Tarih: 27 Mayıs 2026
**TÜRKİYE DEMOKRASİSİNE YÖNELİK AÇIK SALDIRI VE HALKIN DERİNLEŞEN YOKSULLUĞU KARŞISINDA SUSMAYACAĞIZ**
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün Türkiye, iktidarın muhalefeti dizayn etme çabalarının ve demokratik süreçlere yönelik müdahalelerin yeni bir perdesine tanık olmaktadır. Ana muhalefet partisi içindeki gelişmeler, iktidarın yargı yoluyla siyasete doğrudan müdahale arayışını gözler önüne sermektedir. Genel başkanlık koltuğuna yönelik “mutlak butlan” kararı sonrasında yaşananlar, siyasi partilerin iç işleyişine dışarıdan müdahale etme cüretini açıkça göstermektedir. Parti içinde genel başkanlık seçimi yapılmasını savunanların, parti meclisi toplantıları ve ihraç listeleriyle tehdit edilmesi, Meclis Grup Başkanı'nın görevinin düşürülmesi talebiyle Meclis Başkanlığı’na dilekçe verilmesi, siyasi ahlak ve teamüller açısından kabul edilemez bir noktaya gelmiştir. İktidar ortağının ana muhalefet partisi genel başkanını tanıdığını ilan etmesi ve partiye yeniden inşa rotası çizme girişimleri, bu müdahalenin ne denli ileriye taşındığını kanıtlamaktadır. Partimiz, bu tür dış müdahalelerin Türkiye demokrasisine ciddi zararlar verdiğini bir kez daha vurgulamaktadır. Öte yandan, Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi bahanesiyle başkentin neredeyse tamamında hayatın durma noktasına getirilmesi, kamu personelinin idari izinli sayılması ve tüm kitlesel etkinliklerin yasaklanması, halkın günlük yaşamının iktidar tarafından ne kadar kolaylıkla feda edilebildiğinin trajik bir örneğidir.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Türkiye'de demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri, iktidarın siyasi çıkarları doğrultusunda her geçen gün daha da aşınmaktadır. Ana muhalefet partisine yönelik “mutlak butlan” kararı ve sonrasında yaşananlar, yargının siyasi bir aparat olarak kullanıldığının en somut kanıtıdır. Roma İmparatorluğu'ndan Osmanlı'ya uzanan "Damnatio Memoriae", yani "Hafızanın Lanetlenmesi" gibi "yok sayma" hukukunun günümüzde siyasi rakipleri hedef alması, partimizce büyük bir tehlike olarak görülmektedir. Bu anlayışla, siyasi kimlikler ve kurumlar "yok hükmünde" sayılmaya çalışılmaktadır. Bu hukuk dışı adımların en büyük mağdurlarından biri de basın özgürlüğüdür. Bayram sabahında dahi cezaevinde olan gazetecilerimiz, Türkiye'deki kronik ifade özgürlüğü sorununu en acı şekilde yansıtmaktadır. Merdan Yanardağ gibi değerli gazetecilerin uydurma iddialarla tutuklu yargılanması, medya kurumlarının susturulmaya çalışılması ve kayyım atanması girişimleri, iktidarın özgür basına karşı yürüttüğü topyekûn saldırının bir parçasıdır. Yüzlerce gazetecinin yargılandığı, milyonlarca lira cezaya çarptırıldığı bir ortamda, Türkiye'de hukuk devletinden bahsetmek mümkün değildir.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkemizdeki derin ekonomik kriz, milyonlarca vatandaşımızı temel yaşam mücadeleleriyle baş başa bırakmıştır. Van'da ucuz et kuyruklarında bekleyen vatandaşlarımızın görüntüsü, milyonlarca emekçinin sofrasına kırmızı eti dahi koyamadığı gerçeğini yansıtmaktadır. Beyaz et, süt ve süt ürünleri gibi temel hayvansal protein kaynaklarına erişimdeki zorluklar, toplum sağlığı açısından ciddi endişeler yaratmaktadır. Sağlık Bakanlığı'nın beslenme rehberinde önerilen günlük protein alım miktarlarının, özellikle hayvansal kaynaklardan karşılanması gereken kısmının, vatandaşlarımız için hayalden öteye geçmediği bir dönemdeyiz. İktidarın yanlış ekonomi politikaları, enflasyonu dizginleyememesi ve alım gücünü sürekli düşürmesi nedeniyle, vatandaşlarımız temel gıda ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanmaktadır. Bu tablo, ekonomik yönetimin iflas ettiğini ve iktidarın, halkın refahı yerine kendi siyasi ajandasını öncelediğini açıkça ortaya koymaktadır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, Türkiye'nin bugün karşı karşıya kaldığı çoklu krizden çıkış yolunun, demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne dönüşten geçtiğine inanıyoruz. İktidarın, yargıyı ve bürokrasiyi kullanarak muhalefeti dizayn etme girişimleri, partimiz tarafından asla kabul edilmeyecektir. Halkın iradesinin tecelligahı olan siyasi partilerin iç işleyişine yönelik her türlü müdahalenin karşısında duracağız. Basın özgürlüğünün kısıtlanması, gazetecilerin haksız yere tutuklanması gibi uygulamalar, evrensel hukuk normlarına aykırıdır. Partimiz, tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması ve özgür medyanın önündeki engellerin kaldırılması için mücadele etmeye devam edecektir. Ekonomik krizin en ağır yükünü çeken vatandaşlarımızın yanında yer alarak, adil gelir dağılımı, üretim odaklı kalkınma ve yoksullukla etkin mücadele eden politikalarla refahı yeniden inşa edeceğiz. Hak ve Adalet Partisi, "mutlak butlan" kararlarıyla değil, halkın iradesi ve adaletin üstünlüğüyle inşa edilecek, çağdaş, müreffeh ve demokratik bir Türkiye hedefiyle çalışmalarını sürdürecektir.
Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================