Tarih: 5 Ocak 2026
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün dünya, uluslararası hukukun ve egemen devlet anlayışının ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha dehşetle tecrübe etmiştir. Venezuela Devlet Başkanı’nın, bir gecede ülkesinden kaçırılarak yargılanmak üzere başka bir ülkeye götürülmesi, tarihe bir korsanlık vakası olarak geçmiştir. Dünya artık, "Ben güçlüyüm, her şeyi yaparım" diyenlerin hüküm sürdüğü, hukuksuzluğun ve zorbalığın egemen olduğu bir döneme girmiştir. Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumların sadece kınamaktan öteye gidememesi, bu kurumların işlevsizliğinin acı bir itirafıdır. Küresel güçlerin pervasızca attığı bu adımlar, çok kutuplu dünya düzeni için felaket potansiyeli taşıyan çatışmaların habercisidir.
Bu akıl almaz operasyon, petrol ve değerli maden rezervlerinin emperyalist iştahı tetiklediğini acı bir şekilde göstermektedir. Bir ülkenin egemenliğine ve halkının iradesine bu denli açık bir saldırı karşısında, dün Venezuela liderinin yakın dostu olduğunu iddia edenlerin bugün sergilediği sessizlik, "düşenin dostu olmaz" sözünü bir kez daha doğrulamaktadır. Partimiz, bu uluslararası hukuk ihlalini en sert şekilde kınamakta ve gelecekte benzer olayların önünü açacak bu tehlikeli gidişata karşı tüm dünya ülkelerini ortak bir duruş sergilemeye davet etmektedir.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Venezuela'da yaşananlar, sadece bir ülkenin liderine yönelik bir müdahale değil, tüm dünya devletlerinin egemenliğine ve güvenliğine yönelik açık bir tehdittir. Bu, uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, demokrasinin ve insan haklarının güçlü olanın keyfine göre eğilip büküldüğü zalim bir dönemin işaretidir. ABD'nin geçmişte yaşadığı başarısız operasyonlara rağmen bugün bu denli pervasızca hareket edebilmesi, uluslararası güç dengelerinin geldiği vahim durumu gözler önüne sermektedir. Artık hiçbir ülkenin yöneticisi ve güvenliği teminat altında değildir.
Ülkemizin de uluslararası ilişkilerde yaşadığı sorunlar göz önüne alındığında, bu tür hadiseler bize önemli dersler çıkarmamız gerektiğini göstermektedir. Hukukun üstünlüğünden uzaklaşıldığında, içeride ve dışarıda savunmasız kalmanın kaçınılmaz olduğu aşikardır. Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Adalet Divanı kararlarının görmezden gelindiği bu tabloda, ülkemizin demokrasi, hak ve hukuk adalet ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalması hayati öneme sahiptir. Partimiz, böylesi bir dünyada Türkiye'nin kendi iç hukukunu ve demokratik değerlerini güçlendirmesinin, uluslararası alanda saygınlığını korumasının tek yolu olduğunu savunmaktadır.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkemizdeki ekonomi yönetimi, uluslararası alanda yaşanan bu çalkantılı dönemi de fırsat bilerek, vatandaşlarımızın sırtına yeni yükler bindirmeye devam etmektedir. 2025 yılı enflasyon hedefinin yüzde 31 civarında kesinleşmesi beklenirken, emekli maaşlarına ve memur zamlarına reva görülen yüzde 12 ve yüzde 18 gibi komik oranlar, halkımızı bir kez daha yoksulluğa mahkum etmiştir. Bu düşük zamlar, iktidarın "enflasyonu indirelim, sonra seçim öncesi bol keseden dağıtırız" şeklindeki hesapsız ve adaletsiz politikasının açık bir göstergesidir. İktidar, halkımızın alım gücünü eritmeyi göze alarak, kendi siyasi geleceği için bir seçim operasyonu planlamaktadır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın "2025'in Muhasebesi" adı altında yaptığı paylaşımlar ise, bırakın başarı destanı olmayı, ülkenin geçmişte yaşadığı ekonomik felaketlerin sorumlularını perdeleme ve kendi hatalarından doğan sorunları başarı gibi sunma çabasından ibarettir. Ülke risk primini astronomik seviyelere çıkaranlar, uluslararası rezervleri eksiye düşürenler, Kur Korumalı Mevduat (KKM) belasını bu ülkenin başına saranlar, enflasyonu şaha kaldıranlar kimlerdi? Dolar kurunun 3 liradan 42 liraya çıktığı bir ortamda, bu "şahlanış destanı" gerçeklerin üstünü örtemez. Vatandaş, her geçen gün artan yoksulluğun ve alım gücünün düşüşünün asıl muhasebesini yapmaktadır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Partimiz Hak ve Adalet Partisi olarak, hem içeride hem dışarıda hakkaniyete dayalı, adaleti esas alan bir yönetim anlayışını savunmaktayız. Uluslararası alanda yaşanan korsanlık ve hukuksuzluk karşısında Türkiye'nin sessiz kalması düşünülemez. Ülkemiz, uluslararası hukukun savunucusu olmalı, egemenlik haklarına yönelik tüm ihlallere karşı dik durmalıdır. Bizim dış politikamız, komşularıyla iyi ilişkiler kuran, bölgesinde barış ve istikrarın teminatı olan, ancak ulusal çıkarlarından ve egemenliğinden asla taviz vermeyen bir anlayış üzerine kurulacaktır.
Ekonomi politikalarında ise, halkımızın refahını temel öncelik olarak gören, enflasyonu gerçekçi ve kalıcı yollarla düşüren, ücretleri enflasyon karşısında ezdirmeyen bir model öneriyoruz. Vatandaşlarımızın, özellikle emeklilerimizin ve memurlarımızın insanca yaşayabileceği bir gelir seviyesine ulaşması, partimizin en önemli hedefidir. Ekonomik bağımsızlığımızı güçlendirecek, yolsuzlukları ortadan kaldıracak ve halkın alın terini sömüren politikalara son verecek adımları atmaya kararlıyız. Partimiz, “yabancı sermaye gelmeden kalkınma olmaz” gibi dışa bağımlılığı körükleyen yaklaşımlar yerine, kendi öz kaynaklarımıza ve insan gücümüze güvenen, üreten ve adil bölüşen bir ekonomi yaratacaktır.
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================