Tarih: 6 Ocak 2026
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün dünya, bağımsız bir ülkenin seçilmiş devlet başkanının, uluslararası hukukun hiçe sayılarak, mafyatik yöntemlerle kaçırılma girişimi gibi kabul edilemez bir hadiseye tanıklık etmiştir. Bu olay, emperyalist zorbalığın ve haydutluğun geldiği noktanın açık bir göstergesi olup, sadece Venezuela halkını değil, tüm insanlığı tehdit etmektedir. Güçlü devletlerin, kendi çıkarları uğruna diğer ülkelerin egemenliğine kaba kuvvetle saldırması, dünya barışı ve adaleti için büyük bir tehlike arz etmektedir. İsrail'in soykırımcı Başbakanı'nın bu eylemi açıkça desteklemesi, söz konusu hukuksuzluğun vahim boyutunu gözler önüne sermektedir.
Bu uluslararası haydutluğun arkasında yatan gerçek neden, Venezuela'nın devasa petrol rezervleri üzerindeki kontrol arayışıdır. Bir yandan Doğu Akdeniz'de enerji kaynakları üzerinden hegemonya mücadelesi verilirken, diğer yandan benzer senaryoların Venezuela gibi ülkelere dayatılması, uluslararası ilişkilerin temelini sarsmaktadır. Washington'ın, bağımsız bir devleti "narko-devlet" olarak etiketleyerek meşruiyet sağlamaya çalışması, kirli oyunların ve çıkar çatışmalarının tipik bir örneğidir.
Tarihimizin en büyük hezimetlerinden Sarıkamış, liderlik hatalarının ve akıl dışı kararların yol açtığı felaketlerin acı bir dersi olarak karşımızda durmaktadır. Ordumuzun soğuktan donduğu, tifüs salgınıyla kırıldığı ve cephanesiz, erzaksız bırakıldığı o günler, bugün de liyakatsizliğin ve sorumsuzluğun nelere mal olabileceğini bizlere hatırlatmaktadır. Milletimizin hafızasına kazınan bu trajik olay, yönetimde hesap verilebilirliğin ve halkın çıkarlarını her şeyin üstünde tutmanın ne denli hayati olduğunu göstermektedir.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Ülkemizde demokrasi ve hukuk devleti ilkesi, iktidarın 2002 yılından bu yana yaptığı sistematik müdahalelerle derin yaralar almıştır. Kamu idarelerinin denetim kurullarının kaldırılması veya görevlerinin kısıtlanması, özellikle de Sayıştay'ın bağımsız denetim sisteminin değiştirilmesi, yetkililerin "hesap verme" sorumluluğunu ortadan kaldırmıştır. Bu durum, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin önünü açarak, denetimsizliğin ve şeffaflık eksikliğinin toplumda nasıl bir çürümeye yol açtığını acı bir şekilde ortaya koymuştur.
Ekonomik krizle mücadele adı altında alınan kararların rasyonellikten uzak olması ve uluslararası kabul görmüş kurallara uyulmaması, sorunu daha da derinleştirmektedir. Oysa gerçek bir iyileşme için yargının bağımsızlığı, demokratik hakların eksiksiz kullanılması, insan haklarının güvence altına alınması ve yolsuzlukların engellenmesi hayati öneme sahiptir. Merkezi yönetimin bu temel düzenlemeleri yeterince gündeme getirmemesi, hatta yolsuzlukların engellenmesi konusunu telaffuz dahi etmemesi, iktidarın demokrasi ve hukuk devleti anlayışından ne kadar uzaklaştığının kanıtıdır.
Uluslararası alanda yaşanan Maduro krizi de göstermektedir ki, hukukun üstünlüğü ilkesi sadece ulusal sınırlarımız içinde değil, küresel düzeyde de tehdit altındadır. Bir devletin diğer bir devletin egemenliğine pervasızca müdahale etmesi, uluslararası hukuku ve insan haklarını yerle bir etmektedir. Bu tür eylemlerin cezasız kalması, dünya düzenini daha da kaosa sürüklemekte ve güçlünün haklı olduğu bir anlayışın yerleşmesine zemin hazırlamaktadır. Partimiz, evrensel hukukun ve demokratik değerlerin hem yurt içinde hem de uluslararası alanda korunması gerektiğini savunmaktadır.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkemiz, resmi kurumlarca açıklanan ve güvenilirliğini tamamen yitirmiş enflasyon rakamlarının gölgesinde derin bir yoksulluk sarmalına sürüklenmektedir. Halkın büyük bir bölümü, açlık sınırının dahi altında kalan maaşlara mahkum edilmiştir. TÜİK'in verilerine yönelik güvenin kalmaması ve bağımsız sorgulamalara kapalı olması, açıklanan enflasyon rakamlarının gerçekle bağdaşmadığını, dolayısıyla yapılan zamların da yetersiz kaldığını göstermektedir. Türk-İş'in açıkladığı açlık ve yoksulluk sınırları, asgari ücretin ve emekli maaşlarının içinde bulunduğumuz durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
İktidarın ekonomi yönetimindeki beceriksizliği, "ekonomi paketleri" ve "modelleri" adı altında yapılan pansuman çözümlerle örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu adımlar, krizin kökenine inmekten uzak olup, sadece kısa vadeli görüntü kurtarmaya yöneliktir. Yurt dışından getirilen uzmanların ilk iş olarak vergileri artırması ve politika faizini yükseltmesi, yükün bir kez daha dar gelirli vatandaşın sırtına yıkıldığını kanıtlamaktadır. Oysa enflasyonu yüzde 10'lardan yüzde 64.8'e çıkaran, ülke risk primini astronomik seviyelere taşıyan ve döviz kurunu adeta şaha kaldıran mevcut iktidarın ta kendisidir.
Hazine ve Maliye Bakanı'nın "başarı" hikayesi adı altında sunduğu veriler, gerçekleri çarpıtmaktan ibarettir. Kendi dönemlerini parlatmaya çalışırken, ülkemizi eksi rezervlere düşüren, kur korumalı mevduat gibi bir belayı milletin sırtına yıkan yine aynı zihniyettir. Halkımız artık bu tür manipülatif açıklamalara prim vermemekte, mutfağındaki yangının ve cebindeki erimenin farkındadır. Partimiz, bu ekonomik yıkımın sorumlularının hesap vermesi ve vatandaşın refahını önceliklendiren şeffaf politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Partimiz, ülkemizin ve milletimizin içinde bulunduğu bu çok boyutlu krizden çıkışın ancak köklü reformlarla mümkün olduğuna inanmaktadır. Öncelikle, siyasi gündemdeki kutuplaştırıcı dilin terk edilmesi ve ortak akılla hareket edilmesi şarttır. Uluslararası ilişkilerde egemenlik haklarına saygı duyan, barışçıl ve adil bir dış politika izlenmeli, emperyalist heveslere asla prim verilmemelidir. Sarıkamış gibi acı tecrübelerden ders çıkarılarak, liderlik makamlarının şahsi hırslar yerine milletin menfaatlerini gözeten, liyakatli kadrolarla güçlendirilmesi elzemdir.
Demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinin tam anlamıyla tesis edilmesi, tüm sorunlarımızın temel çözüm noktasıdır. Partimiz, kamu denetimini sağlayan kurumların (başta Sayıştay olmak üzere) bağımsızlığının ve yetkilerinin iade edilmesi, yolsuzlukla mücadelenin tavizsiz bir şekilde yürütülmesi gerektiğini savunmaktadır. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, insan hakları ve temel özgürlüklerin güvence altına alınması, katılımcı bir demokrasinin vazgeçilmezidir. Bu temel yapısal sorunlar çözülmeden, ekonomik ya da toplumsal hiçbir iyileşmenin kalıcı olamayacağı açıktır.
Ekonomi alanında ise, iktidarın vatandaşın gerçek sorunlarına kulak tıkayan politikalarından derhal vazgeçilmelidir. Partimiz, TÜİK gibi kurumların güvenilirliğini yeniden tesis edecek bağımsızlıkta ve şeffaflıkta olması gerektiğini belirtmektedir. Açlık ve yoksulluk sınırlarının altında kalan maaşların iyileştirilmesi için adil bir ücret politikası uygulanmalı, emeklilerimizin ve çalışanlarımızın insanca yaşam standartlarına kavuşması sağlanmalıdır. İsraf ve yolsuzluktan arındırılmış, üretime dayalı, gelir dağılımında adaleti sağlayan bir ekonomik model acilen hayata geçirilmelidir. Partimiz, bu doğrultuda somut çözüm önerileriyle milletimizin hizmetindedir.
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================