Tarih: 21 Aralık 2025

**TÜRKİYE'DE İKTİDAR İÇ SAVAŞI, EKONOMİK BUHRAN VE HUKUKSUZLUK BÜYÜYOR: MİLLET SAHİPSİZ DEĞİLDİR!**

**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**

Türkiye, Cumhuriyet'in yüzüncü yılını devirip "Türkiye Yüzyılı"nı ilan etme iddialarının gölgesinde, her geçen gün daha derin bir karmaşanın içine sürüklenmektedir. İktidarın kendi içerisinde patlak veren ve adeta bir "iç savaş"a dönüşen çatışmalar, ülkenin en önemli sorunlarını örtbas etme çabasının trajik bir göstergesidir. Basının yandaş kanalının sahiplerinden yöneticilerine, eski ve yeni bakanlara uzanan uyuşturucu skandalı soruşturması, bu çürümeyi ve curcunayı açıkça gözler önüne sermiştir. Milletimiz, kimin kemanını, kimin zurnasını çaldığı belirsiz bir gürültü ve kargaşa içinde bırakılmıştır.

Bu skandalın ele alınış biçimi dahi iktidarın samimiyetsizliğini ortaya koymaktadır. Soruşturma aşamasında gizli kalması gereken bilgilerin, iktidara yakın medya organları tarafından en küçük ayrıntısına kadar, manşetlerden servis edilmesi, operasyonlardaki "şeytani bir eksikliğe" işaret etmektedir. Uyuşturucunun kaynağı, dağıtım ağı yerine, sadece kullanıcılar üzerinden yürütülen göstermelik operasyonlar, meseleyi çözmekten çok, kamuoyunu manipüle etme amacını taşımaktadır. Partimiz, bu tür ikiyüzlü yaklaşımların milletin vicdanında karşılık bulmayacağını açıkça belirtir.

Bir yandan iktidar içi hesaplaşmalar ve skandallar yaşanırken, diğer yandan iktidarın ülkeyi getirdiği noktada, dış politikada da gerilimler tırmanmaktadır. Kış aylarının başlangıcıyla birlikte yapılan bölgesel öngörüler, Orta Avrupa, Balkanlar, Mısır, Beyrut, İsrail ve Ege hattında askeri ve polisiye hareketliliğin artacağına, Türkiye'nin de bu gerilimden etkileneceğine işaret etmektedir. Bu tablo, dışarıda saygınlığı korunduğu iddia edilen "Türkiye Yüzyılı"nı fiilen inkâr etmekte, ülkemizi bir krizler yumağının ortasına itmektedir.

**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**

Türkiye'de demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri maalesef rafa kaldırılmıştır. Konuşanın susturulduğu, azarlandığı, eleştirenin kendisini adliye koridorlarında bulduğu bir dönemden geçmekteyiz. Sivil toplum kuruluşlarından akademisyenlere, bürokratlardan siyasetçilere kadar herkes, yanlışları dile getirmekten çekinmekte, korku iklimi her geçen gün ağırlaşmaktadır. Yargıya güvenin anketlerde dibe vurması, bu korkunun ve adaletsizliğin en somut kanıtıdır.

Hukukun üstünlüğünün değil, gücün ve siyasi beklentilerin hüküm sürdüğü bir ülkede yabancı yatırımcının gelmesi, iş adamlarının fabrika açması beklenemez. Adaletin sağlanmadığı, yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı bir ortamda ekonomik büyüme hayalden öteye geçemez. İktidarın bu gerçekle yüzleşmek yerine, baskı ve susturma politikalarına devam etmesi, ülkemizi uluslararası alanda yalnızlaştırmakta, içeride ise toplumsal huzursuzluğu artırmaktadır.

Partimiz, yüzde 50+1 Cumhurbaşkanlığı seçim sisteminin Türk demokrasisi üzerindeki şantaj etkisine dikkat çekmektedir. Mevcut sistem, bazı siyasi aktörlerin kendilerini "Türk demokrasisinin şantajcısı" konumuna getirmesine yol açmakta, ilkesiz ittifakları ve politikaları dayatmaktadır. Seçmenin kendi iradesiyle oy kullanmasının önüne geçen bu bloklaşma, demokrasiyi rehin almakta, ülkenin kaderini birkaç partinin pazarlıklarına terk etmektedir. Bizim görüşümüz odur ki, demokrasinin yeniden nefes alabilmesi ve şantajlara kapalı olması için 50+1 sisteminin derhal değiştirilmesi zorunludur.

**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in 2 buçuk yılı aşkın süredir Türkiye ekonomisinin başında olmasına rağmen ortada elle tutulur bir başarı olmaması, milletimizin yaşadığı ekonomik buhranın en acı göstergesidir. Topluma bir türlü "mutluluk aşısı" enjekte edilememiş, aksine halkın büyük bölümü parasızlıktan mutsuz ve perişan durumdadır. Siyaset rüzgarının öylesine sert estiği bir ülkede, ekonomi yönetiminin iki adım ileri gitse de siyasi fırtınalar tarafından üç adım geriye itilmesi, çözümsüzlüğün ana nedenidir.

Ekonomimizin düzelmesi için en önemli unsurlardan biri olan yabancı yatırımcılar, Türkiye'de iş yapmaktan ve para yatırmaktan korkmaktadır. Demokrasinin tüm kurallarının işlemediği, hukukun düzelmediği ve adaletin sağlanamadığı bir ülkede sermayenin güvence bulamaması kaçınılmazdır. Merkez Bankası'nın dahi "seri faiz indirimi" beklentisinden rahatsızlık duyması ve dezenflasyon sürecinin risk altında olduğunu vurgulaması, mevcut ekonomik politikaların ne denli kırılgan ve belirsiz olduğunun itirafıdır.

Bu ekonomik tablo, toplumsal sorunları da derinleştirmektedir. Ülkemizde 6-17 yaş arası tam 612 bin çocuğumuzun hiç okula gidememesi, bu çocukların büyük bir kısmının çalışmaya zorlanması, "Türkiye Yüzyılı" söylemlerinin koca bir yalandan ibaret olduğunu gözler önüne sermektedir. Uyuşturucu rezaletinin bütün memleketi sarması, kadın cinayetlerinin hız kesmeden devam etmesi ve ahlaki yozlaşmanın her sektöre yayılması, iktidarın göz ardı ettiği ancak milletimizi derinden yaralayan gerçeklerdir. Partimiz, vatandaşımızın sinir sisteminin birtakım pisliklerle ve rezilliklerle yok edildiği bu döneme derhal son verilmesi gerektiğini savunur.

**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**

Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin karşı karşıya kaldığı bu derin siyasi, hukuki ve ekonomik buhrana seyirci kalmayacağız. Partimiz, sorunların doğru konuşulabildiği, bilenin aidiyetine, mezhebine, meşrebine bakılmadan bilgisine değer verildiği, devletine ve milletine bağlı kıymetli bireylerin sesinin duyulduğu bir Türkiye inşa etmeyi hedeflemektedir. Konuşanın susturulduğu değil, doğruyu söyleyenin güvence altına alındığı bir demokrasiyi tesis etmek en öncelikli görevimizdir.

Ekonomik refahın ve toplumsal mutluluğun temelinde güçlü bir hukuk devleti ve tam demokrasi yatmaktadır. Bu nedenle, yabancı yatırımcıların güvenini yeniden kazanmak için öncelikle hukuk devleti ilkelerini işletecek, yargı bağımsızlığını temin edecek adımlar atılması elzemdir. Ayrıca, yüzde 50+1 gibi ilkesiz siyasetin kapısını aralayan ve demokrasimizi şantajlara açık hale getiren seçim sisteminin değiştirilmesi, partimizin kararlı duruşudur.

"Terörsüz Türkiye" hedefi, evlatları şehit olanlardan babasız büyüyenlere kadar her vatandaşımızın ortak hayalidir. Partimiz bu hedefi "amasız" ve "lakinsiz" desteklemektedir. Ancak bu hedefe ulaşmak için belirsiz temennilerle değil, askeri bir strateji gibi sondan başa doğru kurgulanmış, riskleri öngören, net ve tutarlı bir ulusal stratejiye ihtiyaç vardır. Geçmişteki "analar ağlamasın" gibi yanlış anlaşılmaya açık hedefler yerine, terörün kökünü kurutacak kapsamlı ve ulusal mutabakatı sağlayan bir yol haritası belirlenmelidir.

Partimiz, kaybolan 612 bin çocuğumuzun geleceği için acil eylem planları geliştirecek, uyuşturucu ve ahlaki yozlaşma ile etkin bir mücadele başlatacaktır. Sokakların savaş alanına dönüştüğü, kadın cinayetlerinin durmadığı bir ülkede "Türkiye Yüzyılı" ilan etmek, millete saygısızlıktır. Hak ve Adalet Partisi, milletin iradesini gasp eden bloklaşmalardan kurtulmuş, gerçek anlamda demokratik, adil ve müreffeh bir Türkiye inşa etmek için var gücüyle çalışacaktır.

 

================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================