Tarih: 5 Temmuz 2026

Ülkenin Geleceği Tehlikede: Zamlar, Baskılar ve Egemenlik Tartışmaları Arasında Bir Türkiye

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün Türkiye, uluslararası bir zirvenin gölgesinde, hem içeride hem de dışarıda egemenlik ve demokrasi sınavı vermektedir. Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, iktidarın bir yandan ülkenin bağımsız duruşunu pazarlık konusu yaptığı, diğer yandan ise bu zirveye muhalif sesleri fiili OHAL uygulamalarıyla susturmaya çalıştığı bir atmosfere sahne olmaktadır. Türkiye Komünist Partisi'nin NATO'ya karşı düzenlediği protesto yürüyüşlerinin valilik kararlarıyla engellenmesi, demokratik hakların nasıl gasp edildiğinin en açık göstergesidir. Zirveye hazırlık adı altında yapılan israf ve savurganlıklar, halkın geçim sıkıntısıyla derin bir tezat oluşturmaktadır.

Ayrıca, İran lideri Ali Hamaney'in cenaze töreninde Türkiye heyetine okunan ayetin mesajı, iktidarın dış politikadaki tutarsızlığını ve edilgenliğini gözler önüne sermiştir. "Oturup kalanlar, cihad edenlere eşit olamazlar" şeklindeki bu ayet, Türkiye'nin ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında takındığı "tarafsız" görüntünün ve arabuluculuk girişimlerinin bölgedeki algıda nasıl yankı bulduğunu açıkça göstermektedir. İktidarın, bir yandan milliyetçi söylemleri yükseltirken, diğer yandan uluslararası arenada sergilediği bu zayıf ve kararsız duruş, ülkemizin itibarını zedelemektedir. Öte yandan, geçmişte iktidarı sert eleştiren bir milletvekilinin şimdi Cumhurbaşkanını "emperyalizme karşı mücadeleyi devam ettiren uzun adam" olarak selamlaması, siyasetin ilkesizlik girdabında nasıl yozlaştığının ve iktidarın her fırsatta kendi propagandasını güçlendirme çabasının acı bir örneğidir.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Ülkemizdeki demokrasi ve hukuk devleti, ağır yaralar almaya devam etmektedir. Komedyen Deniz Göktaş'ın "dini değerleri aşağılama" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarıyla tutuklanması, ifade özgürlüğünün tamamen rafa kaldırıldığını göstermektedir. Avukatının belirttiği üzere, ters kelepçeli gözaltı görüntülerinin bir "prodüksiyon" olması ve hukuksuz uyuşturucu testleri, yargının nasıl siyasi mesaj verme aracı olarak kullanıldığının vahim kanıtlarıdır. Yargıtay'ın "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir tespit olduğuna dair içtihatları ortadayken yapılan bu tutuklama, yargının bağımsızlığını tamamen yitirdiğini teyit etmektedir. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik eden linç gruplarına alan açan bu tür uygulamalar, toplumsal kutuplaşmayı daha da derinleştirmektedir.

Demokrasiye vurulan bir diğer darbe ise siyasi partiler ve seçim yasalarındaki mevcut aksaklıklardır. Kanada'dan yazan bir okurun da işaret ettiği gibi, parti başkanlarının milletvekili ve başkan adaylarını belirlemedeki sınırsız yetkisi, gerçek demokrasinin önündeki en büyük engellerden biridir. Ana muhalefet partisinin dahi "yargı kararıyla" ve "butlanlı", "kayyumlu" bir sistemle yönetilmesi, siyasetin iktidarın çıkarları doğrultusunda manipüle edildiği iddialarını güçlendirmektedir. Bu durum, sadece bir partinin iç meselesi değil, Türkiye'deki siyasal sistemin temelden çürüdüğünün ve halkın temsil hakkının gasp edildiğinin acı bir itirafıdır. Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Avukat Ezgi Önalan'ın sabah baskınıyla gözaltına alınması ve beraberindeki müvekkil avukat operasyonları, özellikle uluslararası zirveler öncesinde muhalif sesleri susturma ve "dikensiz gül bahçesi" yaratma çabasının hukuksuzluğunu gözler önüne sermektedir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Vatandaşlarımızın omuzlarındaki ekonomik yük her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ve döviz kurlarındaki hareketliliğin akaryakıt fiyatlarına doğrudan yansıması, hayat pahalılığının temel sebeplerinden biridir. Pazartesi gece yarısından itibaren motorinin litre fiyatına beklenen 1 lira 31 kuruşluk zam, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde fiyatları 66-67 liraların üzerine taşıyarak vatandaşın cebini daha da yakacaktır. Doğudaki illerimizde ise bu fiyat 68,80 liraya kadar çıkacaktır. Bu zamlar, gıda fiyatlarından ulaşıma, ısınmadan temel ihtiyaçlara kadar her alanda zincirleme etki yaratacak ve milyonlarca vatandaşımızın alım gücünü daha da eritecektir.

Halkımız, derin bir ekonomik krizle boğuşurken, iktidarın savurganlık ve lüks merakı kabul edilemez boyutlara ulaşmıştır. Geçmişte yapılan açıklamalar, NATO Zirvesi için yol güzergahındaki evlerin boyanmasından polislere ait atlara fön çekilmesine, havalimanı genişletmelerinden cömert harcamalara kadar birçok alanda israfın boyutunu gözler önüne sermektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan NATO gibi bir ittifakın geleceğinden çok, bu tür anlamsız harcamaların konuşulması, iktidarın önceliklerinin halkın refahından ne kadar uzaklaştığının acı bir göstergesidir. Vatandaş, bir litre motorine gelen zammı düşünürken, iktidarın lüks harcamalarla ülkenin kaynaklarını çarçur etmesi, adalet ve hakkaniyet duygularını derinden sarsmaktadır.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin karşı karşıya olduğu bu çok yönlü krizin temelinde, iktidarın hukuktan uzaklaşan, demokrasiyi askıya alan ve ekonomiyi popülist politikalarla çökerten yönetim anlayışının yattığına inanıyoruz. Partimiz, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını, gazetecilerin, avukatların ve komedyenlerin haksız yere gözaltına alınmasını veya tutuklanmasını şiddetle kınamaktadır. Yargının siyasallaşmasına ve muhalifleri susturmak için bir sopa olarak kullanılmasına karşı durmaya devam edeceğiz. Hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının acilen tesis edilmesi, en temel önceliğimizdir.

Ekonomik alanda, vatandaşlarımızın üzerindeki yükü hafifletmek için derhal somut adımlar atılmalıdır. Akaryakıt zamları başta olmak üzere, temel ihtiyaç maddelerindeki vergi yükleri hafifletilmeli, dar gelirli vatandaşlarımız için gerçekçi destek paketleri oluşturulmalıdır. Partimiz, devlet kaynaklarının israfa ve gösterişe harcanmasına kesinlikle karşıdır; her kuruşun halkımızın refahı için kullanılması gerektiğini savunmaktayız. Dış politikada ise, ülkemizin onurunu ve egemenliğini koruyan, bölgesel ve küresel çıkarlarımıza uygun, tutarlı ve barışçıl bir yaklaşım benimsenmelidir. Partimiz, gerçek demokrasiyi tesis edecek, siyasi partiler ve seçim yasalarını adil ve şeffaf hale getirecek kapsamlı reformların öncüsü olacaktır. Hak ve Adalet Partisi olarak, vatandaşlarımızın sesi olmaya, haksızlıklara ve adaletsizliklere karşı durmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Ülkemizi bu buhrandan çıkaracak yegane yol, hukukun, adaletin ve gerçek demokrasinin yeniden tesis edilmesidir.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================