Tarih: 25 Ocak 2026

**ABD'NİN İHANETİ VE ADALET ÇIĞLIKLARI ARASINDA TÜRKİYE'NİN YOLU: HAK VE ADALET PARTİSİ UYARILLARDA BULUNUYOR!**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Türkiye, bir kez daha uluslararası arenada çıkarlarını yalnızca kendi menfaatleri doğrultusunda belirleyen emperyalist güçlerin ve onların yerel işbirlikçilerinin yarattığı karmaşık bir tabloyla karşı karşıyadır. Washington'dan gelen "Öküz öldü, ortaklık bitti" açıklamasıyla, Amerika Birleşik Devletleri'nin, terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı olarak besleyip büyüttüğü SDG'nin ipini çektiği görülmüştür. Bu durum, örgütün Kandil'deki sözde liderlerinin riyakârlık feryatları ve DEM Parti başta olmak üzere örgütle iltisaklı çevrelerin "satıldık" şeklindeki ağlamalarıyla net bir şekilde ortaya konmuştur. Partimiz yıllardır vurgulamaktadır ki, dış güçlere bel bağlayan terör örgütleri ve uzantıları, yalnızca kullanılmış birer araç olarak görülür ve işleri bittiğinde gözden çıkarılır. Kürt vatandaşlarımızın gerçek çıkarı, terör örgütlerinin piyonluğunu yapmakta değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin birliğinde ve bütünlüğündedir.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Trump'ın Türkiye, İsrail ve Suriye liderleriyle yaptığı görüşmelerde alınan kararların bir yansıması olarak değerlendirilmelidir. Geçmişte "İkinci Açılım Süreci" adı altında ülkemizi terör örgütüne adeta teslim eden zihniyetin acı tecrübeleri henüz hafızalarımızdan silinmemiştir. O dönemde şehirlerimizde silah depolayan, bayrağımızı indiren ve terörist heykelleri diken alçakça eylemlerin ardından, bugün aynı çevrelerin "satıldık" demesi ibretliktir. Öte yandan, Sivrihisar gibi Kurtuluş Savaşımızın en kritik dönemlerinde önemli kararların alındığı, Gazi Mustafa Kemal'in ve Bakanlar Kurulu'nun sığınak olduğu tarihi mekanlar, bu zorlu günlerde ulusal birliğimizin ve bağımsızlık ruhumuzun ne kadar hayati olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Tüm bu gelişmelerle birlikte, bazı uzmanların ve çeşitli analizlerin işaret ettiği üzere, önümüzdeki dönemler ciddi değişimlere ve zorluklara gebe olup, ülkemizin siyasi ve toplumsal dinamiklerini derinden etkileyecek gibi görünmektedir.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Türkiye'de adalet arayışı, acılı annelerin yürek yakan çığlıklarıyla yankılanmaya devam etmektedir. Adıyaman'daki İsias Otel davasında, depremde hayatını kaybeden Kıbrıslı Şampiyon Meleklerimizin ve diğer canların anneleri, "Adaletiniz batsın!" diyerek devletin temelini sarsan bir isyanı dile getirmektedirler. Yapı ruhsatı olmayan, kaçak katlar çıkılan, kolon ve kirişleri kesilerek adeta bir ölüm tuzağına dönüştürülen bu otel, ne yazık ki ülkemizdeki denetim ve hukuksuzluk sisteminin acı bir simgesi haline gelmiştir. Namuslu bir devlet memurunun mühürlediği bir yapının, kimlerin eliyle ve hangi güçlerin baskısıyla tekrar faaliyete geçtiği, o memurun nasıl susturulduğu soruları cevapsız kalmaktadır. Bu durum, hukuk devleti ilkelerinin nasıl ayaklar altına alındığını ve siyaset-ticaret ilişkilerinin masum canlara nasıl mal olduğunu gözler önüne sermektedir.

Kıbrıs Türk Maarif Koleji öğrencilerinin ailelerinin, bu yargılamanın "bilinçli taksir" yerine "olası kast" ile yapılması talebi, sadece bir hukuki terim farkından öte, sorumluların hak ettikleri cezayı alması ve benzer felaketlerin önlenmesi adına hayati önem taşımaktadır. Partimiz, bu davanın diğer davalara örnek teşkil etmesi gerektiğini ve yargı bağımsızlığının sağlanmadığı, sorumluların hesap vermediği bir düzende gerçek adaletten söz edilemeyeceğini kararlılıkla savunmaktadır. Ülkemizdeki yozlaşma ve denetimsizlik, sadece binaların değil, toplumsal vicdanın da çökmesine neden olmaktadır. Vatandaşlarımız, can güvenliklerini tehdit eden bu tür yapılaşmalara göz yuman, yolsuzluğa bulaşan ve hukukun üstünlüğünü hiçe sayan her türlü fiilin karşısında duran bir hukuk sistemini hak etmektedir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Ülkemizdeki servet dağılımındaki akıl almaz eşitsizlik, sosyal barışımızı tehdit eden en büyük unsurlardan biridir. Bazı raporlarda belirtildiği üzere, Türkiye'de bulunan 30 milyarderin toplam varlığı, halkın en yoksul %44'ünün, yani yaklaşık 38,5 milyon kişinin toplam servetinden daha fazladır. Bu uçurum, yoksulluğun kronikleşmesine ve toplumun geniş kesimlerinin geçim zorluğu içinde yaşamasına neden olmaktadır. Mevcut iktidarın uyguladığı yanlış ekonomik politikalar, bu eşitsizliği derinleştirmekte ve vatandaşı daha da fakirleştirmektedir. "Varlık vergisi" gibi öneriler, bu büyük sorunun semptomatik çözümler arayışından öteye gidememekte, asıl sorunun, yani adaletsiz vergi sistemi ve servet transferlerinin önüne geçilememesidir.

Ayrıca, küresel çaptaki "Longevity" yani sağlıklı ve uzun yaşam sektörü gibi teknolojik ve bilimsel gelişmelerin, ne yazık ki ülkemizde geniş halk kitlelerine ulaşmaktan çok uzak olduğu gözlemlenmektedir. Dünyada milyarlarca dolarlık yatırımların yapıldığı bu alandaki ürünler ve hizmetler, Türkiye'de yalnızca belirli bir zümrenin erişebildiği lüks tüketim kalemleri olarak kalmaktadır. Işıltı terapili yataklar, kompresyon terapisi sistemleri veya kişiye özel masaj koltukları gibi ürünler, ülkemizdeki ortalama vatandaşın gündelik sorunlarıyla kıyaslandığında trajik bir tabloyu gözler önüne sermektedir. Vatandaşlarımız geçim derdindeyken, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını dahi zor karşılarken, sağlıkta ve yaşam kalitesindeki bu küresel gelişmelerin yalnızca zenginlerin erişebileceği ayrıcalıklar olarak kalması, toplumsal adalet anlayışımızla bağdaşmamaktadır. Atanamayan öğretmenler sorunu ise, gençlerimizin geleceğe dair umutlarını tüketen, ülkenin en değerli insan kaynağını atıl bırakan, utanç verici bir başka yaradır.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinde bulunduğu bu zorlu dönemde, siyasi, hukuki, ekonomik ve toplumsal tüm sorunlara milli ve adaletli çözümler üretme kararlılığındayız. Partimiz, dış güçlerin maşası haline gelen terör örgütleriyle ve onların yerel uzantılarıyla mücadelenin ancak kararlı, ödün vermeyen ve milli menfaatleri önceleyen bir devlet politikasıyla mümkün olacağına inanmaktadır. Geçmişteki "açılım" benzeri yanlışların bir daha asla tekrarlanmaması, Türkiye Cumhuriyeti'nin tam bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü her koşulda koruması temel düsturumuzdur. Bu çerçevede, DEM Parti gibi terör örgütüyle bağları açık olan siyasi aktörlere karşı devletin tavrının net olması gerektiğini düşünüyoruz.

Demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin güçlendirilmesi, partimizin temel önceliğidir. İsias Otel davası gibi trajik olayların bir daha yaşanmaması için yapı denetim sistemini kökten değiştirecek, yolsuzluğa sıfır tolerans gösterecek ve sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmasını sağlayacak yasal düzenlemeleri derhal hayata geçireceğiz. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını temin ederek, adaletin herkese eşit ve eksiksiz bir şekilde tecelli edeceği bir sistemi inşa edeceğiz. Ekonomide ise, servet dağılımındaki adaletsizliği gidermek, yoksullukla mücadele etmek ve vatandaşlarımızın refah seviyesini yükseltmek için adil bir vergi sistemi kuracağız. Üretimi ve istihdamı destekleyecek, gelir eşitsizliğini azaltacak ve genç işsizliği sorununa kalıcı çözümler üretecek politikalar geliştireceğiz. Atanamayan öğretmenlerimizin sorununu en kısa sürede çözecek, eğitim sistemimizi çağın gereklerine uygun hale getirecek kapsamlı reformlar yapacağız. Partimiz, milli birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek, ortak değerlerimize sahip çıkacak ve Türkiye'yi hak ettiği aydınlık geleceğe taşıyacak vizyoner politikaları halkımızın hizmetine sunacaktır.

 

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================