Tarih: 3 Haziran 2026

**DEMOKRASİYE DARBE, EKONOMİYE ŞOK: TÜRKİYE'NİN KRİZİ DERİNLEŞİYOR**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün Türkiye, her cephede derinleşen bir krizle yüzleşmektedir. Yargının verdiği "mutlak butlan" kararıyla ana muhalefet partisine adeta bir kayyum gibi atanan mevcut Genel Başkanın, partinin kendi avukatlarını dahi azletmesi ve onlarca personeli işten çıkarması, bir siyasi partinin iç işleyişine yapılan açık müdahalenin ve parti üzerindeki baskının en somut göstergesidir. Bu durum, siyasi iktidarın muhalefet üzerindeki tahakküm arayışını bir kez daha ortaya koyarken, partimizin uzun süredir işaret ettiği tek adam rejiminin demokrasi üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne sermektedir. Ana muhalefet partisi içindeki bu çatlak, zaten baskı altında olan siyasi yaşamı daha da çetrefilli hale getirmekte, halkın umutlarını zedelemektedir.

Ülkemizin dış politikası da benzer bir belirsizlik ve teslimiyet içindedir. Dışişleri Bakanının ABD Başkanı'nın NATO Ankara Zirvesi'ne katılımına dair yaptığı açıklamalar, transatlantik ittifakındaki gerilimi ve iktidarın bu durumu Avrupa Birliği'ne eklemlenme ve ülkemizin gençlerini "kara gücü" olarak sunma hevesini açıkça ortaya koymaktadır. Bu kabul edilemez yaklaşım, milli çıkarlarımızı hiçe sayan ve ülkemizin bağımsız duruşunu zedeleyen bir anlayışın yansımasıdır. NATO zirvesinin ülkenin bağımsızlığını ve gençlerinin geleceğini pazarlık masasına yatırdığı bir mecraya dönüşmesi endişe vericidir.

İsrail'in Lübnan'a yönelik ateşkese rağmen sürdürdüğü saldırılar ve yaşanan insani dram, bölgemizdeki istikrarsızlığın ve çatışmaların acımasız yüzünü göstermektedir. Bu vahşet karşısında iktidarın yeterince güçlü ve caydırıcı bir ses çıkaramaması, bölgemizdeki rolünü pasifleştirmesi kabul edilemezdir. Partimiz, bölge halklarının barış ve güven içinde yaşama hakkını kararlılıkla savunmakta, bu tür saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu yüksek sesle dile getirmektedir.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri ülkemizde ağır bir darbe almaktadır. Milletimizin haber alma hakkı, ifade özgürlüğünün temel direği olan basının üzerindeki baskılarla her geçen gün daha da kısıtlanmaktadır. Cumhuriyet gibi köklü bir gazetenin sosyal medya hesabına "milli güvenlik" ve "kamu düzeni" gerekçeleriyle erişim engeli getirilmesi, sansürün yeni ve tehlikeli bir boyutudur. Bu kararlar, demokratik bir ülkede kabul edilemez olup, hukukun keyfi yorumlarla nasıl araçsallaştırıldığının acı bir örneğidir.

Yargı bağımsızlığına olan inanç, son dönemde yaşanan gelişmelerle derinden sarsılmaktadır. Eski bir futbolcu hakkında yürütülen bir uyuşturucu soruşturmasında, Adli Tıp Kurumu'nun test sonucuna rağmen adli kontrol şartıyla tahliye kararı verilmesi, yargı süreçlerindeki tutarsızlıkları ve halkın adalet duygusunu zedeleyen kararları gözler önüne sermektedir. Bu tür kararlar, yargının sadece güç odaklarının değil, tüm vatandaşların eşit şekilde hizmetinde olması gerektiği ilkesini ayaklar altına almaktadır.

Uluslararası alanda insan hakları ve ifade özgürlüğü adı altında yürütülen bazı faaliyetler ise, ülkemizin içişlerine müdahale etme ve belirli ideolojileri dayatma aracı olarak kullanılmaktadır. "Liberal demokrasiyi dünyaya ihraç etme" amacı güden vakıflar aracılığıyla verilen ödüller, sadece medyatik bir şovdan ibaret olup, gerçekte ülkemizdeki siyasi aktörleri manipüle etme ve "yerel işbirlikçiler" yaratma amacı taşımaktadır. Partimiz, bu tür dış kaynaklı müdahaleleri, milli egemenliğimize yönelik ciddi bir tehdit olarak görmekte ve asla kabul etmemektedir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ekonomi, iktidarın kontrolü kaybetmesiyle birlikte alarm vermeye devam etmektedir. Ana muhalefet partisine "mutlak butlan" kararının verildiği haftada, Merkez Bankası'nın toplam rezervlerinde yaşanan 8,4 milyar dolarlık sert düşüş ve swap hariç net rezervlerin yeniden 30 milyar dolar sınırının altına inmesi, ekonomik istikrarsızlığın ve güven kaybının en açık göstergesidir. Hazine ve Maliye Bakanının "durum kontrol altında" şeklindeki açıklamaları ise, halkın ekonomik gerçeklerden uzak tutulmaya çalışıldığının ve mevcut krizin ciddiyetinin küçümsendiğinin bir kanıtıdır. Faiz oranlarındaki sürekli artışlar ise, sıradan vatandaşın ve esnafın üzerindeki yükü katlanarak artırmaktadır.

Türkiye'de işçiler, sermayenin acımasız sömürüsü ve hak gaspıyla karşı karşıyadır. İstanbul Tuzla'daki Sedef Tersanesi'nde iki aydır ücretlerini alamayan işçilerin direnişi ve bu haklı eylemleri sonucunda 15 işçinin işten çıkarılması, ülkedeki çalışma hayatının içler acısı durumunu gözler önüne sermektedir. İşçilerin hak aramalarını engellemek adına uygulanan bu zorbalık, patronların hukuk tanımaz tavrını ve iktidarın işçi haklarını korumaktaki acziyetini bir kez daha kanıtlamıştır. Yalan vaatlerle oyalanan ve açlıkla terbiye edilmeye çalışılan işçilerimizin çığlığı, bu düzenin vicdansızlığını haykırmaktadır.

Enflasyon, hayat pahalılığı ve işsizlikle boğuşan milyonlarca insanımızın geleceği belirsizlik içindedir. İktidarın yanlış ekonomik politikaları, vatandaşlarımızı her geçen gün daha da fakirleştirmekte, sosyal adaletsizliği derinleştirmektedir. Sokakta, çarşıda pazarda hissedilen ekonomik dar boğaz, resmi rakamların çok ötesinde bir gerçekliği yansıtmaktadır. Vatandaşın alım gücü erirken, temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanması, toplumsal huzursuzluğun temel dinamiklerinden birini oluşturmaktadır.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinden geçtiği bu zorlu süreci endişeyle takip etmekteyiz. Partimiz, siyasi iktidarın muhalif sesleri kısmaya, yargıyı araçsallaştırmaya ve ekonomiyi çöküşe sürüklemeye yönelik her türlü girişimine karşı durmaya devam edecektir. Gerçek bir demokrasi, ancak halkın iradesinin tam olarak tecelli ettiği, yargının bağımsız, basının özgür olduğu bir zeminde var olabilir. Mevcut tek adam rejiminin bu temel ilkeleri ihlal etmesine asla göz yummayacağız.

Ekonomik refahın, ancak milli ve halkçı politikalarla mümkün olduğuna inanıyoruz. Sermayenin çıkarları yerine, emekçinin hakkını gözeten, adil gelir dağılımını sağlayan ve üreten bir ekonomi modelini savunuyoruz. Merkez Bankası rezervlerinin eridiği, işçilerin ücretlerinin gasp edildiği ve faizlerin fahiş seviyelere çıktığı bu düzene son verilmeli, vatandaşlarımızın insanca yaşam koşullarına sahip olması için acil adımlar atılmalıdır. Partimiz, emeğin sömürüsüne son verecek, işçi haklarını güvence altına alacak ve sosyal adaleti tesis edecek politikaları kararlılıkla hayata geçirecektir.

Partimiz, ülkemizin uluslararası arenada onurlu ve bağımsız bir dış politika izlemesini temel prensip olarak benimsemiştir. Türkiye'nin gençlerini birilerinin "kara gücü" olarak sunan değil, bölgesinde barışı ve istikrarı tesis eden, kendi milli çıkarlarını her şeyin üzerinde tutan bir dış politika anlayışıyla hareket etmesi gerekmektedir. Dış güçlerin içişlerimize müdahalesine kesinlikle izin verilmemeli, "insan hakları" maskesi altında yürütülen manipülatif faaliyetlere karşı milli duruş sergilenmelidir. Hak ve Adalet Partisi, bu zorlu günlerde milletimizin sesi olmaya ve Türkiye'nin aydınlık geleceği için mücadele etmeye devam edecektir.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================