Tarih: 4 Ağustos 2026

Bugünün Türkiye gündemi, siyasi arenada çarpıcı gelişmelerle dolu bir tablo çizmektedir. Yerel yönetimlerden medyaya, uluslararası ilişkilerden yasama süreçlerine kadar uzanan bir dizi olay, ülkemizin demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinden ne denli uzaklaştığını gözler önüne sermektedir. Özellikle son dakika bilgileri, iktidarın şeffaflıktan uzak, hesap verebilirlikten yoksun yönetim anlayışının derinleştiğini göstermektedir.

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Bugün, ülke gündemine damga vuran gelişmeler, yerel yönetimlerde yaşanan gözaltı ve tutuklamalar, medya üzerindeki baskılar ve iktidarın kapalı kapılar ardında yasa çıkarma gayretleri olmuştur. Etimesgut Belediye Başkanı'nın tutuklanıp görevden uzaklaştırılması ve İzmir Menderes Belediyesi'ne yönelik operasyonlar, yolsuzluk iddialarının vahametini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ancak bu gelişmeler, soruşturmaların şeffaflığı ve adaletin tesisi konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.

Diğer yandan, iktidara yakınlığıyla bilinen gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması, medya üzerindeki baskının yönünü ve boyutunu göstermesi açısından çarpıcıdır. Eski bir iktidar partisi mensubunun "konuşursa medyada deprem olur" şeklindeki sözleri, sistem içindeki çürümüşlüğün hangi boyutlara ulaştığını acı bir şekilde gözler önüne sermektedir. Ayrıca, halihazırda tutuklu bulunan bir Büyükşehir Belediye Başkanı adına kullanılan sosyal medya hesabının "milli güvenlik" gerekçesiyle kapatılması, siyasi muhalefetin sesini kısma çabalarının geldiği noktayı simgelemektedir.

Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, iktidar partisinin "çerçeve yasa teklifi"ni aceleyle ve büyük bir gizlilik içinde Meclis'ten geçirme çabası dikkat çekicidir. Muhalefet partileriyle yapılan görüşmelerde dahi teklifin taslak metninin paylaşılmaması, şeffaflıktan ve katılımcılıktan ne denli uzaklaşıldığının kanıtıdır. Partimiz, bu tür kapalı kapı yöntemleriyle yasama sürecinin işletilmesine kesinlikle karşı çıkmaktadır.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Ülkemizdeki demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri, son gelişmelerle birlikte ciddi yaralar almaya devam etmektedir. Yerel yönetimlerdeki operasyonlar, yolsuzlukla mücadele adı altında yürütülürken, bu süreçlerin siyasi saiklerle gölgelenme potansiyeli endişe vericidir. Özellikle, Etimesgut Belediye Başkanı'nın kendi aleyhine ifade veren kişinin daha önce zimmetine para geçirdiğini ve bu nedenle kendisiyle husumetli olduğunu iddia etmesi, yargı süreçlerinin güvenilirliğini sorgulatmaktadır. Adaletin tecelli etmesi için şeffaf, tarafsız ve bağımsız bir soruşturma süreci elzemdir.

Medyaya yönelik baskılar ve gazetecilerin "şantaj" gibi suçlamalarla tutuklanması, ifade ve basın özgürlüğünün önündeki engelleri bir kez daha göstermektedir. Bir Büyükşehir Belediye Başkanı adına kullanılan sosyal medya hesabının erişime engellenmesi, siyasi iletişim kanallarını kısıtlamanın, seçilmiş temsilcilerin sesini kısmaya çalışmanın kabul edilemez bir örneğidir. Bu tür uygulamalar, halkın bilgi edinme hakkını ve siyasi katılım özgürlüğünü doğrudan tehdit etmektedir.

İktidarın "çerçeve yasa teklifi" gibi önemli bir yasama faaliyetini gizlilik içinde ve hızla Genel Kurul'a getirme amacı, yasama sürecini demokrasiden uzaklaştırmaktadır. Teklifin içeriği hakkında kamuoyuna yeterli bilgi verilmemesi, denetimli serbestlik gibi hassas konuları barındırdığı iddiaları, yargı sisteminde yeni tartışmaların ve belirsizliklerin kapısını aralayacaktır. Partimiz, böylesine önemli kanun tekliflerinin geniş katılımla, şeffaf bir şekilde ve kamuoyunun bilgisi dahilinde tartışılmasını zorunlu görmektedir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Vatandaşlarımızın omuzlarındaki ekonomik yük her geçen gün ağırlaşırken, iktidarın bu duruma çözüm üretmek yerine, yeni maliyetler yaratması ve toplumsal sorunları derinleştirmesi kabul edilemezdir. Irak petrol kaçakçılığı davası sonucunda Türkiye'ye kesilen 1 milyar 470 milyon dolarlık tazminat cezası, hiçbir suçu olmayan milletimizin vergilerinden karşılanmaktadır. Bu devasa bedelin, kaçakçılıkta ihmali, kusuru veya bilgisi olan bürokratlardan ve siyasetçilerden değil, doğrudan halktan tahsil edilmeye çalışılması büyük bir adaletsizliktir. Üstelik, iktidarın Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nden petrol taşıma ücreti aldığı ve bu paraları karanlık yollarla Jersey Adası'ndaki şirketlere aktardığı iddiaları, hesap verebilirlik mekanizmalarının işlemediğini kanıtlamaktadır.

Eğitim alanında da benzer bir çarpıklık yaşanmaktadır. Vakıf üniversitelerinin kuruluş felsefesi olan kâr amacı gütmeme ilkesinden tamamen uzaklaşarak fahiş eğitim ücretleri talep etmesi, eğitimi bir ticarethaneye dönüştürmüştür. Son beş yılda eğitim ücretlerinin enflasyonun neredeyse iki katı artması, gençlerimizin ve ailelerinin geleceğini ipotek altına almaktadır. Devletin bu vakıf üniversitelerine sağladığı vergi kıyaklarına rağmen, eğitimin bu denli pahalı hale gelmesi, gelir adaletsizliğini artırmakta ve fırsat eşitliğini yok etmektedir. Partimiz, nitelikli eğitime erişimin bir lüks değil, her vatandaşın temel hakkı olduğunu savunmaktadır.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinde bulunduğu bu zorlu süreçte, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve şeffaf yönetime olan inancımızı bir kez daha yineliyoruz. Yolsuzlukla mücadele, ancak bağımsız ve tarafsız bir yargı eliyle, siyasi mülahazalardan uzak bir şekilde yürütüldüğünde gerçek anlam kazanacaktır. Yerel yönetimlerdeki iddiaların tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların adalete hesap vermesi temel beklentimizdir.

Basın ve ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun olmazsa olmazıdır. Medya üzerindeki her türlü baskıya son verilmeli, sosyal medya platformlarına yönelik keyfi erişim engelleri kaldırılmalıdır. Siyasi muhalefetin ve vatandaşların özgürce sesini duyurabildiği bir Türkiye, ancak gerçek anlamda ileriye gidebilir. Irak petrol tazminatının vatandaşın sırtına yüklenmesi kabul edilemez; sorumlular derhal tespit edilmeli ve kamuoyu önünde hesap vermelidir. Söz konusu meblağ, bu suça ortak olanlardan tahsil edilmelidir.

Eğitim, bir ülkenin geleceğidir. Vakıf üniversitelerinin kâr hırsı yerine, kuruluş amaçlarına uygun hareket etmeleri sağlanmalı, fahiş eğitim ücretlerine derhal dur denilmelidir. Devletin vergi avantajları sağladığı bu kurumların denetimi sıkılaştırılmalı ve elde edilen gelirlerin sadece eğitim kalitesini artırmak için kullanılması sağlanmalıdır. Ayrıca, Meclis'e sunulan "çerçeve yasa teklifi" gibi hayati önem taşıyan konuların, kapalı kapılar ardında değil, tüm siyasi partilerin ve sivil toplumun katılımıyla şeffaf bir şekilde tartışılarak yasalaşması elzemdir. Partimiz, tam demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal refah için mücadele etmeye devam edecektir.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================