Tarih: 2 Temmuz 2026

**NATO Zirvesi Bahanesiyle Demokrasi Askıya Alınırken, Halkın Yükü Katlanarak Artıyor!**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Ülkemiz, haftalardır yaklaşan NATO Zirvesi'nin gölgesinde, halkın temel haklarının kısıtlandığı ve siyasi gerilimlerin tırmandığı bir atmosfere sürüklenmektedir. Ankara Valiliği'nin zirve öncesi aldığı akıl almaz yasak kararları, başkentin adeta bir askeri bölgeye dönüştürüldüğünü, sivil yaşamın durma noktasına geldiğini göstermektedir. Şehrin ana arterlerinde trafik kısıtlamaları, motokurye yasağı ve park yasakları gibi uygulamalar, Ankara halkının günlük yaşamını felç ederken, iktidarın uluslararası arenada "hoş görünme" çabasının bedelini vatandaşlara ödettiği açıkça ortadadır.

Bu yasaklar sadece Ankara ile sınırlı kalmamış, NATO Zirvesi bahanesiyle Eskişehir ve Sakarya gibi illerimizde de eylem ve etkinlik özgürlüğü tamamen rafa kaldırılmıştır. Partimiz bu hukuksuz kararları kınarken, yasakların anayasal hakları ihlal ettiğini belirterek hukuki mücadeleyi desteklemektedir. Halkın, emperyalist bir oluşum olarak gördüğü NATO'ya karşı demokratik protesto hakkının engellenmesi, siyasi iktidarın kendi halkından ne kadar uzaklaştığının ve özgürlüklere ne denli tahammülsüz olduğunun en net göstergesidir.

Bugün, 33 yıl önce Sivas'ta yaşanan alçak katliamın yıl dönümünde, ülkemizin karanlık tarihiyle yüzleşmek yerine, yeniden anti-demokratik uygulamaların peyda olması düşündürücüdür. Sivas Katliamı'nın arka planındaki karanlık güçler, Gladio ve NATO bağlantıları tekrar gündeme gelirken, iktidarın bu kritik konularda sergilediği tutum, demokrasiye olan inancımızı sarsmaktadır. Öte yandan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik kurgu olduğu aşikar olan davanın devam etmesi, yargının muhaliflere karşı bir sopa olarak kullanılmaya devam edildiğini gözler önüne sermektedir.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ülkemizde ağır bir darbe almıştır. Medyanın dördüncü kuvvet olma özelliği, muhalif gazetecilerin hedef alınmasıyla yok edilmektedir. "Çetelerin yeni adresi İstanbul'un gözde semti Göktürk mü?" başlıklı haberi nedeniyle bir muhabirin gözaltına alınması ve "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla karşı karşıya kalması, basın özgürlüğünün ne denli tehdit altında olduğunu acı bir şekilde göstermektedir. Gerçekleri haberleştiren bir gazetecinin, iktidarın hoşuna gitmeyen bir içeriği paylaştığı için gözaltına alınması kabul edilemez.

Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusundaki endişelerimiz her geçen gün artmaktadır. Muhalif milletvekillerine yönelik "fezlekeler" adeta bir "cellat" gibi kullanılmakta, halkın hakkını savunanlar susturulmaya çalışılmaktadır. Ana muhalefet liderinin dahi elli beş fezleke ile tehdit edilmesi ve 200 yıla varan cezalarla yargılanma ihtimalinden bahsetmesi, ülkemizdeki yargının siyasi baskılar altında nasıl bir enstrüman haline geldiğinin çarpıcı bir kanıtıdır. Milletvekillerinin dokunulmazlık zırhının kaldırılması tehdidiyle, halkın iradesinin gasp edilmeye çalışıldığına şahit olmaktayız.

İktidarın kendi vatandaşlarının ifade ve toplanma özgürlüğünü uluslararası zirveler bahanesiyle engellemesi, anayasal hakların pervasızca ihlali anlamına gelmektedir. Ankara, Eskişehir ve Sakarya'da ilan edilen yasaklar, demokrasinin temel direklerinden olan protesto ve eleştiri hakkına vurulan ağır bir darbedir. Partimiz, bu tür antidemokratik uygulamaların derhal son bulmasını talep etmekte ve hukukun üstünlüğüne dönüş için mücadeleye devam edeceğini ilan etmektedir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ekonomik buhranın derinleştiği ülkemizde, vatandaşın sırtına yüklenen maliyetler katlanarak artmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun muayene katılım paylarını yüzde 285'e varan oranlarda artırması, zaten zor durumdaki halkımızın sağlık hizmetlerine erişimini daha da güçleştirmiştir. Devlet hastanelerinde 50 liraya, eğitim ve araştırma hastanelerinde 90 liraya, özel hastanelerde ise 100 liraya çıkan muayene ücretleri, "sağlık haktır" ilkesini tamamen göz ardı etmektedir. Bu fahiş artışlar, özellikle dar gelirli ve emekli vatandaşlarımızın bütçesinde onarılamaz yaralar açacaktır.

NATO Zirvesi için Ankara'da milyarlarca lira harcanarak "istenmeyen görüntülere perde çekilmesi" ise halkın gerçek gündeminden ne denli uzaklaşıldığının bir başka göstergesidir. Panoların arkasında, açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının ise 116 bin lirayı aştığı bir Türkiye gerçeği varken, 20 bin liralık emekli maaşı ve 28 bin liralık asgari ücretle yaşam mücadelesi veren milyonlarca insan bulunmaktadır. Yılın ilk beş ayında maaşı yüzde 16.61 eriyen emekliler, asgari ücretliler ve sabit gelirliler, gıda enflasyonunda Avrupa birincisi, dünyada dördüncü olmanın çaresizliğini yaşamaktadır.

İktidarın 24 yıllık ekonomik modelinin, Anadolu'nun ata tohumlarından üretilen ürünlerin bile dünya markası olmasına rağmen, yeni bir dünya markası yaratamamış olması, ekonomik başarısızlığın en çarpıcı özetidir. Yüksek enflasyon, hayat pahalılığı ve alım gücünün düşmesi, milyonlarca vatandaşımızı yoksulluk sarmalına itmektedir. Panolarla örtülmeye çalışılan bu acı gerçekler, halkın vicdanında derin yaralar açmaya devam etmektedir. Partimiz, bu israf düzenine ve halkı unutan ekonomik politikalara karşı mücadelesini sürdürecektir.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içine sürüklendiği bu karanlık tabloya seyirci kalmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Partimizin temel hedefi, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edildiği, basın özgürlüğünün güvence altına alındığı, anayasal hakların tam anlamıyla kullanılabildiği bir Türkiye inşa etmektir. Halkın sesini susturmaya çalışanlara, gazetecileri hedef gösterenlere ve yargıyı siyasi amaçlar için kullananlara asla boyun eğmeyeceğiz. Demokrasiyi ve adaleti temel direklerimiz olarak görmeye devam edeceğiz.

Ekonomik adaletsizliğin ve israfın son bulması, partimizin öncelikli gündem maddesidir. Sağlık hizmetlerine erişimin bir lüks değil, temel bir insan hakkı olduğunu savunuyoruz. Muayene katılım paylarındaki fahiş artışların derhal geri çekilmesi, emeklilerin ve dar gelirlilerin insanca yaşamasına olanak sağlayacak asgari ücret ve emekli maaşı düzenlemeleri yapılması gerektiğini vurguluyoruz. Kaynakların halkın yararına kullanıldığı, üretim odaklı ve adil bir ekonomik modelle ülkemizi bu darboğazdan çıkarmaya kararlıyız.

NATO Zirvesi gibi uluslararası etkinliklerin, halkın haklarını kısıtlama bahanesi olarak kullanılmasını kabul etmiyoruz. Egemenliğimizden ve ulusal çıkarlarımızdan ödün vermeden, eşitler arası ilişkiler kuran bir dış politika anlayışını benimsiyoruz. Sivas Katliamı gibi geçmişin acı olaylarının tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumlularının adalet önünde hesap vermesi, toplumsal barışımız için elzemdir. Partimiz, halkın hak ve adalet mücadelesinde her zaman ön saflarda yer alacaktır.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================