Tarih: 21 Ocak 2026
**Hukuksuzluk, İsraf ve Gelir Uçurumu Sarmalında Türkiye: Millet Geçim Derdinde, İktidar Tarikatlara Alan Açıp Varlığı Tüketiyor!**
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Ülkemiz, iktidarın göz yumduğu ve hatta desteklediği kimi yapılarla, hukuksuz uygulamalarla ve ekonomik buhranla sarmalanmış durumda. İki gün önce İzmir’in göbeğinde binlerce kişinin katılımıyla bir tarikatın "toplu tövbe seansı" adı altında düzenlediği miting, devlet denetiminden uzak, izinsiz ve sorgusuz sualsiz gerçekleştirilmiştir. Bu durum, masum bir basın açıklaması yapmak isteyen vatandaşların bile güvenlik güçlerince engellenip gözaltına alındığı bir ülkede, ayrıcalıklı birtakım cemaatlere tanınan rahatlığı gözler önüne sermektedir. Eskişehir ve Adıyaman’da kendi "ilçe büyüklüğündeki köylerini" kuran, ticarethaneler ve tesisler işleten bu tarikatın, devletin gözü önünde nasıl bir güç gösterisine dönüştüğü endişe vericidir. Üstelik bu yapının kendi içinde dahi miras kavgalarıyla çalkalanması, geleceğe dair ciddi soruları beraberinde getirmektedir.
Diğer yandan, Suriye’de yaşanan son gelişmeler, bölgedeki enerji denkleminde ciddi kırılmalar yaşandığını göstermektedir. Fırat’ın doğusundaki kritik petrol ve doğalgaz sahalarının el değiştirmesi, yalnızca coğrafi değil, siyasi ve ekonomik anlamda da bölgenin geleceğini derinden etkileyecek bir dönüşüme işaret etmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin tercihini Türkiye ve Şam yönetimi lehine kullanması, sahada dengeleri değiştirmiş ve yıllardır terör örgütlerinin elinde tuttuğu enerji kaynaklarının akıbeti belirsiz hale gelmiştir. Bu durum, ülkemizin dış politika ve güvenlik stratejileri açısından hayati önem taşımakta, iktidarın bölgedeki pasif ya da yanlış politikalarının sonuçlarını bir kez daha gözler önüne sermektedir.
İktidarın, bir yanda denetimsiz tarikatlara alan açarken, diğer yanda bölgesel krizleri yönetmekte yetersiz kalması, ülkemizi içeride ve dışarıda savunmasız bırakmaktadır. Bu çifte standartlı yaklaşım, halkın devlet kurumlarına olan güvenini sarsmakta ve temel kamu düzenini tehdit etmektedir.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesi, iktidarın elinde bir sopa haline gelmiş, yargı bağımsızlığı yok edilmiştir. Cezaevinde hayati tehlike atlatan CHP’li İstanbul Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın durumu, bu acı tablonun en net göstergesidir. İki kez lenf kanserini yenmiş bir siyasetçinin, cezaevinde tekrar hastalanması ve kritik ameliyat geçirmesine rağmen Adli Tıp Kurumu’nun "Cezaevinde kalabilir" raporu vermesi, siyasi kararların sağlığın ve adaletin önüne geçtiğini ispatlamaktadır. Mahkemenin tutuklu yargılamada ısrar etmesi, "tutuklu yargılama istisnadır" kuralının özellikle muhalifler için tersine işletildiğini göstermektedir.
Adana’da tutuklu bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin ve Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar’ın durumu da aynı hukuksuzluğun devamıdır. Halkın iradesiyle seçilmiş bu başkanlar aylardır tutuklu yargılanmakta, vatandaşlar ise "Adalet Çadırı"nda hak arayışına devam etmektedir. Öte yandan, cezaevlerinde yer kalmadığı gerekçesiyle on binlerce mahkûmun tahliye edilmesi ve bunların bir kısmının cinayet dahil ciddi suçlar işlemesi, adalet sistemindeki çifte standardın ve çürümüşlüğün vahametini gözler önüne sermektedir. İktidarın, 2004 yılından bu yana Atatürk’ün adını hutbelerden çıkarması, milli bayram törenlerine katılmaması ve milli değerleri hedef alması, hukuk devleti ve cumhuriyet ilkelerine yönelik sistemli saldırıların sadece birer küçük örneğidir.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkenin yarısından fazlası "Geçinemiyoruz!" feryadıyla güne başlarken, üçte birlik azınlık ise altın fiyatlarının artışına sevinmektedir. Bu derin uçurum, iktidarın 25 yıl önceki "Bütün servetim bu yüzük" gibi söylemlerle yoksullara verdiği sözleri unutup, tam tersine bir "sömürü düzeni" kurduğunu kanıtlamaktadır. Yoksuldan alıp zengine aktaran, bütçeyi sürekli açık veren bir düzen inşa edilmiştir. Son bütçenin rekor bir açıkla kapanması, mevcut ekonomik yönetimin iflasını tescillemiştir.
İktidar, halkın yediği, içtiği, kullandığı her şeyi vergi tahsilat memuru haline getirmiştir. Ekmekten benzine, elektrikten telefona kadar her tüketim malından alınan KDV ve ÖTV ile vatandaşın nefesi kesilmektedir. Bir yılda toplanan özel tüketim vergileri 2 trilyon lirayı aşmış ve bu miktar, 2025 yılı bütçesinin faiz harcamalarını karşılamak için kullanılmıştır. Faizciye çalışan bu düzen, alın teriyle geçinmeye çalışan milyonlarca insanı açlığa mahkûm etmektedir. Hazine ve Maliye Bakanı’nın açıkladığı "Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi" ise tam bir göz boyamadan ibarettir. "Üç yıl yeni araç satın alınmayacak" denmesine rağmen, bütçe verileri yüzlerce yeni taşıt alımının ve taşıt kiralama giderlerinin fahiş oranlarda arttığını göstermektedir. Bu israf ve yalanlar, halktan toplanan vergilerin nasıl çarçur edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içine sürüklendiği bu karanlık tabloya seyirci kalmayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. Partimiz, güçlü bir demokrasi, gerçek bir hukuk devleti ve adil bir ekonomik düzen için mücadele etmeye kararlıdır. Öncelikle, hukukun üstünlüğünü ve yargı bağımsızlığını yeniden tesis edecek, siyasi saiklerle yapılan tüm hukuksuz tutuklamalara son verilecek, Murat Çalık ve diğer tutuklu belediye başkanlarımızın derhal serbest bırakılarak adil yargılanma haklarına kavuşmaları sağlanacaktır. Adli Tıp Kurumu’nun bağımsızlığını garanti altına alacak düzenlemeler yapılmalı, hukuk, iktidarın değil, adaletin kılıcı olmalıdır.
Ekonomide ise, faizci ve sömürü düzenini kökten değiştirecek, üretim odaklı, adil bir gelir dağılımını hedefleyen politikaları hayata geçireceğiz. Kamudaki israfa derhal son verecek, tasarruf paketlerinin kağıt üzerinde kalmasına izin vermeyeceğiz. Vergileri adil bir zemine oturtarak, dar gelirli ve orta sınıf üzerindeki ağır yükü hafifletecek, lüks tüketimi ve sermayeyi daha fazla vergilendireceğiz. Halkımızın alın terinin karşılığını aldığı, kimsenin geçim sıkıntısı çekmediği, refahın tabana yayıldığı bir Türkiye inşa edeceğiz.
Ülkemizin kurucu değerleri ve Atatürk ilkeleri etrafında milli birliği yeniden sağlayacak, tarikatların ve cemaatlerin devlet içinde devlet kurma çabalarına asla izin vermeyeceğiz. Her türlü şeffaf olmayan yapının önüne geçecek, devletin tüm kurumlarında liyakati esas alacağız. Hak ve Adalet Partisi, bu ülkenin tüm vatandaşlarının adalet, eşitlik ve refah içinde yaşayacağı, güçlü ve çağdaş bir Türkiye idealini gerçekleştirmek için durmaksızın çalışacaktır.
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================