Tarih: 18 Eylül 2026
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugün Türkiye, siyasi ve hukuki açıdan çalkantılı bir gündemle karşı karşıyadır. Finansal piyasalardaki denetimsizliğin ve yolsuzluk iddialarının vahametini bir kez daha gözler önüne seren Tera Holding operasyonu kapsamında Genel Müdür Yardımcısı'nın gözaltına alınması ve çok sayıda şüpheli hakkında yurt dışı çıkış yasağı getirilmesi, ülkemizin ekonomik düzenindeki çarpıklıkları ortaya koymuştur. Bu tür vakalar, sermayenin nasıl bir güvencesizlik ortamında hareket ettiğini ve küçük yatırımcının haklarının nasıl korunaksız bırakıldığını kanıtlamaktadır.
Emniyet teşkilatında yaşanan kapsamlı görev değişiklikleri ve üst düzey atamalar, devlet yönetiminde liyakat yerine siyasi saiklerin egemen olduğunu düşündürmektedir. 69 görev değişikliği, 24 il emniyet müdürünün merkeze çekilmesi ve 39 il emniyet müdürünün değişmesi, kamu hizmetinin bağımsızlığı ve sürekliliği ilkesine gölge düşürmektedir. Özellikle geçmişte önemli soruşturmalarda adı geçen isimlerin kararnamede yer alması, atamaların şeffaflıktan uzak yapıldığının ve hesap verilebilirliğin göz ardı edildiğinin göstergesidir.
Başkent Ankara'da Cumhuriyet'in simgesi olan Beşevler'deki eğitim alanının işlevinin değiştirilerek dini tesise dönüştürülmesi kararı, şehircilik ilkeleri ve tarihsel belleğin hiçe sayıldığını gözler önüne sermektedir. Bu karar, Anıtkabir gibi hassas bir mekânın yakınında atılan adımların ideolojik bir temeli olduğunu ve Cumhuriyet'in değerlerine yönelik sistematik bir aşındırmanın devam ettiğini göstermektedir. Partimiz, bu tür kararların toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğine ve ortak değerlerimize zarar verdiğine inanmaktadır. Ayrıca Galatasaray gibi köklü bir kulübün kupalarına dahi haciz konulması, kurumlarımızın maruz kaldığı mali buhranın ve denetimsizliğin vahim bir yansımasıdır.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Ülkemizde adalet ve hukuk devleti ilkeleri her geçen gün daha da ağır yara almaktadır. 6 Şubat depremlerinin üzerinden aylar geçmesine rağmen, "Adalet Peşinde Aileleri Platformu"nun Adalet Bakanlığı önündeki mücadelesi, yargı süreçlerindeki ağır aksaklıkların ve cezasızlık sorunlarının vicdanları nasıl kanattığını göstermektedir. Depremde yakınlarını kaybeden yurttaşlarımızın "patronların kârı için" ölüme terk edildiği bir düzende, sorumlulardan hesap sorulamaması, hukukun üstünlüğüne olan inancı zedelemektedir.
Yargının bağımsızlığı ve yargıç teminatı, adalet sisteminin temel direğidir. Oysa günümüz Türkiye'sinde yargı, iktidarın veya derin yapıların tasallutu altında, "hâkimiyetin kayıtlı ve şartlı" olduğu gerçeğini unutarak, çoğunluk diktatörlüğüne hizmet eder hale gelmiştir. "Adalet mülkün temelidir" ilkesinin ancak vicdanlı ve bağımsız yargıçlarla hayata geçebileceği bir kez daha anlaşılmıştır. Eski bir MİT görevlisinin şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmanın yeniden canlanması ve yeni gözaltılar, geçmişteki karanlık olaylarla yüzleşme ihtiyacını ve devlet içindeki çeşitli yapıların adalet üzerindeki gölgesini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Toplumda derin yaralar açan uyuşturucu gibi sorunlarla mücadelede ise adalet sisteminin kamuoyunun beklentilerini karşılaması büyük önem taşımaktadır. Ünlü isimlere yönelik yapılan operasyonlar, toplum sağlığı ve güvenliği açısından gerekli olmakla birlikte, bu süreçlerin şeffaf, adil ve hukuka uygun yürütülmesi, adalete olan güveni pekiştirecektir. Yargının terazisi, kalabalıkların bağırışından ve sosyal medyanın linç iştahından uzak durmalı, sadece hukukun ve vicdanın önünde işlemelidir.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkemizin köklü spor kulüplerinden Galatasaray'ın dahi mali darboğaza sürüklenerek şampiyonluk kupalarına haciz konulması, ekonomik yönetimdeki basiretsizliğin ve denetimsizliğin ulaştığı boyutları açıkça gözler önüne sermektedir. Bu durum, sadece bir spor kulübünün değil, genel olarak kurumlarımızın nasıl bir finansal kırılganlık içinde olduğunu ve hesap verebilirliğin ne denli göz ardı edildiğini göstermektedir. Bu tür olaylar, yalnızca kurumların itibarını zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda toplumsal güveni de sarsmaktadır.
Finans sektöründe yaşanan Tera Holding benzeri operasyonlar, ne yazık ki ülkemizdeki ekonomik sahtekarlık ve yolsuzluk iddialarının sıradanlaştığını kanıtlamaktadır. Denetim mekanizmalarının yetersizliği ve yasal boşluklar, kötü niyetli kişilerin halkın birikimlerini sömürmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum, yalnızca bireysel mağduriyetlere yol açmakla kalmamakta, aynı zamanda ulusal ekonomiye olan güveni de derinden sarsmaktadır.
Toplumsal yozlaşma ve ahlaki çöküntü, gençliğimizi tehdit eden en büyük tehlikelerden biridir. Ünlü isimlerin de adının karıştığı uyuşturucu operasyonları, bu acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarpmıştır. Gençlerimizi bu bataklıktan kurtarmak, yalnızca güvenlik güçlerinin değil, aynı zamanda eğitimin, ailenin ve toplumsal duyarlılığın ortak sorumluluğudur. Partimiz, ekonomik krizin ve geleceksizliğin gençleri bu tür yanlış yönelimlere ittiğinin farkındadır ve bu konuda topyekûn bir mücadele çağrısı yapmaktadır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinde bulunduğu bu çok boyutlu krizden çıkış yolu, güçlü bir demokrasi, tam bağımsız bir hukuk devleti ve kapsayıcı bir ekonomi modelidir. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, siyasi müdahalelerden arındırılmış bir şekilde acilen tesis edilmelidir. Hakim teminatının güçlendirilmesi, dokunulmazlıkların kötüye kullanımının engellenmesi ve seçilmişlerin iradesine saygı duyulması elzemdir. Yargının, "adalet mülkün temelidir" düsturuyla sadece hukuka ve vicdanına göre hareket etmesini sağlayacak reformlar derhal hayata geçirilmelidir. Depremzedelerin adalet arayışı, siyasi ve bürokratik engellerle karşılaşmamalı, sorumlular en kısa sürede yargı önüne çıkarılmalıdır.
Ekonomide ise şeffaflık, hesap verebilirlik ve sıkı denetim mekanizmaları vazgeçilmezdir. Finansal piyasalardaki manipülasyonlara ve yolsuzluklara asla geçit verilmemelidir. Kurumlarımızın mali disiplini ve sürdürülebilirliği sağlanmalı, spor kulüplerimizden kamu kuruluşlarına kadar tüm yapıların ekonomik yönetimleri liyakat sahibi kadrolara emanet edilmelidir. Halkın birikimleri korunmalı, yolsuzlukla mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir.
Partimiz, Cumhuriyetimizin kuruluş değerlerine bağlı kalarak, laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti inşa etme azmindedir. Mekansal planlamadan kültürel varlıkların korunmasına kadar her alanda bilimin ve aklın rehberliğinde kararlar alınmalıdır. Gençlerimizi tehdit eden uyuşturucu ve diğer toplumsal sorunlara karşı topyekûn bir mücadele başlatılmalı, eğitim, istihdam ve sosyal destek politikalarıyla gençlerimiz güvence altına alınmalıdır. Hak ve Adalet Partisi, hukukun üstünlüğünü, adaletin tesisisini ve refah içinde bir Türkiye'yi inşa etmek için tüm gücüyle çalışmaya devam edecektir.
Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================