Tarih: 6 Ağustos 2026

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Bugün Türkiye, iktidarın demokrasi ve şeffaflık ilkelerini hiçe sayarak attığı adımlarla siyasi gerilimin yüksek olduğu bir güne uyanmıştır. “Terörsüz Türkiye” adı altında Meclis’e sunulan çerçeve yasa teklifinin hazırlık süreci, partimizce kabul edilemez bulunmaktadır. Teklifin, diğer siyasi partilere kapalı zarflarda gönderilmesi ve daha Meclis komisyonlarında incelenmeden aceleyle Başkanlığa sunulması, yasama sürecinin ruhuna aykırıdır. Boş kâğıtlara imza toplanarak hazırlanan bu metin, milletin iradesini temsil eden Meclis’in değil, kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıkların bir ürünü izlenimi vermektedir. Bu durum, ülkemizin temel sorunlarına ortak akılla çözüm bulma iradesinin zedelendiğinin açık bir göstergesidir.

Öte yandan, yerel yönetimlerde yaşanan siyasi etik dışı uygulamalar ve muhalif partilere yönelik baskılar gündemi meşgul etmektedir. İstanbul’daki bazı belediyelerde yaşanan parti transferleri, millet iradesine tehdit, şantaj ve operasyonlarla çökme girişimleri olarak değerlendirilmelidir. Özellikle Tuzla Belediyesi’nde park ve rekreasyon alanlarının yasalara aykırı olarak hobi bahçelerine dönüştürülerek kaçak villaların inşa edilmesi ve ardından yeni yönetimin bu durumu yasal süreç yerine imar plan notlarını değiştirerek örtbas etme çabası, siyasi gücün kötüye kullanıldığının vahim bir örneğidir.

Manisa’da partimizin İl Başkanı’nın, bir "rüşvet" soruşturması kapsamında gözaltına alınması ise siyasi baskıların ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. Partimize yönelik kurumsal anlamda gerçekleştirilen bu ilk operasyon, muhalefetin sindirilmeye çalışıldığının açık bir işaretidir. Kirli oyunların ve siyasi manipülasyonların farkındayız ve bu tarz girişimlerin mücadelemizi zayıflatmayacağını ilan ediyoruz.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin nasıl aşındırıldığı, Gülistan Doku’nun kaybı davasında ortaya çıkan vahim gelişmelerle bir kez daha kanıtlanmıştır. Dönemin valisi, oğlu, polis müdürleri ve çok sayıda memurun da aralarında bulunduğu 28 kişinin tutuklandığı bu soruşturmada, "delil karartma" suçlamasıyla iki dalgıcın dahi tutuklanması, adaletin nasıl sekteye uğratıldığını göstermektedir. Bilirkişi raporunun, delillerin barajda uzun süre kalamayacağını tespit etmesi, meselenin basit bir ihmalden öte, organize bir örtbas çabası olduğunu düşündürmektedir. Bu olay, devlete ve adalete olan güveni derinden sarsmaktadır.

Partimize yönelik, Manisa İl Başkanımızın gözaltına alınması gibi adımlar, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne inanan herkes için alarm zillerini çalmaktadır. Bir partinin il başkanının, etkin pişmanlık yasasından yararlanan bir şüphelinin ifadeleri doğrultusunda, resmi bir açıklama yapılmadan gözaltına alınması, hukukun siyasete alet edildiği şüphelerini güçlendirmektedir. Bu tür uygulamalar, muhalif sesleri kısmaya, siyasi alanın daraltılmasına ve toplumsal kutuplaşmanın derinleşmesine hizmet etmektedir.

“Terörsüz Türkiye” çerçeve yasa teklifinin Meclis’e sunulma biçimi de demokratik süreçlere olan saygısızlığın bir göstergesidir. Muhalefetin görüşleri alınmadan, taslak metin sır gibi saklanarak ve boş kâğıtlara imza toplanarak hazırlanan bir yasanın, demokratik hukuk devletinde yeri yoktur. Yirmi beş yıldır iktidarda olanların, “demokratik hukuku geliştiremediklerini” itiraf edercesine, böylesine önemli bir meseleyi şeffaf olmayan yöntemlerle dayatması, demokrasi anlayışımızla bağdaşmamaktadır. Adalet, tüm vatandaşlar için eşit ve bağımsız bir şekilde işlemelidir; yargı siyasete araç olmamalıdır.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Hazine ve Maliye Bakanı’nın Temmuz 2026 enflasyon verileri üzerinden “dezenflasyon devam ediyor” mesajı vermesi, maalesef sokağın gerçekleriyle tamamen ters düşen bir tabloyu yansıtmaktadır. Yıllık enflasyonun %31.75 olarak açıklanması dahi yüksek bir rakamken, Sayın Bakan’ın "zafer edasıyla" yaptığı bu açıklamalar, dar gelirlinin, asgari ücretlinin, emeklinin ve memurun yaşadığı acı gerçekleri görmezden gelmektir. Onların harcama sepetinde makyaj malzemesi ya da lüks otomobil değil, hayatlarını sürdürebilmek için zorunlu olan gıda, barınma, sağlık ve ulaşım kalemleri bulunmaktadır. TÜİK'in kendi verileri bile, Bakanlığın çizdiği pembe tablonun ne denli gerçek dışı olduğunu ortaya koymaktadır.

Ekonomik buhran derinleşirken, toplumsal gerilim de artmaktadır. "Gericilik" olarak tanımlanan olaylar ve dinin siyasete alet edilmesi, ülkemizi karanlık bir çarka sürüklemektedir. Din duygularının sömürülerek halkın aldatılmasına, tarikat ve cemaatlerin Millî Eğitim Sistemine sızarak ideolojilerini yaymasına göz yumulmaktadır. Kadın Voleybol Takımımızın dünya şampiyonu olmasıyla gurur duyan milletimizin hissiyatı, maalesef gerici kafalar tarafından görmezden gelinmekte ve modern değerler hedef alınmaktadır. Bu durum, iktidarın halkın gerçek sorunlarından ve çağdaşlaşma mücadelesinden ne kadar uzaklaştığını göstermektedir.

Vatandaşlarımız her geçen gün daha da fakirleşirken, bir yandan da bilimden, sanattan, spordan ve aydınlanmadan uzaklaşan bir anlayışla karşı karşıyadır. Ülke kaynakları, halkın refahını artırmak yerine, belirli ideolojilere ve siyasi çıkarlara hizmet eden projelere akıtılmaktadır. Kentlerde oluşan “ittifak ruhu” ile vatandaşın birleşme iradesi yok sayılmakta, yukarıdan dayatılan çözümlerle toplumsal mühendislik yapılmaya çalışılmaktadır. Bu tutum, halkın sesine kulak vermemek ve toplumsal fayda yerine siyasi kazancı öncelemektir.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Partimiz, Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinde bulunduğu bu çok yönlü krizden çıkışın yolunun, mutlak suretle demokrasi, şeffaflık ve hukukun üstünlüğüne dönüşten geçtiğini savunmaktadır. Gizli kapaklı yürütülen yasama süreçleri yerine, tüm siyasi partilerin, sivil toplumun ve akademinin katılımıyla gerçek bir diyalog ve istişare zemini oluşturulmalıdır. Milletimizin kaderini ilgilendiren kararlar, Meclis’in açık kürsülerinde tartışılmalı, ortak akılla ve toplumsal konsensüsle alınmalıdır.

Adaletin siyasi baskılardan arındırılması, partimizin temel taleplerinden biridir. Gülistan Doku davasında olduğu gibi, delillerin karartılmasına karışan her kademedeki sorumlunun en ağır şekilde cezalandırılması için sürecin takipçisi olacağız. Partimize ve diğer muhalif siyasi partilere yönelik siyasi motivasyonlu operasyonlara derhal son verilmelidir. Yargı, kime ait olursa olsun, adaleti bağımsız ve tarafsız bir şekilde tesis etmeli, siyasi bir intikam aracına dönüştürülmemelidir. Hukukun üstünlüğüne tam bağlılık olmadan gerçek bir demokrasi inşa edilemez.

Ekonomik alanda ise partimiz, makyajlı rakamların değil, halkın gerçek enflasyonla mücadelesini esas alan politikaları savunmaktadır. Asgari ücretlinin, emeklinin, memurun alım gücünü koruyacak, gıda, barınma, sağlık ve ulaşıma erişimi kolaylaştıracak somut adımlar atılmalıdır. Tarikat ve cemaatlerin devlet kurumlarından ve özellikle eğitim sisteminden uzaklaştırılması, laik ve bilimsel eğitimin güçlendirilmesi, partimizin vazgeçilmez ilkelerindendir. Kadınların ve gençlerin toplumsal yaşamda daha aktif rol almasını sağlayacak çağdaş, kapsayıcı ve ileriye dönük politikalar hayata geçirilmelidir. Ülkemizi gericilik karanlığından çıkaracak yegâne güç, aydınlanma, bilim ve hukukun rehberliğinde inşa edilecek ortak bir gelecek vizyonudur.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================