Tarih: 13 Temmuz 2026

**Dış Politika Çıkmazı, İçeride Hukuksuzluklar: Halkımız Daha Fazlasını Hak Ediyor!**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün ülkemiz, bir yandan dış politikada yaşanan belirsizliklerle savrulmakta, diğer yandan bölgemizde tırmanan gerilimlerin kıskacında kalmaktadır. Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi sonrası, iktidar partisinin "büyük başarı" olarak sunmaya çalıştığı F-35 meselesi, ABD Başkanı’nın muğlak ifadeleriyle adeta bir hayal kırıklığına dönüşmüştür. Yönetimin ısrarla "olumlu yaklaşım" olduğunu iddia etmesine karşın, F-35 savaş uçaklarının akıbeti belirsizliğini korumakta, hatta ülkenin stratejik savunma sistemlerinden vazgeçme iddiaları dahi dillendirilmektedir. Bu durum, Türkiye'nin uluslararası arenadaki itibarını ve pazarlık gücünü sorgulatmakta, dış politikada gerçekçi ve tutarlı bir duruş sergilenemediğini açıkça göstermektedir.

Öte yandan, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda yükselen gerilim, ülkemizin enerji güvenliği ve bölgesel istikrarı için ciddi tehditler barındırmaktadır. ABD’nin İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararı, dünya ekonomisini etkileyecek potansiyel riskler taşırken, Türkiye’nin bu kriz karşısındaki pasif duruşu endişe vericidir. Bölgedeki her türlü çatışma ve istikrarsızlık, doğrudan ülkemizi etkilemekte, sınır güvenliğimizden ekonomik dengelerimize kadar pek çok alanda olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu gidişat, acil ve etkin bir diplomasi ile barışçıl çözümlere odaklanılması gerektiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri, ülkemizde her geçen gün daha da aşınmaktadır. İktidar partisine mensup Akçakale Belediye Başkanı’nın makam aracıyla “kaçak göçmen” taşırken yakalanması, mevcut yönetim altındaki çürümenin ve hukuksuzluğun geldiği boyutu gözler önüne sermiştir. Vatandaşlarımızın vergileriyle alınan makam araçları, kişisel çıkarlar ve yasa dışı faaliyetler için kullanılırken, sınır güvenliğimizin ne denli zaafiyet içinde olduğu acı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu tür olaylar, sıradan vatandaşlara uygulanan yasaların, iktidar mensupları için esnetildiğine dair derin şüpheler uyandırmaktadır.

Adalet Bakanı’nın eşine yönelik “eylem hazırlığı” iddialarıyla başlatılan soruşturma kapsamında iki kişinin hızla tutuklanması, hukuk sistemimizin seçici işleyişine dair endişeleri artırmaktadır. CİMER başvurusu gibi bir gerekçeyle yürütülen bu sürecin şeffaflığı ve adil yargılama ilkelerine uygunluğu sorgulanmalıdır. Toplumda adalete olan güvenin sarsıldığı, iktidara yakın kişilerin dokunulmaz kabul edildiği, muhalif seslerin ise hızla susturulmaya çalışıldığı bir ortamda, hukuk devletinden bahsetmek giderek zorlaşmaktadır. Partimiz, bu çifte standartlı uygulamaların karşısında durmaya ve hukuksuzluklarla mücadele etmeye devam edecektir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkemiz, derin ekonomik sorunlar ve toplumsal güven bunalımıyla boğuşmaktadır. Deprem bağışlarının yönetimiyle ilgili tartışmaların ardından bir dernek başkanının gözaltına alınması, halkın yardımlaşma ruhunun dahi istismar edildiği bir tabloyu gözler önüne sermiştir. Resmi kurumlarımıza olan güvensizlik nedeniyle vatandaşlarımızın umut bağladığı sivil inisiyatiflerin de benzer şüphelerle karşılaşması, toplumsal dayanışma mekanizmalarımızı derinden yaralamaktadır. Bu durum, yalnızca maddi bir kayıp değil, aynı zamanda toplumun en hassas anlarında dahi siyasi ve ekonomik çıkar oyunlarının devrede olduğunun acı bir göstergesidir.

Vatandaşlarımızın günlük yaşamında karşılaştığı temel güvenlik sorunları da göz ardı edilmektedir. Kastamonu’da tarım ilacından zehirlenerek hayatını kaybeden çifte ilişkin haberler, denetim eksikliğinin ve kamu sağlığına yönelik vurdumduymazlığın ne denli vahim sonuçlara yol açabileceğini göstermektedir. Gıda güvenliğimizin hiçe sayıldığı, denetimsiz tarım uygulamalarının can aldığı bir ortamda, vatandaşlarımız en temel ihtiyaçlarını dahi güvenle karşılayamamaktadır. Bu vakalar, iktidarın asli görevlerinden biri olan halk sağlığını koruma ve denetleme sorumluluğunu yerine getirmekteki acziyetini gözler önüne sermektedir.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin karşı karşıya olduğu bu çoklu krizden çıkış yolunun ancak şeffaf, hesap verebilir ve liyakat sahibi bir yönetim anlayışıyla mümkün olduğuna inanıyoruz. Dış politikada, kişisel kaprislerden ve ideolojik saplantılardan arınmış, ulusal çıkarları merkeze alan, uluslararası hukuk ve diplomasiye dayalı bir yaklaşım sergilenmelidir. Bölgemizdeki gerilimlerin tırmanmaması için aktif bir barış diplomasisi yürütülmeli, ülkemiz çatışmalardan uzak tutulmalıdır. F-35 gibi kritik savunma projelerinde kamuoyunu yanıltıcı beyanlardan kaçınılmalı, gerçekler tüm şeffaflığıyla paylaşılmalıdır.

Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri, hiçbir ayrım gözetmeksizin, tüm vatandaşlar ve yöneticiler için eşit şekilde uygulanmalıdır. İktidar mensuplarının karıştığı yolsuzluk ve hukuksuzluk iddiaları derhal ve etkin bir şekilde soruşturulmalı, sorumlular yargı önünde hesap vermelidir. Yargı bağımsızlığı güvence altına alınmalı, adalet mekanizmaları üzerindeki siyasi baskı son bulmalıdır. İfade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalı, siyasi muhalifler üzerinde yaratılan baskı ortamı sona erdirilmelidir.

Ekonomik ve toplumsal sorunların çözümünde ise, güvenin yeniden inşa edilmesi esastır. Kamu kurumları, şeffaf ve denetlenebilir bir yapıya kavuşturulmalı, deprem gibi felaketlerde toplanan yardımlar titizlikle yönetilmeli ve hesapları kamuoyuna açıklanmalıdır. Gıda güvenliği başta olmak üzere halk sağlığını tehdit eden tüm unsurlar için etkin denetim mekanizmaları kurulmalı, sorumlular cezalandırılmalıdır. Partimiz, ülkemizi bu çürümüşlükten kurtaracak, hak ve adaletin üstün olduğu, tüm vatandaşların eşit ve onurlu bir şekilde yaşadığı bir Türkiye inşa etme kararlılığındadır.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================