Tarih: 24 Eylül 2026
**GÜNÜN SİYASİ GÜNDEMİ**
Bugünkü Türkiye gündemi, siyasi arenada yaşanan çalkantılar ve ekonomik derinleşen sorunlarla şekillenmektedir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ederek bağımsız kalacağını açıklaması, siyaset sahnesinde dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu istifanın, iktidarın yıllardır Sayın Yavaş’ı mesnetsiz yolsuzluk iddialarıyla yıpratma çabalarıyla ilişkilendirilmesi kaçınılmazdır. Yandaş medyanın sürekli hedef göstermesine rağmen herhangi bir belge sunamaması, bu durumun siyasi bir linç kampanyasının parçası olduğunu düşündürmektedir. Öte yandan, Ankara’da yedi ilçenin belediye başkanının da partilerinden istifa etmesi, yerel yönetimlerdeki siyasi dengeleri değiştirebilecek ve Büyükşehir Belediye Meclisi’nin geleceği hakkında ciddi sorular uyandıracak önemli bir siyasi dönüşüme işaret etmektedir.
Aynı zamanda, milyarlarca liralık vurgunun ortaya çıktığı "fon soruşturması" kapsamında İstanbul’da gerçekleştirilen yeni tutuklamalar, kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. On yedi şüpheliden on dördünün tutuklanması, bu tür finansal skandalların ne denli derin ve organize bir yapıya sahip olduğunu gözler önüne sermektedir. Ancak, bir milletvekilinin bu tutuklamaları bir “göz boyaması” olarak nitelendirip, asıl siyasi ayağın perdelendiği ve seçimi iktidar kazanırsa tutukluların serbest bırakılacağı yönündeki güçlü iddiaları, adaletin tecellisi konusunda ciddi şüpheler uyandırmaktadır. Böylesine büyük bir vurgunun, çok sayıda denetim ve kontrol mekanizmasının olduğu bir ortamda gerçekleşmesi, sistemdeki yozlaşmanın boyutunu ve siyasi desteğin varlığını sorgulatmaktadır.
İktidarın yargıyı siyasi bir araç olarak kullanma eğilimi, İBB Başkanı’nın da yargılandığı davada beş kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmasıyla bir kez daha açığa çıkmıştır. Bu tür kararlar, yargı süreçlerinin siyasi çekişmelere alet edildiği algısını güçlendirmekte ve hukukun üstünlüğü ilkesini zedelemektedir.
**DEMOKRASİ VE HUKUK DEVLETİ**
Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri, iktidarın baskıcı politikaları ve yandaş kayırmacılığı nedeniyle her geçen gün daha fazla yara almaktadır. Milyarlarca liralık "fon soruşturması"nda ortaya çıkan gerçekler, yalnızca birkaç finans yöneticisinin değil, aynı zamanda sermaye piyasası otoritelerinden bağımsız denetçilere, hukukçulardan bankacılık yetkililerine kadar geniş bir ağın ve siyasi himayenin bu vurguna göz yumduğunu açıkça göstermektedir. Partimiz, bu tür büyük yolsuzlukların ancak iktidarın adaleti hançerleyerek oluşturduğu "arsız burjuva yaratma modeli" ile mümkün olabileceğini defaatle vurgulamıştır. Siyasi ayağın ve denetim kurumlarındaki sorumluların açıklığa kavuşturulmadan, adaletin tam olarak tecelli etmesi mümkün değildir.
Hukuksuzluk ve siyasi baskı, sadece ekonomik değil, toplumsal vicdanda da derin yaralar açmaktadır. Şanlıurfa’da 15 yaşındaki bir çocuğun MESEM kapsamında çalıştığı atölyede akıl almaz bir işkenceyle hayatını kaybetmesi ve sorumlunun ilk başta serbest bırakılması, yargı sistemimizdeki çifte standartların ve liyakatsizliğin acı bir örneğidir. Bu olay, adalet mekanizmalarının halkın değil, güçlülerin yanında yer aldığı algısını pekiştirmekte, toplumsal infiali körüklemektedir. Bağımsız olması gereken yargı organlarının bu denli siyasallaşması, demokrasiye olan inancı zedelemekte ve vatandaşlarımızı güvencesiz bırakmaktadır.
Biz Hak ve Adalet Partisi olarak, bu yaşananların, iktidarın hukuku kendi çıkarları doğrultusunda eğip büktüğü, denetim mekanizmalarını felç ettiği ve yandaşları koruduğu 25 yıllık bir sürecin kaçınılmaz sonuçları olduğuna inanıyoruz. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin ayaklar altına alındığı, yargının siyasallaştığı bir ülkede demokrasiden söz etmek mümkün değildir.
**EKONOMİ VE TOPLUMSAL SORUNLAR**
Ülkemiz, Maliye Bakanı’nın dahi artık "savaş" bahanesine sığınarak enflasyonu açıklamak zorunda kaldığı bir ekonomik krizin pençesindedir. 2026 yılı, halkımız için umutsuzluğun ve derinleşen yoksulluğun yılı olarak anılacaktır. Bakanın, Rusya, Ukrayna ve Suriye gibi savaş bölgelerindeki enflasyon oranlarının dahi Türkiye’deki resmi verilerden kat kat düşük olmasına rağmen, enflasyonu dış etkenlere bağlaması, gerçeklerden kopukluğun bir göstergesidir. Asıl neden, Bakan’ın dile getiremediği, ancak hepimizin yaşadığı "ülkedeki hukuksuz davranışlar, siyasi baskı ve tutuklamalar" ve iktidarın yandaş sermayeye sağladığı haksız avantajlardır. Halkın alım gücü her geçen gün erirken, yandaşların servetlerine servet katmaya devam etmesi, toplumsal eşitsizliğin vardığı vahim boyutu gözler önüne sermektedir.
İşçi sınıfımızın durumu ise, bu ekonomik tablonun en acı yüzüdür. Trabzon’dan Gaziantep’e, İzmir’den Sakarya’ya kadar ülkenin dört bir yanında işçiler, aylardır alamadıkları ücretleri, karşılıksız çekleri ve kadro talepleri için direnişlerini sürdürmektedir. Gaziantep’in Araban ilçesinde TOKİ ihalesi alan firmaların işçileri, on aylarca maaş alamadan çalışmaya zorlanmış, sorumluluk "yüklenici-taşeron pinpon topu"na dönüştürülmüştür. Bu durum, iktidarın emeği nasıl sömürdüğünü ve emekçileri nasıl korumasız bıraktığını açıkça göstermektedir. Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı’nın çağrısı, patronların sömürü planlarına karşı işçi birliğinin ve dayanışmanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Bu ekonomik buhranın kökeninde, iktidarın 25 yıldır uyguladığı "ar damarı çatlamış arsız burjuva yaratma modeli" yatmaktadır. Devletin tüm kaynakları, Hazine garantileriyle yandaş şirketlere aktarılmış, bu şirketler başarısız olduğunda ise fatura halkın vergileriyle ödenmiştir. Kamu ihaleleriyle zenginleşen bu kesimler, halkın alın terini sömürerek servetlerine servet katarken, enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezilen milyonlar kaderine terk edilmiştir. Arjantin gibi ülkelerde uygulanan liberal politikaların iş gücü piyasasında yarattığı tahribata benzer şekilde, ülkemizde de kayıtlı istihdam azalırken, güvencesiz ve kayıt dışı çalışma artmaktadır.
**PARTİMİZİN GÖRÜŞLERİ**
Hak ve Adalet Partisi olarak, ülkemizin içinden geçtiği bu buhranlı dönemde, halkımızın yaşadığı her türlü mağduriyetin ve adaletsizliğin karşısında durmaya devam edeceğiz. Ülkemizin bugün içine sürüklendiği siyasi istikrarsızlık, hukuk devleti ilkesinin hiçe sayılması ve derin ekonomik kriz, mevcut iktidarın yirmi yılı aşkın süredir uyguladığı yanlış politikaların, liyakatsiz yönetimin ve yandaş kayırmacılığın doğrudan sonucudur. Siyasetçiler üzerindeki baskılar, yargının siyasallaşması ve fon vurgunu gibi büyük yolsuzlukların siyasi ayağının ortaya çıkarılmaması, adalete olan güveni yıkmaktadır.
Partimiz, öncelikle demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla yeniden tesis edilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bağımsız ve tarafsız bir yargı, liyakat esaslı bir kamu yönetimi ve şeffaf denetim mekanizmaları olmadan ne hukuk ne de ekonomi düzelebilir. Fon soruşturması gibi büyük çaplı yolsuzluklarda tüm sorumluların, özellikle de siyasi ayağın, hiçbir ayrım gözetmeksizin yargı önüne çıkarılması ve hesap vermesi sağlanmalıdır. Biz, Sermaye Piyasası Kurulu'ndan bankacılık düzenleme ve denetleme kurumlarına kadar tüm bağımsız kurumların yeniden güçlendirilmesi ve siyasi etki alanından çıkarılması gerektiğini savunuyoruz.
Ekonomik refahın ancak adil gelir dağılımı, istikrarlı üretim ve tüm vatandaşları kucaklayan sosyal politikalarla mümkün olacağını biliyoruz. Maliye Bakanı’nın acze düştüğü, enflasyonu savaşa bağladığı değil, gerçekçi adımlarla halkın alım gücünü artıracak, işçinin emeğinin karşılığını alacağı bir ekonomik modelin hayata geçirilmesi zorunludur. İşçi direnişlerinin haklı taleplerini destekliyor, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılmasını ve sendikal hakların güvence altına alınmasını istiyoruz. Taşeron işçilerin kadro taleplerinin bir an önce karşılanması, emekçilerimizin insanca yaşam koşullarına kavuşması partimizin öncelikli hedeflerindendir. "Arsız burjuva yaratma modeli"ne derhal son verilmeli, Hazine garantileriyle yandaş şirketlere kaynak aktarılması durdurulmalı, kamu ihalelerinde şeffaflık ve rekabet yeniden sağlanmalıdır. Hak ve Adalet Partisi, hukukun üstünlüğüne, adaletin mutlak tecellisine ve halkımızın refahına inanan bir Türkiye inşa edecektir.
Hak ve Adalet Partisi Basın Bürosu - Raman Ali Avcı (Genel Başkan Yardımcısı)
================================================================================
İletişim: [email protected]
================================================================================