Tarih: 4 Temmuz 2026
Bugünkü Türkiye gündemi, siyasi iktidarın ülkeyi ne denli büyük bir çıkmaza sürüklediğini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Hak ve Adalet Partisi olarak, son gelişmeler ışığında yapılan değerlendirmelerimizle kamuoyunu bilgilendirme ve uyarma görevimizi yerine getiriyoruz. Ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık tablodan çıkış yolu bellidir: hak, hukuk, adalet ve liyakat ekseninde yeniden inşa.
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Demokrasi ve halk iradesine yönelik yeni bir saldırı, İzmir Balçova İlçe Belediye Başkanı hakkında "görevden uzaklaştırma" kararı alınmasıyla yaşanmıştır. Seferihisar Belediye Başkanı'nın tutuklanmasıyla birlikte, yerel yönetimler üzerindeki siyasi baskının ve hedef göstermenin ne denli arttığını kaygıyla izliyoruz. Seçilmiş belediye başkanlarının adli süreçler bahane edilerek görevden uzaklaştırılması, halkın iradesinin hiçe sayılmasıdır ve demokrasiye indirilmiş ağır bir darbedir. Bu durum, yargının siyasi iktidarın bir sopası haline getirildiği iddialarını güçlendirmektedir.
Öte yandan, basın özgürlüğüne yönelik skandal müdahaleler de devam etmektedir. Bir haber sitesinin X hesabına "milli güvenlik" gibi muğlak bir gerekçeyle erişim engeli getirilmesi, ülkemizde bilgiye erişimin ve eleştirel seslerin nasıl boğulmaya çalışıldığının acı bir göstergesidir. NATO zirvesi öncesi yaşanan bu sansür vakası, iktidarın uluslararası arenada sergilemeye çalıştığı "demokratik ülke" imajının iç yüzünü ortaya koymaktadır.
Ankara'da ABD Başkanı'nın NATO zirvesi ziyareti sırasında konaklayacağı otel yakınında çıkan yangın ve metro istasyonunun geçici olarak kapatılması gibi güvenlik zaafiyeti oluşturan olaylar, önemli uluslararası toplantılar öncesinde bile ülkemizin ne denli hazırlıksız ve plansız olduğunu göstermektedir. Bu gelişmeler, siyasi iktidarın güvenlik, şeffaflık ve adalet anlayışındaki derin sorunları bir kez daha ortaya koymuştur.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Hukuk devletinin temel ilkeleri, iktidar tarafından her geçen gün daha fazla çiğnenmektedir. Seçilmiş belediye başkanlarına yönelik görevden uzaklaştırma kararları, evrensel hukuk normlarına aykırı olup, yargı bağımsızlığını tartışmalı hale getirmektedir. Siyasi saiklerle yürütüldüğü iddia edilen bu süreçler, yerel yönetimler üzerindeki merkeziyetçi baskıyı artırarak demokrasimizi nefessiz bırakmaktadır. Halkın sandıkta gösterdiği iradeye saygı duyulmadığı sürece, gerçek bir hukuk devletinden söz etmek mümkün değildir.
Basın özgürlüğü, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Bir haber kaynağının sosyal medya hesabına keyfi gerekçelerle erişim engeli getirilmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün gaspedilmesidir. Milli güvenlik gibi hassas kavramların, siyasi iktidarı eleştiren her sesi susturmak için bir kalkan olarak kullanılması, ülkenin demokratik olgunluğuna gölge düşürmektedir. Şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim için bağımsız ve özgür medya hayati önem taşır; bunun engellenmesi, karanlık süreçlere kapı aralamaktadır.
Kamudaki atamalarda liyakatin tamamen göz ardı edilmesi, hukukun üstünlüğünden ziyade kişisel ve siyasi ilişkilerin ön planda tutulduğunun somut kanıtıdır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) üyelikleri ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcılığına yapılan atamalarda, geçmişte çeşitli skandallarla gündeme gelmiş, çoklu diploma sahibi olduğu ve ailevi ilişkileriyle bilinen isimlerin yeniden kritik görevlere getirilmesi kabul edilemezdir. Bu durum, kamu yönetiminde adaletin ve eşitliğin nasıl yok edildiğini, makamların adeta siyasi ödül olarak dağıtıldığını gözler önüne sermektedir. Öğretmenlerimizin yıllardır süren liyakat ve adalet çığlıkları da bu genel tablo içinde anlam kazanmaktadır.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Vatandaşın omuzlarındaki ekonomik yük, yeni zamlarla daha da ağırlaşmıştır. İktidarın "gurur kaynağı" olarak sunduğu otoyol ve köprülerin geçiş ücretlerine yapılan fahiş zamlar, ulaşım hakkını lüks haline getirmiştir. Üstelik bu zamlar, Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle ihale edilen projelere müteahhitlere ödenen ve sürekli artan "garanti ödemeleri" ile birlikte değerlendirildiğinde, kamu kaynaklarının nasıl sorumsuzca savrulduğunu açıkça göstermektedir. 2018'den 2026 Mayıs'ına kadar garanti ödemelerine aktarılan 320 milyar liranın üzerindeki kaynak, halkın cebinden haksız yere alınan bir bedeldir. Bu, yandaş sermayeyi fonlarken, vatandaşı yoksulluğa mahkum etme politikasının somut bir yansımasıdır.
Eğitim sistemi, iktidarın plansız ve liyakatsiz politikaları nedeniyle çökmek üzeredir. Öğretmenlerimizin yıllardır süregelen düşük maaş sorunları, mülakat mağduriyetleri ve siyasi nedenlerle okullarından sürülmeleri, mesleğin itibarını yerle bir etmiştir. Türkiye, OECD ülkeleri arasında öğretmen maaşlarının en düşük olduğu ülke haline gelmiştir. Bu durum, toplumun geleceğini şekillendiren eğitim neferlerinin nasıl görmezden gelindiğini ve yok sayıldığını göstermektedir. Eğitimdeki bu derin yara, YÖK'ün açtığı "Tarih ve Yapay Zeka" gibi bilimsel altyapısı sorgulanabilir yeni bölümlerle, zaten gerekli olan mühendislik bölümlerini görmezden gelmesiyle daha da derinleşmektedir. Yanlış kararlar, ülkenin insan kaynağını heba etmektedir.
Hawala gibi gayri resmi para transfer sistemlerinin günümüz Türkiye'sinde milyonlarca Euro'luk transferlerde gündeme gelmesi, ekonomik şeffaflığın ve denetlenebilirliğin ne denli zayıfladığını göstermektedir. Bu tür sistemlerin yolsuzluk ve kara para aklama potansiyeli taşıdığı bilinciyle, bu tür haberlerin artması, ülkemizin uluslararası finansal güvenilirliği açısından ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinde bulunduğu bu çok boyutlu krizden çıkışın yegane yolunun tam demokrasi, eksiksiz hukuk devleti ve liyakate dayalı bir yönetim anlayışından geçtiğine inanıyoruz. Yerel yönetimler üzerindeki siyasi baskıya son verilmeli, seçilmiş başkanların görevden alınması gibi antidemokratik uygulamalar derhal durdurulmalıdır. Halkın iradesi üstündür ve tartışılamazdır.
Ekonomik alanda, vatandaşın sırtına yüklenen bu ağır zam politikalarına son verilmeli, YİD projelerindeki fahiş garanti ödemeleri kamunun lehine olacak şekilde yeniden müzakere edilmelidir. Bu kaynaklar, eğitim, sağlık ve sosyal yardımlar gibi doğrudan halka hizmet edecek alanlara aktarılmalıdır. Adil bir gelir dağılımı sağlanmalı ve öğretmenlerimiz başta olmak üzere tüm kamu çalışanlarına insanca yaşayabilecekleri bir ücret güvencesi sağlanmalıdır.
Eğitim politikaları, liyakat ve çağın gerekleri doğrultusunda yeniden yapılandırılmalıdır. YÖK, bilimin rehberliğinde, ülke ihtiyaçlarına uygun, nitelikli eğitim veren bölümler açmalı, mevcut mühendislik ve temel bilimler eğitimi güçlendirilmelidir. Medya üzerindeki sansür ve baskı derhal kaldırılmalı, basın özgürlüğü tam anlamıyla tesis edilmelidir. Partimiz, bu ülkenin aydınlık geleceği için mücadele etmeye, adaleti ve hakkaniyeti her alanda tesis etmeye kararlıdır.
Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================