Tarih: 10 Ocak 2026
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Türkiye, iktidarın basiretsiz politikaları nedeniyle hem içeride hem dışarıda ağır bedeller ödemeye devam etmektedir. Uzun yıllardır görmezden gelinen ve çözümsüzlüğe terk edilen Suriyeli mülteci sorunu, bugün toplumsal huzurumuzu tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Kentlerimiz, kasabalarımız plansız bir göç akınına uğramış, milyonlarca Suriyeli vatandaşlarımızın haklarından mahrum bırakılarak iktidarın eliyle çeşitli imkanlara kavuşmuştur. Bu durum, sadece sosyal dengeleri altüst etmekle kalmamış, asayiş sorunlarına yol açmış ve bazı illerimizde demografik yapıyı dahi değiştirecek noktaya gelmiştir. Yakın zamanda pek çok Suriyeli'nin Meclis'e gireceği, belediyelerin ellerine geçeceği uyarısı, mevcut durumun vahametini gözler önüne sermektedir.
Suriye'deki iç savaşın bitmek bilmeyen yankıları, ülkemizi de doğrudan etkilemektedir. Halep'teki çatışmalar ve PKK-YPG unsurlarının varlığı, sınır güvenliğimiz için ciddi tehditler oluştururken, bu coğrafyada atılacak her adımın derinlemesine planlanması gerekmektedir. Ancak iktidarın politikaları, ne Suriye meselesinde ne de ülke içi sorunlarda gerçekçi bir çözüm sunamamaktadır. Kimi Suriyeliler ülkelerine dönse de, gidenlerin pişmanlıkları ve Suriye'deki zorlu yaşam koşulları, geri dönüşleri yavaşlatmakta ve Türkiye üzerindeki yükü artırmaktadır.
Siyasi ahlakın erozyona uğradığı bir dönemden geçiyoruz. Milletin "muhalefet yapsın" diye oy verdiği siyasetçilerin, kendi menfaatleri uğruna seçmenlerine ihanet ederek iktidar partisine geçiş yapmaları, utanç verici bir tablodur. Aylarca, yıllarca sövdükleri partilere ve liderlerine yağdanlık siyasetiyle övgüler dizen bu "fırıldak siyasetçiler", siyasete ilke ve vatan sevgisiyle değil, kişisel çıkarları için girdiğini kanıtlamaktadır. Bu tür güvenilmez isimlerin geçici çıkarlar için kullanılıp ilk seçimde kapı dışarı edileceği bilinse de, siyasete verdikleri zarar ve seçmen güvenini sarsmaları affedilemezdir.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin temel ilkelerinin sürekli tartışma konusu olduğu bir dönemde, toplumsal ahlak ve vicdan da ağır bir yara almaktadır. Geçtiğimiz dönemlerde "mütedeyyin gazeteciler" olarak lanse edilen kişilerin adı skandallara karışırken, iktidar yandaşı "ulema"dan tek bir ses çıkmaması, vicdanların nasıl susturulduğunu ve çifte standartların nasıl yerleştiğini göstermektedir. Bir yandan vatandaşın damak tadına, battaniyesine, kahkahasına "günah" fetvaları veren bu kesimlerin, kendi içlerindeki kokain, fuhuş ve şantaj iddiaları karşısında sessiz kalmaları, kamuoyunun adalet duygusunu derinden sarsmaktadır. Bu durum, etik değerlerin ve hukukun yalnızca belirli kesimler için geçerli olduğu algısını güçlendirmektedir.
Akademik özgürlükler ve liyakat ilkesi, ne yazık ki ülkemizde en büyük yarayı alan alanlardan biridir. Kayyum atamalarıyla ele geçirilen üniversitelerimizde skandallar peş peşe yaşanırken, yurt dışından bilim insanı davet eden YÖK'ün kendi kapısının önünü süpürme gerekliliği açıktır. Boğaziçi Üniversitesi'nde beş yılı aşkın süredir devam eden akademik özgürlük direnişi, Türkiye'deki bilim insanlarının nasıl baskı altında tutulduğunun kanıtıdır. Son beş yılda yirmi binden fazla bilim insanımızın ülkeyi terk etmesi, beyin göçünün vahametini gözler önüne sermektedir. Irak'tan bir, Suriye'den altı profesörün gelmesiyle övünülen bu tablo, Türkiye'nin bilimsel gücünü ve uluslararası sıralamalardaki yerini ne denli kaybettiğini acı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Geçmişte "orduya hakaret etmek" suçlamasıyla yargılanan, "Sakıncalı Piyade" ilan edilen ancak sonra itibarı teslim edilen aydınlarımızın hikayesi, ülkemizde fikir özgürlüğünün her dönemde sınandığını göstermektedir. Bugün de benzer bir baskı ortamı hüküm sürmektedir. Hak ve Adalet Partisi olarak, ifade özgürlüğünün ve hukukun üstünlüğünün herkes için eksiksiz uygulanması gerektiğine inanıyoruz. Keyfi yargılamaların, çifte standartların ve toplumu kutuplaştıran söylemlerin demokrasiye ve hukuk devletine telafisi mümkün olmayan zararlar verdiğini bir kez daha vurguluyoruz.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Türkiye'de emeklilik, maalesef ki bir huzur ve dinlenme dönemi olmaktan çıkmış, acımasız bir "hayatta kalma mücadelesine" dönüşmüştür. Hükümetin işçi ve emekli maaşlarına yaptığı zamlar, enflasyonun altında ezilen vatandaşlarımızın sofrasına hiçbir rahatlama getirmemektedir. En düşük emekli maaşına yapılan zammın sadece bin TL olması ve asgari emekli maaşı alan sayısının hızla 4 milyondan 4.9 milyona yükselmesi, iktidarın emeklileri "asgari vasatta birleştirme" politikasının açık bir göstergesidir. Bu durum, toplumun büyük bir kesiminin açlık sınırının dahi altında gelirle yaşamaya mahkum edildiği gerçeğini perçinlemektedir.
Türk-İş verilerine göre 2025 yılı Aralık ayında sadece gıda harcaması esas alınarak hesaplanan açlık sınırı 30.143 TL iken, en düşük emekli maaşının yasal düzenleme sonrası 18.939 TL'ye yükselecek olması, milyonlarca emeklinin nasıl bir sefalet içinde yaşadığını gözler önüne sermektedir. Büyükşehirlerdeki ortalama kira bedellerinin 25-30 bin TL civarında olduğu düşünüldüğünde, emeklilerin sadece barınma ihtiyacını bile karşılaması matematiksel olarak imkansız hale gelmiştir. Kirasını ödeyenin karnı aç, karnını doyuranın ise başını sokacak bir evi risk altındadır.
İktidarın, toplumun hiçbir kesiminin enflasyona ezdirilmediği yönündeki iddiaları, emeklilerin mutfağındaki yangını görmezden gelen bir yanılsamadan ibarettir. Asgari ücret ile emekli maaşları arasındaki makas, Cumhuriyet tarihimizde hiç bu kadar açılmamıştı. 2000'li yılların başında asgari ücretin üzerinde maaş alan bir emekli, bugün asgari ücretin çok altında bir tutarla ay sonunu getirmeye çalışmaktadır. Bu durum, Hak ve Adalet Partisi olarak savunduğumuz insanca yaşama hakkı ve sosyal devlet ilkesinin iktidar tarafından yok sayıldığının açık bir göstergesidir. Toplumun en emektar kesiminin bu denli yoksulluğa terk edilmesi, hem ekonomik hem de ahlaki açıdan kabul edilemez bir tablodur.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, Türkiye'nin içinde bulunduğu bu çok katmanlı krizden çıkış yolunun, hakkaniyet, liyakat ve hukukun üstünlüğüne bağlılıkla mümkün olduğuna inanıyoruz. Suriyeli mülteci sorununda, kalıcı ve sürdürülebilir bir geri dönüş politikasını hayata geçirmek elzemdir. Suriye'deki güvenlik ve yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik aktif bir diplomasi yürütülmeli, ancak bu süreçte ülkemizdeki vatandaşlarımızın öncelikleri ve hakları asla göz ardı edilmemelidir. Demografik yapımızı tehdit eden bu plansız göçün önüne geçilmesi, toplumsal huzurun yeniden tesisi için vazgeçilmezdir.
Siyasette ahlak ve şeffaflık, partimizin temel ilkelerindendir. Milletin iradesine ihanet eden "fırıldak siyasetçilere" karşı, siyasi partiler yasasında ve seçim mevzuatında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Siyasetin kişisel menfaat devşirme aracı olmaktan çıkarılıp, vatan ve millet sevgisi temelinde icra edilmesi için kararlı adımlar atacağız. Partimiz, ilkesel duruşuyla, vatandaşa verdiği sözden dönmeyen, dürüst ve hesap verebilir bir siyaset anlayışını benimseyecektir.
Emeklilerimizin ve tüm çalışanlarımızın insanca yaşayabilecekleri bir Türkiye inşa etmek, partimizin en önemli taahhüdüdür. Asgari ücretle emekli maaşları arasındaki makas kapatılmalı, emekli maaşları açlık ve yoksulluk sınırının üzerinde, günümüz ekonomik koşullarına uygun bir seviyeye yükseltilmelidir. Emeklilerin birer oy deposu olarak görülmesi yerine, ülkemizin tecrübesi ve değerleri olarak kabul edildiği bir sosyal güvenlik sistemi inşa edeceğiz. Hak ve Adalet Partisi, enflasyonla mücadelede kararlı adımlar atarak, vatandaşın alım gücünü artıracak, adil bir gelir dağılımını sağlayacak ve kimseyi yoksulluğa mahkum etmeyecektir.
Demokratik standartları yükseltmek, akademik özgürlükleri tam anlamıyla tesis etmek ve liyakat ilkesini tüm kamu kurumlarında geçerli kılmak, partimizin en temel hedeflerindendir. Üniversiteler, bilimin ve özgür düşüncenin kaleleri olmalı, kayyum atamaları ve siyasi müdahalelerle değil, liyakatli ve özgür akademisyenlerle yönetilmelidir. Beyin göçünü tersine çevirecek politikalarla, ülkemizin bilimsel ve entelektüel potansiyelini yeniden harekete geçireceğiz. Hak ve Adalet Partisi olarak, her alanda adaleti ve hakkaniyeti yeniden tesis etmek için kararlılıkla mücadele edeceğiz.
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================