Tarih: 12 Mayıs 2026

Bugünkü Türkiye gündemi, siyasi yozlaşmanın, hukuksuzluğun ve derinleşen toplumsal sorunların çarpıcı örnekleriyle doludur. Ülkemiz, her geçen gün liyakatsiz atamalarla, muhalif sesleri susturma çabalarıyla ve ekonomik gerçeklerden kopuk söylemlerle kuşatılmaktadır. Halkın derdine derman olmak yerine, iktidar kendi ajandasını dayatmaya devam etmekte, devletin tüm kademelerini keyfi uygulamalarla zayıflatmaktadır.

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Siyasi arenada yaşanan son gelişmeler, etik değerlerin ve liyakat prensibinin nasıl aşındığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bir belediye başkanının ana muhalefet partisinden ayrılarak iktidar partisine geçişi, beraberinde ciddi iddiaları ve siyasi ahlak tartışmalarını getirmiştir. Seçmen iradesinin ve temsil hakkının böylesi bir siyasi manevra ile nasıl değersizleştirildiği açıkça görülmektedir. Partimiz, böylesine ilkesiz geçişlerin siyaseti çürütmekten başka bir işe yaramadığını ve halkın siyasete olan güvenini temelden sarstığını belirtmektedir.

Diğer yandan, iktidar partisinin önde gelen isimlerinden birinin aile ve nüfus politikalarına ilişkin yaptığı açıklamalar, ülkemizin gerçek sorunlarından ne kadar kopuk bir zihniyetle yönetildiğini göstermektedir. Halkın ekonomik nedenlerle çocuk sahibi olmaktan çekindiği bir ortamda, bu durumu cahillikle veya zihniyet eksikliğiyle açıklamak, vatandaşın yaşadığı hayat pahalılığını ve ekonomik sıkıntıları görmezden gelmektir. Partimiz, toplumsal meselelere yukarıdan bakmak yerine, vatandaşın gerçek dertleriyle yüzleşilmesini ve çözüm odaklı politikalar üretilmesini savunmaktadır.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Hukuk devleti ilkesi ve demokrasiye olan inanç, her geçen gün ağır darbeler almaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerine yönelik operasyonlar kapsamında yapılan tutuklamalar, yargının siyasi hesaplaşmaların aracı haline getirildiği endişesini derinleştirmektedir. Muhalefetle yönetilen yerel yönetimlere yönelik bu tür baskılar, demokrasiye ve halkın seçtiği temsilcilere yapılmış bir müdahaledir. Partimiz, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının temel bir ilke olduğunu hatırlatır; bu tür operasyonların hukuki değil, siyasi motivasyonlarla yapıldığına dair şüpheleri kuvvetlendirmektedir.

Heybeliada Sanatoryumu gibi önemli bir kamu varlığının, mahkeme kararıyla iptal edilmiş olmasına rağmen yeniden bir kurumumuza tahsis edilme çabası, yargı kararlarının hiçe sayıldığını göstermektedir. Doğal ve kültürel miras niteliğindeki bu alanın amacı dışında kullanılması ve kamu yararı gözetilmeksizin tahsis edilmesi kabul edilemezdir. Ayrıca, Kahramanmaraş’taki okul saldırısının ardından can güvenliği talep eden bir sendika temsilcisi hakkında soruşturma açılması, ifade özgürlüğünün ve sendikal hakların nasıl baskı altına alındığının açık bir örneğidir. Halkın ve öğretmenlerin can güvenliği taleplerini "şov yapmak" olarak niteleyen zihniyetin, eleştiriye tahammülsüzlüğü had safhaya ulaşmıştır. Akbelen’de toprağını savunan bir vatandaşımızın tutuklanması ve uzun süre cezaevinde kalmasının ardından tahliye edilmesi ise hak arama mücadelesinin nasıl kriminalize edildiğinin bir başka üzücü örneğidir. Geçmişte Milli Savunma Bakanlığı gibi kritik bir göreve liyakatten uzak atamalar yapılması, devlet kurumlarının içini boşaltan bu zihniyetin bir devamı niteliğindedir ve devlet geleneğini zedelemektedir.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Ülkemizde derinleşen ekonomik kriz, vatandaşlarımızı her geçen gün daha fazla yoksullaştırmaktadır. Bütçe tercihlerinin ve vergi sisteminin adaletsiz yapısı, dar gelirliyi, sabit ücretliyi ve emekliyi ezmeye devam etmektedir. Dolaylı vergilerin ağırlığı ve sermayeye tanınan ayrıcalıklar, gelir adaletsizliğini daha da artırmaktadır. Enflasyon rakamları kontrol altına alınamazken, hayat pahalılığı ezici boyutlara ulaşmış, gıda fiyatları her hanenin bütçesinde kara delikler açmıştır.

Ekonomik refah vaatleriyle gelinen bu noktada, halkın fakirleşmesi göz ardı edilmekte, nüfus azalışı gibi toplumsal konular bile ekonomik gerçeklikten kopuk bir şekilde ele alınmaktadır. Vatandaş, geçim derdiyle boğuşurken, yaşam maliyetleri ve gelecek kaygısı nedeniyle çocuk sahibi olma kararını ertelemek zorunda kalmaktadır. Enerjiye bağımlılık ve kontrolsüz silahlanma harcamaları, kısıtlı kamu kaynaklarını yanlış alanlara yöneltmekte, halkın temel ihtiyaçları ve refahı için kullanılması gereken bütçeyi tüketmektedir. Partimiz, bu acı tablo karşısında susmayacak, halkın gerçek sorunlarını dile getirmeye ve çözüm aramaya devam edecektir.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin karşı karşıya olduğu bu derin siyasi, hukuki ve ekonomik krizden çıkışın yolu bellidir. Öncelikle, devlet yönetiminde liyakat ve adalet ilkeleri yeniden tesis edilmelidir. Atamalarda siyasi referanslar yerine bilgi, deneyim ve ehliyet esas alınmalı, bürokrasi üzerindeki siyasi baskıya son verilmelidir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışılmaz hale getirilmeli, siyasi operasyonlara alet edilmesine asla izin verilmemelidir. Muhalefetin ve sivil toplumun sesini kısmaya yönelik her türlü girişim derhal durdurulmalı, ifade ve toplanma özgürlüğü güvence altına alınmalıdır.

Ekonomik alanda ise, israfa ve yandaşlara kaynak aktarımına son verilmeli, bütçe şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde yönetilmelidir. Dolaylı vergiler azaltılırken, gelir ve servet üzerinden alınan dolaysız vergiler artırılarak adil bir vergi sistemi kurulmalıdır. Enflasyonla mücadelede popülist değil, gerçekçi ve kalıcı çözümler üretilmeli, dar gelirli vatandaşımızın alım gücü artırılmalıdır. Partimiz, halkın refahını ve devletin itibarını yeniden inşa etmek için kararlılıkla mücadele edecektir. Her alanda adalet, şeffaflık ve liyakatle yönetilen, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletini kurmak hedefimizdir.

Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================