Tarih: 20 Temmuz 2026
**Türkiye Derin Bir Hukuksuzluk ve Ekonomik Çıkmaz Sarmalında: Demokrasi İğfal Edilmektedir**
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün Türkiye, her alanda derinleşen krizlerle yüzleşmektedir. Kocaeli'deki CHP'li İzmit Belediyesi'ne yönelik düzenlenen operasyonda, seçilmiş belediye başkanı ve ilçe başkanının da aralarında bulunduğu çok sayıda ismin gözaltına alınması, iktidarın muhaliflere yönelik sistematik baskısının son örneğidir. "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak", "Rüşvet" ve "İhaleye Fesat Karıştırma" gibi ağır suçlamalarla yapılan bu operasyon, yerel yönetimlere müdahale ve siyasi tasfiye girişimlerinden başka bir anlama gelmemektedir. Partimiz, bu tür adımların demokratik süreçleri zedelediğini ve halkın iradesini hiçe saydığını bir kez daha vurgulamaktadır.
Öte yandan, Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) mezuniyet töreninde öğrencilerin atanmış rektöre sırt dönerek gösterdiği tepki, gençliğin iktidarın anti-demokratik uygulamalarına ve ülkenin gidişatına yönelik derin rahatsızlığını açıkça ortaya koymaktadır. "YANKEE GO HOME!" pankartları ve NATO karşıtı söylemler, dış politikadaki emperyalist bağımlılığın ve milli iradenin yok sayılmasının üniversitelerde dahi tepkiyle karşılandığının işaretidir. NATO Zirvesi'nin Ankara'da düzenlenmesi ve uluslararası sermayenin Türkiye'ye kredi musluklarını yeniden açması, ülkemizin emperyalist iş bölümü içindeki yerini pekiştirdiğini göstermektedir. Bu durum, Osmanlı'daki Düyun-u Umumiye İdaresi'ne yapılan benzetmeyle acı bir şekilde güncel bir yankı bulmaktadır.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri, ülkemizde giderek aşınmakta, adalet mekanizmaları iktidarın siyasi çıkarları doğrultusunda araçsallaştırılmaktadır. İzmit Belediyesi'ne yapılan operasyon, yargının tarafsızlığını ve bağımsızlığını sorgulatan ciddi bir sorundur. Seçilmiş temsilcilerin keyfi gerekçelerle gözaltına alınması, hukukun üstünlüğü ilkesini ayaklar altına almakta, yerel demokrasiyi baltalamaktadır.
Ayrıca, AHBAP Derneği soruşturması kapsamında sosyal medya ünlüsü Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu kişilerin gözaltına alınması, sivil toplum ve yardım kuruluşları üzerindeki baskının kabul edilemez bir boyutudur. MASAK raporları ve finansal hareketlilik bahanesiyle yürütülen bu tür soruşturmalar, özellikle deprem gibi kritik dönemlerde halkın dayanışmasını kriminalize etme amacı taşımaktadır. Adalet Bakanlığı'nın yasa dışı bahis operasyonunu Dünya Kupası finaliyle eş zamanlı olarak başlatması ve binlerce hesaba bloke koyması ise, asıl ekonomik ve sosyal sorunların üzerini örterek, halkın gündemini değiştirmeye yönelik bir adım olarak görünmektedir. Hukuk devletinin varlığı, sadece yasa dışı faaliyetlerle mücadele etmekle değil, aynı zamanda vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almakla da mümkündür.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkemiz, derin bir ekonomik krizin pençesindedir ve bu kriz, toplumsal sorunları da beraberinde getirmektedir. NATO zirvesinin ardından Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın Türkiye'ye kredi musluğunu açması, iktidarın dış politikada ödünler vererek ekonomik bağımlılığı derinleştirdiğinin açık bir işaretidir. Tarihimizden de bildiğimiz üzere, "tankla bankayı bir arada" kullanan emperyalist mekanizmalar, ülkemizi giderek daha kırılgan hale getirmektedir. Bu durum, Osmanlı dönemindeki Düyun-u Umumiye'ye benzetilmesiyle, ekonomik bağımsızlığımızın ne denli tehlike altında olduğunu gözler önüne sermektedir.
Yasa dışı bahis, toplumun kanayan yaralarından biridir ve bu tür faaliyetlerin bu denli yaygınlaşması, ekonomik darboğazdaki vatandaşlarımızın çaresizliğini yansıtmaktadır. Adalet Bakanlığı'nın açıkladığı 2026 Dünya Kupası'nda yasa dışı bahis için öngörülen 50 milyar dolarlık hacim, devletin denetimindeki zafiyeti ve vatandaşın içine düştüğü umutsuzluğu çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Bu tablo, iktidarın yıllardır süregelen yanlış ekonomi politikalarının bir sonucudur. Halkımız, geleceğe dair umutlarını kaybettikçe, kolay yoldan zengin olma veya geçimini sağlama arayışlarına itilmektedir. İktidarın "İç Cepheyi Güçlendirme" söylemi, bu derin ekonomik ve toplumsal sorunları göz ardı ederek, gündemi saptırma çabasından başka bir şey değildir.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, Türkiye'nin bugün karşı karşıya olduğu hukuksuzluk, ekonomik bağımlılık ve toplumsal çöküş tablosunu derin bir endişeyle takip ediyoruz. Partimiz, İzmit Belediyesi'ne yönelik siyasi operasyonu şiddetle kınıyor, yerel yönetimlere ve halkın iradesine yönelik her türlü müdahaleye karşı dimdik duracağımızı ilan ediyoruz. Demokrasiye, hukukun üstünlüğüne ve yargı bağımsızlığına tam inancımızı yineliyoruz. Hiçbir siyasi çıkar, adalet ilkelerinin çiğnenmesine gerekçe olamaz.
Ekonomik bağımsızlığımızı yeniden kazanmak için acil ve kapsamlı reformlara ihtiyaç vardır. Dışa bağımlılığı artıran, ülkenin kaynaklarını israf eden mevcut ekonomi modelinden vazgeçilmeli, yerli ve milli üretimi destekleyen, adil bölüşümü esas alan yeni bir ekonomik strateji benimsenmelidir. Yasa dışı bahis gibi toplumsal sorunlarla mücadele ederken, sadece sonuçlarla değil, bu sorunlara yol açan derin ekonomik ve sosyal eşitsizliklerle de yüzleşilmelidir. Gençlerimizin ve halkımızın geleceğe umutla bakmasını sağlayacak, istihdamı artıracak, adil gelir dağılımını temin edecek politikalar partimizin önceliğidir. Partimiz, her türlü baskıya rağmen sivil toplumu ve üniversite gençliğini hedef alan politikaların karşısında duracak, özgür düşüncenin ve eleştirel seslerin güvencesi olacaktır.
Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================