================================================================================
HAK VE ADALET PARTİSİ ULUSAL GENEL BAŞKANI YİĞİT ZEKİ ÖZTÜRK YAPTIĞI BASIN AÇIKLAMASINDA;
================================================================================
Tarih: 6 Aralık 2025

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Ülkemiz, bir kez daha egemenlik ve milli onurumuza yönelik tahammül edilemez hadiselerle karşı karşıya kalmıştır. Cizre’de Valilik izniyle düzenlenen bir toplantıda, sözde Kürt lider Barzani’nin uzun namlulu silahlar taşıyan, bordo bereli peşmergelerinin meydan okurcasına dolaşması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukukunu ve itibarını derinden sarsmıştır. DEM Parti’nin bu pervasız şova destek çıkması ve görevini yapan Emniyet Müdürümüzü hedef göstermesi, devletimiz için kabul edilemez bir zafiyet ve tavizkârlık işaretidir. Partimiz olarak, bu olayların geçmişteki benzer pervasızlıkların bir devamı olduğunu görüyor, bu cüretin kimlerden alındığını ve neden bu denli rahat hareket edildiğini sorguluyoruz.

Öte yandan, terörle mücadelede ömrünü geçirmiş, vatansever bir subay olan Albay Orkun Özeller’in, devleti ve milli birliği ilgilendiren kritik uyarılarda bulunduğu için yargılanması ve tutuklanması, adaletin neleri görmezden gelip neleri hedef aldığını gözler önüne sermektedir. Albay Özeller’in, terör örgütü liderini Kürtlerin temsilcisi konumuna getirmenin Türk-Kürt çatışmasına yol açacağı yönündeki haklı kaygıları, tribünlerdeki tepkilerle de desteklenirken, iktidarın bu konulara karşı sessiz kalışı endişe vericidir. Ülkenin geleceğine yönelik bu önemli uyarılara kulak tıkamak, milli birliğimize vurulan en büyük darbelerden biri olacaktır.

Gazetecilikte önemli başarılara imza atan bir yazarın "Teğmenler" adlı yeni kitabı, geçmişteki karanlık olayların aydınlatılmasının hala bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha göstermektedir. Bu tür eserler, tarihin sorgulanması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması adına büyük önem taşırken, iktidarın şeffaflık yerine örtbas etme eğilimi, bu tür çalışmaların değerini daha da artırmaktadır.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Cizre’de yaşananlar, demokrasimiz ve hukuk devletimiz adına derin bir utanç kaynağıdır. Uzun namlulu silahlarla güvenlik güçlerimize meydan okuyanlara karşı gösterilen müsamaha, yabancı bir gücün kendi topraklarımızda pervasızca hareket etmesine göz yummak, devlet otoritesinin ne denli zedelendiğinin açık bir kanıtıdır. Görevini layıkıyla yerine getiren bir emniyet müdürünün hedef gösterilmesi ve geleceğinin sorgulanması, bu ülkede adaletin kimlere işlediği, kimlere ise dokunmadığı sorusunu akıllara getirmektedir. Bu tablo, kuvvetler ayrılığı prensibinin ve yargı bağımsızlığının ne denli yıprandığını gözler önüne sermektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" adıyla dayatmak istediği ve Danıştay tarafından bile "milli" bulunmayan eğitim modeli, laik ve bilimsel eğitimin temelden sarsılması girişimidir. Yüksek mahkemenin dahi üzerinde tartışmalar yürüttüğü, ancak yürütmeyi durdurma talebini reddettiği bu model, eğitimde bilimsellikten uzaklaşarak, din referanslı ve "öteki dünya" odaklı bir nesil yetiştirme gayretidir. Bu durum, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine ve anayasal laiklik ilkesine açıkça aykırıdır, gelecek nesillerimizin telafisi güç zararlara uğramasına neden olacaktır.

Albay Orkun Özeller’in yaşadığı hukuki süreç, ülkemizde düşünce ve ifade özgürlüğünün ne denli tehdit altında olduğunun acı bir göstergesidir. Vatansever bir askerin eleştirel görüşleri nedeniyle tutuklanması, ancak Barzani peşmergelerinin kanunsuz gösterisine göz yumulması, hukuk devletinin evrensel ilkelerinden uzaklaşıldığının en çarpıcı örneğidir. Adaletin çifte standarda tabi tutulduğu bu ortamda, demokrasi ve hukuk devleti idealimiz ağır yara almaktadır.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Kasım ayı enflasyon rakamlarının gerçeklikten uzak bir şekilde düşük açıklanması ve bunun üzerine piyasalarda yayılan "yüksek oranlı seri faiz indirimi" beklentisi, iktidarın gerçekleri çarpıtma ve günü kurtarma politikalarının en son örneğidir. Ana akım iktisatçıların dahi Merkez Bankası'nı "piyasaların gazına gelmeme" konusunda uyarması, ekonominin siyasi emellere kurban edildiğinin açık bir işaretidir. Bu tür politikalar, kısa vadede suni iyimserlik yaratabilir ancak uzun vadede ülkemizi daha büyük ekonomik istikrarsızlıklara sürükleyecektir.

TÜİK’in enflasyonu sıfırladık naraları atması ve gıda ürünlerinde ucuzlama olduğunu iddia etmesi, vatandaşın cüzdanına ve mutfağına yansıyan gerçeklerle taban tabana zıttır. Ülkemizin "büyüme, gelir dağılımı ve kalkınmada" çok yüksek bir "şişinme" diliyle anlatılması için "enflasyonu sıfıra gerilettik" narkoza ihtiyaç duyulması, iktidarın halkı kandırma çabasını ortaya koymaktadır. Oysa gerçekte gelir dağılımı korkunç bozulmuş, zengin-fakir uçurumu daha da açılmıştır.

Yardıma muhtaç aile sayısı 4.5 milyonu, genel sağlık sigortası borcunu ödeyemeyenlerin sayısı ise 9.5 milyonu aşmıştır. Emeklilerin ve çalışanların iki asgari ücretle bile geçinemediği gerçeği, bizzat iktidar milletvekilleri tarafından Meclis kürsüsünden dile getirilmektedir. Çin'in elektrikli otomobil yatırımından vazgeçip yerine Uber yatırımının bir "şişinme" olarak sunulması, iktidarın dış yatırım konusunda da ne denli yanıltıcı bir dil kullandığını gözler önüne sermektedir. Bu tablo, ekonomik sorunların derinliğini ve iktidarın çözüm üretmek yerine gerçekleri çarpıtmayı tercih ettiğini açıkça göstermektedir.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin karşı karşıya kaldığı bu vahim tablo karşısında net bir duruş sergiliyoruz. Milli egemenliğimizin ve devlet otoritemizin tartışılmaz olduğunu, hiçbir iç veya dış gücün Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına meydan okumasına izin verilemeyeceğini yüksek sesle ifade ediyoruz. Cizre’deki rezaletin sorumluları derhal hesap vermeli, devletimizin saygınlığını zedeleyen her türlü adıma karşı tavizsiz bir tutum sergilenmelidir. Görevini yapan emniyet müdürlerimize sahip çıkmak, devletimizin asli vazifesidir.

Eğitim sistemimizin, ideolojik dayatmalarla değil, laik, bilimsel ve çağdaş ilkelerle şekillenmesi gerektiğine inanıyoruz. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine bağlı, akılcı, sorgulayıcı ve evrensel bilgiyle donanmış bireyler olarak yetiştirilmesi elzemdir. Maarif Modeli gibi gerici ve ideolojik projeler derhal iptal edilmeli, eğitimde liyakat ve bilimsellik esas alınmalıdır.

Ekonomide ise vatandaşlarımızın refahını temel alan, şeffaf ve gerçekçi politikalarla enflasyonla mücadele edilmelidir. "Şişinme" ve yalan beyanlarla halkı aldatma dönemi bitmeli, gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilmelidir. Partimiz, yoksullukla ve işsizlikle mücadelede somut adımlar atmayı, emeklinin ve çalışanın insanca yaşayabileceği koşulları yaratmayı hedeflemektedir. Milli gelirin adil bölüşümü sağlanmalı, hane halkının alım gücü artırılmalıdır.

Hak ve Adalet Partisi, adaletin ve hukukun üstünlüğüne kayıtsız şartsız bağlıdır. Düşünce ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan, yargı bağımsızlığını tesis eden bir Türkiye hedeflemekteyiz. Vatanseverlere kumpas kurulan değil, vatan hainlerinin hesap verdiği bir hukuk düzeni için mücadelemiz devam edecektir. Ülkemizi bu buhrandan çıkaracak yegâne güç, milli birlik ve adalet temelinde yükselen, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışıdır.

 

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================