Tarih: 25 Temmuz 2026
Bugün Türkiye, bir yandan derinleşen siyasi çalkantılarla, diğer yandan vatandaşın yaşamını doğrudan etkileyen ekonomik kararlarla ve adalet sistemindeki çarpıklıklarla nefes almaya çalışmaktadır. Partimiz, bu zorlu süreçte halkımızın sesini yükseltmeye devam etmektedir.
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün siyaset arenasındaki en belirgin gelişme, ana muhalefet partisinden ayrılan çok sayıda milletvekilinin yeni bir siyasi oluşum çatısı altında bir araya gelmesidir. İçişleri Bakanlığı’na sunulan kuruluş dilekçesi ve ardından yapılan ilk toplantılar, Türk siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret etmektedir. Yeni partinin liderinin seçilmesi, Anıtkabir ziyareti ve Mansur Yavaş ile Ekrem İmamoğlu gibi isimlere yönelik açıklamaları, yaklaşan siyasi mücadelenin ana hatlarını çizmektedir. Ancak partimiz, siyasi aktörlerin değişmesinin yeterli olmadığını, zihniyetin ve sistemin temelden değişmesi gerektiğini savunmaktadır.
Kurulan bu yeni partinin yayımladığı program, mevcut ekonomik ve siyasi düzenin eleştirisiyle başlamakta, "Türkiye'nin kaderini değiştirmek için" yola çıkıldığı ifade edilmektedir. Programda Cumhuriyet'in kurucu felsefesi, Altı Ok ilkeleri ve çağdaş sosyal demokrat değerler vurgulanmakta; kuvvetler ayrılığını esas alan parlamenter sistem, bağımsız yargı ve siyasi etik gibi konular öne çıkarılmaktadır. Partimiz, bu tür yeni oluşumların, Türkiye'nin içinde bulunduğu derin krize gerçek ve kalıcı çözümler üretme potansiyelini yakından takip etmektedir. Ancak yıllardır süregelen köklü sorunlar karşısında halkımızın beklentisi, söylemlerin ötesinde somut adımlar ve kararlılıktır.
Diğer yandan, Adalet Bakanlığı’ndan gelen Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasına ilişkin açıklamalar, karanlıkta kalmış bir hadisenin ardındaki derin devlet yapılarının varlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Soruşturmada ortaya çıkan "FETÖ" yapılanmasına dair ciddi deliller, F-4 uçağının geçişi, pilotun eşinin Adil Öksüz'ün evindeki parmak izi ve mahrem imamlarla telefon görüşmeleri gibi bilgiler, bu ülkenin ne denli karmaşık ve tehlikeli oyunlarla idare edildiğini göstermektedir. Bu gelişmeler, siyasi cinayetlerin ve derin yapıların aydınlatılması konusundaki kararlılığın ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Türkiye'de demokrasi ve hukuk devleti, ağır bir sınavdan geçmektedir. Adalet Bakanı'nın Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması hakkındaki son açıklamaları, bu ülkenin yakın geçmişindeki karanlık olayların hâlâ tam olarak aydınlatılamadığını ve sorumluların hesap vermediğini göstermektedir. Ortaya çıkan "organizasyon", "ciddi emareler" ve "FETÖ'nün hedefi" gibi ifadeler, devlet içindeki çürümeyi ve adalet arayışının nasıl manipüle edildiğini acı bir şekilde ortaya koymaktadır. Vatandaşlarımız, yıllardır cevapsız kalan bu tür soruların peşindedir ve gerçek adaletin tesis edilmesini beklemektedir.
Yine, Gülistan Doku'nun akıbetine ilişkin soruşturmada yaşanan son gelişmeler, hukuk devletinin işleyişindeki zafiyetleri bir kez daha gözler önüne sermiştir. Eski bir valinin eşi ile bir bilişim şirketi sahibinin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlamasıyla tutuklanması, kamu gücünün ve teknolojinin adaleti engellemek için nasıl kullanılabileceğine dair vahim bir örnektir. Bu durum, yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının ne denli yıprandığını, halkın adalet sistemine olan güveninin nasıl sarsıldığını ortaya koymaktadır. Partimiz, bu tür vakaların üstünün örtülmesine asla izin verilmeyeceğini, her vatandaşımızın adil yargılanma ve gerçeğe ulaşma hakkının kutsal olduğunu vurgulamaktadır.
Ülkemizde, yurttaşlık bilinci yerine "kulluk bilincini" dayatan bir anlayışın kaybedişini sevinçle karşılıyoruz. Halkın meydanlarda yeni liderler yarattığı, haksız-hukuksuz işgal edilen partilere, baba evinden ayrılma telkinlerine rağmen dimdik ayakta durduğu günleri yaşıyoruz. Yasama, yürütme, adalet, basın ve devletin tüm güçlerini tek elde toplamaya çalışan, halkını yönetecek davar sürüleri olarak gören bu anlayış, tarihe gömülmeye mahkumdur. Demokrasi tarihimizin 250 yılda olgunlaştırdığı seçkin bilinç, her susturulan liderin yerine yenisini koymaktadır.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan yeni kanun teklifi, emeklilerimizin ve dar gelirlilerin sorunlarına göstermelik bir çözüm sunmaktadır. En düşük emekli aylığının 20 bin liradan 23 bin 552 liraya yükseltilmesi, yüzde 17,76'lık bir artış gibi görünse de, bugün itibarıyla açlık sınırının çok altında kalmaktadır. Bu rakam, kira parasını dahi karşılamaktan uzaktır ve emeklilerimizi sefalete mahkum etmeye devam etmektedir. İktidar, halkın alım gücünü sürekli eriten enflasyon canavarını durdurmak yerine, sadaka niteliğindeki artışlarla oyalanmaktadır.
Aynı kanun teklifinde nükleer enerji santrali yatırımı yapan şirketlere kapsamlı vergi ayrıcalıkları tanınması, partimiz açısından kabul edilemezdir. Damga vergisinden muafiyet, KDV iadesi ve muafiyeti gibi milyarlarca lirayı bulan bu destekler, vatandaşın sırtından alınan vergilerin büyük sermayeye peşkeş çekilmesinden başka bir anlama gelmemektedir. Kamu kaynaklarının bu şekilde çarçur edilmesi, halkın temel ihtiyaçları karşılanamazken belirli şirketlerin daha da zenginleştirilmesi, tam bir kaynak israfı ve adaletsizlik örneğidir.
Öte yandan, imalat sektörüne ve turizm tesislerine İşsizlik Sigortası Fonu’ndan sağlanan desteklerin süresinin uzatılması, fonun asıl amacından saptırıldığını göstermektedir. İşsizlerin mağduriyetini gidermesi gereken bu fon, bir kez daha patronlara aktarılmaktadır. Kamuda "dijitalleşme" ve "kağıtsız ofis" vizyonları parlatılırken, merkezi yönetim bütçesindeki "Baskı ve Cilt Giderleri" kaleminde son üç yılda 36.6 milyar liraya ulaşan astronomik harcamalar ise, denetim literatüründe "kırmızı bayrak" olarak nitelendirilmelidir. Bu rakamlar, usulsüzlük ve suistimal iddialarını güçlendirmekte, kamu kaynaklarının nasıl sorumsuzca harcandığını ortaya koymaktadır. Eti Gümüş Madencilik işçilerinin, ödenmeyen maaş ve tazminatları için yedi gün süren direnişi ve sonunda kısmen de olsa taleplerini kabul ettirmesi, işçi haklarının nasıl ihlal edildiğini ve sendikal mücadelenin önemini bir kez daha kanıtlamıştır. Ayrıca, Özel İtalyan Lisesi'ndeki usulsüzlükler ve Türkiyeli öğretmenlerin mağduriyeti, eğitim sistemimizdeki denetimsizlik ve adaletsizlikleri gün yüzüne çıkarmıştır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin siyasi, hukuki ve ekonomik buhrandan çıkışının tek yolunun, köklü bir zihniyet ve sistem değişikliğinden geçtiğine inanıyoruz. Sadece isimlerin ya da partilerin değişmesi değil, yönetimin şeffaflığı, hesap verilebilirliği ve halkın çıkarını ön planda tutan bir anlayışın tesis edilmesi elzemdir. Yeni oluşan siyasi hareketlerin, mevcut düzenin yarattığı sorunlara gerçek çözümler üretme potansiyelini dikkatle izliyoruz, ancak bizce asıl mesele, partizanlık ve kişisel çıkarların ötesinde, büyük Türkiye ideali etrafında birleşmektir.
Partimiz, adalet sistemindeki çarpıklıkların giderilmesi için yargının tam bağımsızlığını savunmaktadır. Gülistan Doku ve Muhsin Yazıcıoğlu gibi kritik davaların tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların hak ettikleri cezayı alması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması için gereken yasal ve idari düzenlemelerin yapılması birincil önceliğimizdir. Kamu gücünü kullanarak suç delillerini gizleyen veya yok eden her kim olursa olsun, hesap vermesi gerektiğini kararlılıkla dile getiriyoruz.
Ekonomik buhranın tek sorumlusu, yanlış politikalar ve israftır. Emeklilerimize ve dar gelirlilere yapılan zamlar, insanca yaşamaya yetmemektedir. Partimiz, açlık ve yoksulluk sınırının altında kalan hiçbir vatandaşımızın kaderine terk edilmemesi gerektiğini savunmaktadır. Kamu kaynaklarının belirli şirketlere peşkeş çekilmesine, israfa ve yolsuzluğa asla göz yummayacağız. Baskı ve cilt giderleri gibi kalemlerdeki akıl almaz harcamaların peşine düşecek, her kuruşun hesabını soracağız. İşsizlik Sigortası Fonu'nun asıl amacı doğrultusunda, işsizlik ve yoksullukla mücadele için kullanılmasını sağlayacak, işçi haklarının ve sendikal örgütlenmenin önündeki engelleri kaldıracağız.
Hak ve Adalet Partisi, bu ülkenin bölünmeden her şeyin en iyisini yapabileceğine, vatandaşın "kulluk bilincinden yurttaşlık bilincine" taşınacağına yürekten inanmaktadır. Biz, dini istismar eden, halkı Allah'la aldatarak yandaşını ve yakınını kayıran, devleti çiftlik gibi gören bu çürümüşlüğü sıfırlamak için yola çıktık. Halkımızın iradesiyle, adil, şeffaf ve güçlü bir Türkiye inşa edeceğiz.
Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================