklifi üzerindeki "fire" ile daha da görünür hale gelmiştir. Bu durum, adı dayanışma olan ancak gerçekte siyasi saflarda dahi bütünleşmeyi sağlayamayan bir yönetim anlayışının çelişkisini gözler önüne sermektedir. Partimiz, bu tür göstermelik dayanışma çağrılarının değil, gerçek anlamda adalet ve refah temelinde inşa edilecek bir birliğin peşindedir.

Öte yandan, ana muhalefet partisinde yaşanan istifalar ve yerel yönetim düzeyindeki belirsizlikler, mevcut siyasi aktörlerin halkın beklentilerini karşılamakta ne denli yetersiz kaldığını göstermektedir. Bir belediye başkanının istifasının ardından yeni bir partiye geçiş konusunda yaşanan tereddütler, siyaset kurumunun derin bir güven krizine girdiğinin açık bir işaretidir. Bu durum, ülkemizin gerçek ve kapsayıcı bir siyasi alternatife ne kadar ihtiyaç duyduğunun altını çizmektedir.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Adaletin yalnızca belirli kesimler için tecelli ettiği bir Türkiye fotoğrafı ile karşı karşıyayız. Aylardır tutuklu yargılanan belediye başkanlarımızdan birinin tahliye edilmesi, ailesine kavuşması adına sevindirici olsa da, aynı soruşturma kapsamında pek çok başkan ve bürokratın hala hürriyetlerinden mahrum bırakılması kabul edilemezdir. 14 ayı aşkın süren bu keyfi tutukluluklar, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki soru işaretlerini daha da derinleştirmektedir. Ailelerinden uzak kalan masum insanların dramı, adalet sistemimizdeki yapısal sorunların en acı göstergesidir.

Yolsuzluk ve ihaleye fesat karıştırma iddialarıyla yürütülen soruşturmaların, bir yandan iktidara yakın isimleri kapsamaması, diğer yandan muhalif belediyeleri hedef alması adaletin sadece bir araç olarak kullanıldığını düşündürmektedir. Milletvekili yakınlarının dahi tutuklandığı bu süreçler, ülkemizdeki yolsuzluk bataklığının ne denli yaygınlaştığını ve denetim mekanizmalarının yetersizliğini ortaya koymaktadır. Partimiz, yargının siyasallaşmasından arındırılarak, hukukun üstünlüğünün her birey için eşit ve şeffaf bir şekilde işlemesini savunmaktadır.

Son olarak, çocuk koruma kanununda yapılan değişiklikler, adalet sistemimizin en hassas alanlarından birinde dahi geri adımlar atıldığını göstermektedir. Ağır yaralama suçlarında ceza ağırlaştırma koşullarının daraltılması ve çocuk yaş grubuna uygulanan indirimlerin düzenlenmesinde yaşanan tartışmalar, çocuklarımızın korunmasına yönelik çabalarda ciddi zafiyetler olduğunu ortaya koymaktadır. Suçla mücadele adına atılan adımlar, çocukların üstün yararını gözetmekten uzak, popülist yaklaşımlarla belirlenmemelidir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Hükümetin "dezenflasyon" hedefiyle yola çıktığı ekonomik program, beklenen iyileşmeyi sağlamadığı gibi, ülkemizi "kontrolsüz bir daralma sarmalına" sürüklemektedir. Açıklanan son veriler, imalat sanayisinde Kapasite Kullanım Oranı'nın düşüşünü, İmalat PMI'ın eşik değerin altında seyretmesini ve otomotiv ile beyaz eşya sektörlerinde tarihi bir gerilemeyi açıkça göstermektedir. Bu "reçete", ekonominin sağlıklı organlarını tahrip ederek, halkımızı daha da yoksullaştırmış ve geleceğe dair umutlarını tüketmiştir. Üretim durmuş, fabrikalar susmuş, yatırımlar ertelenmiştir.

Ekonomik krizin en ağır bedelini ise emekçiler ödemektedir. Ülkemizin madencilik sektöründe faaliyet gösteren büyük bir holdingin, işçilerine 1,5 yıldır maaş ödememesi ve verdiği yazılı taahhütleri dahi yerine getirmemesi kabul edilemezdir. Elazığ'da ve Ankara'da günlerdir haklarını arayan madencilerimizin feryadı, emeğin sömürülmesinin ve işçi haklarının hiçe sayılmasının utanç verici bir tablosudur. Bu durum, devletin en temel görevi olan vatandaşının haklarını koruma ve adaleti sağlama sorumluluğunu yerine getiremediğinin acı bir göstergesidir. Güvencesizliğin ve yoksulluğun bu denli derinleştiği bir ortamda, toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizi bu siyasi istikrarsızlık, yargıdaki seçicilik ve ekonomik çöküş sarmalından kurtarmak için kapsamlı bir çözüm vizyonu sunuyoruz. Partimiz, gerçek milli dayanışmanın ancak adil bir hukuk devleti ve refah içinde yaşayan bir toplumla mümkün olacağına inanmaktadır. Yargının siyasi etkilerden tamamen arındırıldığı, herkes için eşit ve şeffaf bir adalet sistemini tesis etmek temel önceliğimizdir.

Ekonomi politikalarımız, ranta değil üretime dayalı, gelir adaletsizliğini ortadan kaldıran ve halkımızın alım gücünü artıran sürdürülebilir bir büyüme modelini esas alacaktır. Emekçinin alın terinin karşılığını zamanında ve eksiksiz almasını sağlayacak, işçi haklarını güvence altına alan yasal düzenlemeleri hayata geçireceğiz. Çocuklarımızın geleceğini koruyan, her türlü istismara karşı en katı tedbirleri alan bir hukuk anlayışı benimseyeceğiz.

Hak ve Adalet Partisi, mevcut yönetimin ülkeyi getirdiği bu karanlık tablodan çıkışın yegane yolu, liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirliğe dayalı, halkın iradesini gerçek anlamda temsil eden bir yönetim anlayışıdır. Türkiye’nin kaybolan umutlarını yeniden yeşertmek, toplumsal barışı ve huzuru yeniden inşa etmek için kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================